İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Kırşehir Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.04.2019 tarihli ve 2019/100 Esas, 2019/205 sayılı Kararı ile sanık hakkında terör örgütü propagandası yapmak suçundan 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 7 inci maddesinin ikinci fıkrası, 7 inci maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 43 üncü, 62 inci ve 53 üncü maddeleri uyarınca mahkumiyet kararı verilmiştir.
2.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin, 17.11.2020 tarihli ve 2019/1549 Esas, 2020/984 sayılı Kararıyla sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 18.02.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
Sanığın temyiz istemi özetle;
1.Suçun unsurlarının oluşmadığına,
2.Lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine,
3.Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara,
İlişkindir.
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanığın eyleminin terör örgütü propagandası yapma suçunu oluşturduğunun kabulü ile mahkumiyet kararı verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda Bölge Adliye Mahkemesi tarafından " sanık hakkında sonuç olarak "1 yıl 16 ay 3 gün" hapis cezası ile cezalandırılması yerine hesap hatası sonucu "2 yıl 4 ay 3 gün" olarak fazla hapis cezasına hükmolunması" dışında bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
Boztepe Kaymakamlığı İlçe Jandarma Komutanlığı'nın yazısı ekinde gönderilen tespit tutanağında "delil 2" ve "delil 6" olarak numaralandırılan paylaşımlar dışındaki sosyal medya paylaşımlarının suç unsuru ihtiva etmediği belirlenerek yapılan incelemede;
11.04.2014 tarihli "delil 2" ve "delil 6" olarak numaralandırılan paylaşımlar yönünden;
Ayrıntıları dairemizin 09.02.2016 tarih, 2015/7466 Esas 2016/1025 sayılı Kararında açıklandığı üzere, sanığın muhatap kitle üzerindeki etkisi, paylaşımın terör örgütünün cebir, şiddet ve tehdit içeren yöntemlerini öven, meşru gösteren ya da bu yöntemlere başvurulmasını teşvik eden bir muhteva da içermediğinin anlaşılması karşısında; terör örgütünün propagandasını yapmak suçunun unsurlarının oluşmadığı ancak; yapılan paylaşımın, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/9-69-99 sayılı ve Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 05.06.2002 tarih 5079-6668 sayılı Kararlarında da işaret olunduğu üzere TCK'nın 215 inci maddesinde düzenlenen "kamu düzeni açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması halinde suçu ve suçluyu övme" suçunu oluşturacağı, bu husustaki takdir ve değerlendirmenin mahkemeye ait olduğu da gözetilerek, TCK’nın 215 inci maddesinde tanımlanan suçu ve suçluyu övme suçunun unsurları ve cezalandırılma şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği tartışılarak sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini yerine yerinde olmayan gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin, 17.11.2020 tarihli ve 2019/1549 Esas, 2020/984 sayılı Kararının, 5271 sayılı Kanun'un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği Tebliğname’ye aykırı olarak, üye ...'ın hukuka aykırı yöntemle delil elde edildiğinden suçun sübuta ermediğine dair karşı oyu ve oy çokluğuyla, BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Kırşehir Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
14.03.2024 tarihinde karar verildi.