B O Z M A Ü Z E R İ N E

Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.07.2014 tarihli ve 2013/206 Esas, 2014/232 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında dolandırıcılık suçundan beraat kararı verilmiştir.

2. İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.07.2014 tarihli ve 2013/206 Esas, 2014/232 Karar sayılı kararının katılan vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 18.06.2020 tarihli ve 2017/30746 Esas, 2020/6084 Karar sayılı kararı ile "sanık savunması, katılan beyanı ve tüm dosya kapsamına göre olayın başından itibaren hileli söz ve davranışlarda bulunmak suretiyle dolandırıcılık kastıyla hareket eden sanığın eyleminin 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 253 ve 254 maddeleri gereğince uzlaşma kapsamına alınan TCK’nın 157/1. maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, mahkumiyeti yerine yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde beraatine hükmedilmesi" nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

3. Bozma üzerine İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.03.2021 tarihli ve 2020/339 Esas, 2021/234 Karar sayılı kararı ile sanık ...'ın dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 51 inci maddesinin üçüncü, altıncı ve yedinci fıkraları uyarınca 1 yıl hapis ve 5 gün hapisten çevrili 100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılması ile 1 yıl denetim süresi belirlenmesine hükmedilmiştir.

Sanığın temyiz isteği; hükmün usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.

1. Sanık ...'ın katılan ile internet üzerinden tanıştıkları, katılandan değişik tarihlerde ve miktarlarda farklı bahaneler ile kendi hesabına para havale ettirdiği, hesaba gönderilen paranın sanık tarafından çekildiği, sanık ... ile katılanın arkadaşlık ilişkisini ilerlettikleri, sanık tarafından katılana evlilik teklif edildiği, bu suretle katılanın güvenini kazandığı, katılan ile daha sonra sanığın iletişimi kestiği bu şekilde üzerine atılı dolandırıcılık suçunu işlediği iddia olunmuştur.

2. Sanık, aşamalarda üzerine atılı suçlamayı kabul etmemiştir.

3. Katılan aşamadaki beyanında; "Sanıkla internet ortamında tanıştım. Arkadaşlığımız devam etti. Yazlığa gittiğimde yazlığa da gelerek bana evlenme teklif etti. Daha sonra yazlıktan döndükten sonra bana telefonda iddianamede belirtildiği gibi birisinin ölümüne neden olduğunu söyledi. Bu nedenle benden para istedi. Ben de kredi çekerek 7.000,00 TL parayı elden verdim. Daha önceki teknesindeki tamirat nedeniyle benden para istemişti. Ben de bu nedenle kendisine yeniden kredi çekerek para gönderdim. Ancak param olmadığını söylediğim zamanda kredi çekmem için beni zorladı. Sanıktan şikayetçiyim." şeklinde beyanda bulunmuştur.

4. Dosya bozma sonrası Uzlaştırma Bürosuna gönderilmiş ve katılanın uzlaştırmayı kabul etmemesi üzerine uzlaştırma gerçekleştirilememiş ve dosyanın iade edildiği anlaşılmıştır.

5. Mahkemece tüm dosya kapsamından sanığın atılı suçu işlediği kabul edilerek temyiz incelemesine konu mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.

1.Sanığın üzerine atılı dolandırıcılık suçunun, suç tarihi itibarıyla 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği ancak uzlaşmanın sağlanamadığı belirlenerek yapılan incelemede;

2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.03.2021 tarihli ve 2020/339 Esas, 2021/234 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün Tebliğname’ye uygun olarak oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

14.03.2024 tarihinde karar verildi.