İlk derece mahkemesi kararı kaldırılarak kurulan beraat hükmü
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
A. Adana 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.01.2020 tarihli ve 2018/438 Esas, 2020/27 Karar sayılı kararı ile sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, dördüncü fıkrasının (a) bendi, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkraları ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi ve 58 inci maddesi uyarınca 12 yıl 6 ay hapis ve 25.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
B. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin, yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusuna ilişkin olarak 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açılmaksızın yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanığın beraatına karar verilmiştir.
Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri özetle; sanığın eyleminin sabit olduğuna ilişkindir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 17.05.2022 tarihli ve 2020/14-248 Esas, 2022/359 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere; İlk Derece Mahkemelerince kabul edilen maddi mesele değiştirilmeden ve yeni bir delil araştırmasına girilmeden, Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılmaksızın hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf isteminin esastan reddine karar verilebileceği anlaşılmakla tebliğnamede bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
A. Adana Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü tarafından kullanılan şahit numunenin müsadere edilmemesi,
B. Uyuşturucu madde kullanıcısı ...'in olayın akabinde müdafi huzurunda kollukta alınan beyanının olay tutanağı ile uyumlu olduğu, tutanak mümzii anlatımları ile uyuşturucu alışverişinin yapıldığı aracın sanık tarafından kullanıldığının anlaşıldığı, olay sonrasında hemen yakalanan ve üzerinde ...'in beyanında bahsettiği alışveriş miktarını da içerecek kadar para da bulunan sanığın dosya kapsamına uygun düşmeyen inkâra yönelik savunması birlikte değerlendirildiğinde, uyuşturucu madde ticareti
ticareti yapma suçunu işlediğinin sabit olduğu gözetilmeden, mahkûmiyeti yerine beraatına karar verilmesi,
Hukuka aykırı görülmüştür.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Cumhuriyet savcısının temyiz istemi yerinde görüldüğünden Adana Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesi kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, Başkan Vekili ...'ün karşı oyu ve oy çokluğuyla BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdîren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
14.03.2024 tarihinde karar verildi.
K A R Ş I O Y G E R E K Ç E S İ
Ceza Muhakemesi Hukukuna göre, sanığın bir suçtan cezalandırılabilmesi için hakkındaki iddia ve isnatların her türlü kuşkudan arındırılmış kesin ve net delillerle ispat edilmesi koşuluna bağlıdır. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanamaz. Yüksekte olsa olasılığa dayanılarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Bu Yargılama Hukukunun en temel ilkelerinden olan ve "şüpheden sanık yararlanır" ilkesinin bir gereğidir.
Somut olayda; sanık hakkında, üzerinde uyuşturucu madde bulunan ...'a uyuşturucu madde satmak suçundan kamu davası açılmış, ilk derece mahkemesince sanığın bu suçtan mahkûmiyetine karar verilmiş, istinaf talebi üzerine Adana Bölge Adliye Mahkemesince mahkûmiyet hükmü kaldırılarak, sanığın beraatına karar verilmiştir.
Sanık tüm aşamalardaki savunmalarında, ...'a uyuşturucu madde satmadığını söylemiş, kullanıcı ...'da, kollukta sanıktan uyuşturucu madde satın aldığını söylemiş ise de; diğer tüm aşamalarda bu beyanından dönerek sanıktan uyuşturucu madde almadığını söylemiştir. Bu olaydan sonra sanığın üzerinde, içinde bulunduğu araçta ve evde yapılan aramalarda da herhangi bir uyuşturucu madde bulunmamıştır. Yapılan fiziki takipte uyuşturucu madde alışverişi görülmediği gibi tutanak tanıkları da beyanlarında, sanığın, ...'a uyuşturucu madde verdiğini görmediklerini belirtmişler, dava dışı kullanıcı sanık ...'ın kollukta verdiği (daha sonraki tüm aşamalarda döndüğü) beyanların dışında sanığın, ...'a uyuşturucu madde verdiğine ilişkin sanığın savunmasının aksine her türlü kuşkudan arındırılmış delil bulunmadığından sanığın beraatına ilişkin hükmün onanması görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun hükmün bozulması görüşüne katılmıyorum. 14.03.2024