Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, sanık hakkında hükmolunan netice cezanın türü ve miktarı itibariyle, 1412 sayılı Kanun'un 318 inci maddesi gereği reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.04.2015 tarihli ve 2015/100 Esas, 2015/147 Karar sayılı kararının Cumhuriyet savcısı (aleyhe), sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 04.11.2020 tarihli ve 2020/1129 Esas, 2020/2717 Karar sayılı ilâmı ile sanık hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan kamu davası açıldığı halde, bu eylem bölünerek yaralama suçundan cezalandırılmasına, tehdit suçundan beraatine karar verilmesi nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir.
2. Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.02.2021 tarihli ve 2021/2 Esas, 2021/84 Karar sayılı kararı ile; Sanık ... hakkında mağdur ...'e karşı kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 81 inci maddesinin birinci fıkrası, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi ve 58 inci maddesi uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir.
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle; eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeye, sanığın öldürme kastının olmadığına, sanığın atılı suçu işlediğine dair kesin ve somut delil olmadığına, haksız tahrikin varlığına, suç vasfının yaralama ya da tehdit olarak nitelendirilmesi gerektiğine, ilişkindir.
1. Sanık ...'ın üvey babası olan mağdur ... ve annesi ile birlikte yaşadığı, zaman zaman psikolojik sorunları nedeniyle kullandığı ilaç ve alkolün etkisiyle saldırgan tavırlar sergilediği, olay günü akşam saatlerinde evden çıktığı, alkollü olarak eve döndüğü, bu sırada mağdur ve sanığın annesi...'in, sanığı aramak için dışarda bulundukları, sanığın eve geldiğini haber alarak döndükleri, sanığın kapıyı açan mağdura elinde bulunan bıçak ile saldırdığı, "keseceğim, öldüreceğim" diyerek tehditlerde bulunduğu ve bıçağı mağdurun baş bölgesine doğru salladığı, mağdurun boyun hareketi ile bıçaktan kurtulduğu ve kulağından yaralandığı, daha sonra mağdurun karın bölgesine doğru bıçağı salladığı, ancak tanık İbrahim Murat'ın tutarak engellemesi ve mağdurun de bıçağı tutmak için hamle yapması ile mağdurun parmağından yaralandığı, sanığın eylemini gerçekleştiremediği anlaşılmıştır.
2. Sanık savunması, mağdur beyanları, tanıkların anlatımları, 17.04.2015 tarihli adli tıp raporu, tutanaklar, uzmanlık raporları, nüfus ve adli sicil kayıtları ile diğer tüm deliller dava dosyasında mevcuttur.
1.Tebliğname Yönünden
Dosya kapsamına göre; 17.03.2015 tarihli ve 2015/1564 soruşturma, 2015/720 Esas nolu iddianame ile sanık ... hakkında mağdur ...'e karşı kasten öldürmeye teşebbüs suçundan dava açıldığı, ilk derece mahkemesince verilen ilk hükmün Cumhuriyet savcısı tarafından aleyhe temyiz edildiği anlaşıldığından, sanık hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan kurulan hükümde, Mahkemenin kabul ve takdirinde bir isabetsizlik görülmediğinden, tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
2.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, mağdurdan sanığa yönelen haksız söz yada eylemin olmadığı, dosya kapsamında eksik incelemenin söz konusu olmadığı anlaşıldığından, sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin incelemesinde hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.02.2021 tarihli ve 2021/2 Esas, 2021/84 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
14.03.2024 tarihinde karar verildi.