Yağma suçundan sanıklar ... ve ... hakkında yapılan duruşma sonunda mahkumiyetlerine ilişkin İstanbul 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 05.11.2009 gün 2009/140-2009/340 sayılı kararının, Dairemizin 04.05.2011 gün 2010/31230 – 2011/6582 sayılı ilamı ile duruşmalı yapılan inceleme sonunda onanmasına karar verilmiştir.
Dairemizin anılan kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 19.03.2012 gün ve 2012/55063 sayılı yazı ile itiraz kanun yoluna başvurması üzerine, dosya Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmiş ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu'na intikal ettirilmiştir.
05.07.2012 gün ve 28344 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yasanın 99-101. maddeleriyle 5271 sayılı CMUK'nın 309. maddesindeki vaki değişikliğin, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nca henüz karara bağlanmamış itiraz kanun yolu konusu dava dosyasının öncelikle özel daire tarafından incelenmesini zorunlu kılması üzerine, anılan dosya Yargıtay Ceza Genel Kurulu Başkanlığı tarafından Dairemize gönderilmekle yeniden incelenerek değerlendirilip karara bağlanmıştır.
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Mahkeme tarafından Dairemizin 17.02.2009 gün ve 2008/8014- 2009/2947 sayılı bozma kararına uyularak yapılan kovuşturma sonucunda, 05.11.2009 tarihli karar ile, sanıkların mağdurların birlikte kaldıkları eve gece vakti cinsel ilişkide bulunmak için gittikleri, burada silahla tehdit etmek suretiyle para ve eşyalarını yağmaladıkları kabul edilerek, mağdur ...'a yönelik suç için 149/1-a-c-d-h, 62/1,53, sanık ... için 58/6-7-8. maddeleri gereğince 10'ar yıl hapis cezası ile, mağdur ...'ya yönelik suç için 149/1-a-c-d-h, 168/3-2.cümle, 62/1,53, sanık ... için 58/6-7-8. maddeleri gereğince 6'şar yıl 8'er ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına hükmedilmiştir.
Hüküm sanıklar savunmanı tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 08.12.2010 tarihli tebliğnamesinde hükmün onanmasını istenmiştir.
Dairemizin 04.05.2011 gün ve 2010/31230 – 2011/6582 sayılı kararında, hükmün onanmasına karar verilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 19.03.2012 gün ve 2012/55063 sayılı yazı ile Dairemizin kararına yönelik itiraz kanun yoluna başvurmuş ve “Yüksek Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 04/05/2011 gün ve 2010/31230-2011/6582 sayılı onama kararının kaldırılarak; mağdurlardan ...'ya karşı işlenen eylemden dolayı zararın soruşturma aşamasında giderildiğinin kabul edilmesi gerekirken kovuşturma aşamasında giderildiğinden bahisle TCK.nun 168. maddesinin üçüncü fıkrasının 1.cümlesi yerine aynı fıkranın 2.cümlesi ile uygulama yapan, diğer mağdur ...'a karşı işlenen eylemden dolayı ise adı geçenin kısmi iadeye rızasının bulunup bulunmadığı yada kovuşturma aşamasında zararının tamamen giderilip giderilmediği araştırılmadan etkin pişmanlık hükümlerini uygulamadığı gibi uygulamama nedenini de denetime olanak sağlayacak şekilde açıklamayan İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından sanıklar ... ile ... hakkında her iki mağdura karşı işlenen yağma suçundan dolayı verilen 05/11/2009 tarih, 2009/140 Esas-2009/340 Karar sayılı mahkumiyet hükmünün bozulmasına karar verilmesini” istemiştir.
İncelenen dosya içeriğine göre, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın itiraz yazısında ileri sürdüğü düşünce yerinde görüldüğünden İTİRAZIN KABULÜNE ve bu nedenle Dairemizin 04/05/2011 gün ve 2010/31230-2011/6582 sayılı onama kararı kaldırılarak yapılan incelemede:
Soruşturmanın sonuçlarını içeren tutanaklar, belgeler ve sanık ... için mağdur ...'a karşı işlenen yağma suçu yönünden duruşmalı inceleme sırasında ileri sürülen savunma doğrultusunda yapılan incelemede;
Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre, suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Mağdurlardan ...'nın mahkemedeki ifadesi esas alınarak, kendisine karşı işlenen eylemden dolayı zararın soruşturma aşamasında giderildiğinin kabul edilmesi gerekirken, kovuşturma aşamasında giderildiğinden bahisle, 5237 sayılı TCK.nun 168 maddesinin 3. fıkrasının 1.cümlesi yerine, aynı fıkranın 2. cümlesi ile uygulama yapılması,
2- Mağdur ...'a karşı işlenen eylemde, adı geçenin kısmi iadeye rızasının bulunup bulunmadığı ya da kovuşturma aşamasında zararının tamamen giderilip giderilmediği araştırılmadan, diğer mağdurun anlatımı esas alınmak suretiyle 5237 sayılı TCK.nın 168/3-4. maddesinde tanımlanan etkin pişmanlık hükümünün uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ... ve ... savunmanlarının temyiz dilekçelerinde ve sanık ... savunmanı Avukat ....’in duruşmada ileri sürdüğü tüm itiraz ve savunmaları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün, açıklanan nedenlerle istem gibi BOZULMASINA, 03.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.