Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmiş ve isteğin kanuni süresinde olduğu anlaşılmış ise de hüküm tarihinde taşınmazın değeri kanunda mürafaa için öngörülen 15,620 TL'yi geçmediği anlaşıldığından duruşma isteminin reddine, dosyanın evrak üzerinden incelenmesine karar verildi. Gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 159 ada 1 parsel sayılı 121,89 m2 yüzölçümündeki taşınmaz miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine taşınmazın kanunları uyarınca Hazine'ye intikal eden yerlerden olduğunu öne sürerek ve tapu kaydına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın davacı Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.

İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgeler eşliğinde saptanan dava niteliği dikkate alındığında mahkemece yapılan araştırma, soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir. Hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişiler ve tutanak tanıklarının sözleri olaylara dayanmayan soyut nitelikte gerekçesiz sözlerden ibarettir. Davacı Hazine dava konusu taşınmazların kanunları uyarınca Hazine'ye kalan yerlerden olduğu gerekçesiyle 60 ayrı taşınmazı 28.12.1987 tarihinde idari yoldan (ihdasen) adına tescil etmiştir. Davacı Hazine'nin dayanağı olan bu tapu kayıtlarından hangisinin dava konusu taşınmaza ait olduğu sorulup saptanmamış ve getirtilerek mahalline uygulanmamıştır. Öte yandan kadastro tespitinde saptanan hukuksal olgu ile keşifte saptanan hukuksal olgu birbirine aykırı düştüğü halde iki tutanak tanığı dinlenmiş diğeri dinlenmemiş, dinlenen tutanak tanıkları ve yerel bilirkişilerin beyanları da, soyut ve gerekçesiz sözlerin tekrarından ibarettir.
O halde saptanan dava niteliği dikkate alındığında sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle taraflardan delilleri sorulup saptanmalı, tanık bildirdikleri takdirde taşınmaz başında dinlenmeleri için adlarına davetiye çıkarılmalı, davacı tarafın tutunduğu tapu kayıtlarından hangisinin dava konusu taşınmaza ait olduğu belirlenerek ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri, varsa haritaları ile birlikte Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, tapu kayıtlarının revizyon görüp görmediği Tapu Sicil Müdürlüğünden sorularak belirlenmeli, başka taşınmazlara revizyon görmüş ve davalı oldukları saptandığı takdirde dava dosyalarının birleştirilip birleştirilmeyeceği yönü üzerinde durulmalı, daha sonra taşınmazın bulunduğu köyden yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi, tutanak bilirkişilerinin tümü, tarafların aynı yöntemle göstereceği tanıklar hazır olduğu halde çekişmeli taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi hükmü uyarınca davacı tarafın tutunduğu tapu kayıtlarının haritalarının ölçeği ile kadastro paftasının ölçeği eşitlendikten sonra haritalar çakıştırılarak yerel bilirkişi yardımı uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı, uygulamada tapu kayıtlarının revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlar varsa özellikle gözönünde tutulmalı, kuşkusuz tapu kayıtlarının dayanağı haritalar yoksa kayıtta tarif edilen sınır yerleri esas alınarak uygulama yapılmalı, tapu kayıtlarında tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, uzman bilirkişiye dayanılan tapu kayıtlarında tarif edilen sınır yerleri düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaret ettirilmeli, komşu taşınmazların dayanağı kayıtların dava konusu taşınmazı ne okuduğu üzerinde durulmalı, bu yolla dava konusu taşınmazın davacı Hazine'nin tutunduğu tapu kaydının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamasız saptanmalı, davacı Hazine'nin tapu kaydının tesis tarihi olan 28.12.1987 tarihinden geriye doğru 20 yıl içerisinde ne şekilde tasarruf edildiği taşınmazın öncesinin kime ait olduğu kimden kime kaldığı taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi, kanunları uyarınca Hazine'ye intikal edip etmediği hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrı ayrı olaylara dayalı bilgiler alınmalı, tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları ile yerel bilirkişi ve tanık beyanları arasında aykırılık bulunduğu takdirde tespit tutanağı bilirkişileri de dava konusu taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek, önceki keşiflerdeki beyanları da hatırlatılarak çelişki giderilmeli, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye, yerel bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, dava konusu taşınmazın kanunları uyarınca Hazine'ye intikal eden yerlerden olduğu sonucuna varıldığı takdirde bu nitelikteki taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetliğin süresi ne olursa olsun hukukça değer taşımayacağı düşünülmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı ...'ın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde davalı ...'a iadesine, 03.12.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.