SUÇLAR: Resmi belgede sahtecilik, dolandırıcılık
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İstanbul Anadolu 60. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.05.2016 tarihli ve 2015/244 Esas, 2016/271 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından mahkumiyet kararları verilmiştir.
Sanık müdafiinin temyiz isteği; hükmün usul ve yasaya aykırı olduğuna, olayın hukuki ihtilaf niteliğinde olup suçların unsurlarının oluşladığına, ilişkindir.
Sanığın ...'nun suç tarihinde katılana kendisini ... olarak tanıttığı, katılandan almış olduğu tuz karşılığında 05.12.2012 tanzim tarihli, 48.700,00 TL bedelli bonoyu ... adıyla sahte olarak tanzim edip verdiği, bonodaki adres bilgilerinin ve TC kimlik numarasının gerçeği yansıtmadığı, bu şekilde şüphelinin üzerine atılı dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediği iddiasıyla açılan kamu davasının yargılaması neticesinde, sanığın tevil yollu ikrarı, katılanın beyanı, suça konu bonodaki el yazıları ve borçlu imzalarının sanığın eli ürünü olduğuna dair uzmanlık raporunun içeriği, mahkeme gözlemi ve tüm dosya kapsamından edinilen kanaat ile sanığın üzerine atılı suçların sübut bulduğu kabul edilerek temyize konu mahkûmiyet kararları verilmiştir.
A. Sanık Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. Sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde, yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesine; "... ertelenen veya" ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen "... denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ..." ibarelerinin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasıfları ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
B. Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Sanığa yüklenen 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen dolandırıcılık suçu nedeniyle, hükümden sonra 02.12.2016 tarihli ve 29906 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaştırma işlemleri için gereği yapılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle hukuka aykırılık görülmüştür.
A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenlerle İstanbul Anadolu 60. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.05.2016 tarihli ve 2015/244 Esas, 2016/271 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname'ye uygun olarak oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenle İstanbul Anadolu 60. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.05.2016 tarihli ve 2015/244 Esas, 2016/271 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden başkaca yönleri incelenmeyen hükmün, 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
28.12.2023 tarihinde karar verildi.