Mahkumiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Kartal 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.03.2009 tarihli ve 2008/734 Esas, 2009/183 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 62 nci maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. Kartal 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.03.2009 tarihli ve 2008/734 Esas, 2009/183 Karar sayılı kararının katılan mağdure vekili ile sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesinin 23.05.2013 tarihli ve 2011/11062 Esas, 2013/6439 Karar sayılı kararı ile "Adli Tıp Kurumunun bilinen istikrarlı uygulamalarına göre de, eylem sonucunda mağdurenin ruh sağlınının bozulup bozulmadığına ilişkin tespitin, suç tarihinden itibaren en az 6 ay geçtikten sonra yapılması gerektiği, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 05.04.2011 gün ve 2011/56 Esas, 2011/76 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere; Adli Tıp Kurumu ilgili İhtisas Kurulundan veya Adli Tıp Kurumu Kanununun 7,23/B ve 31. maddeleri gereğince Yükseköğretim Kurumları veya birimlerine bağlı hastanelerden, konunun uzmanı bir çocuk psikiyatrisinin katılımı ile Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas kurulunun teşekkülüne göre oluşturulmuş en az 5 kişilik bir heyetten, suçun sonucunda mağdurenin ruh sağlığının bozulup bozulmadığı hususunda rapor alınarak, olay neticesi mağdurenin ruh sağlığının bozulduğu anlaşılır ise sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanunun 103/1(a)-6 maddesi kapsamında bulunup bulunmadığının tespiti ile bu husustaki delilleri tayin ve takdirinin yüksek dereceli ağır ceza mahkemesine ait olacağı ve görevsizlik kararı verilmesi gerekeceği gözetilmeden, suç tarihinden itibaren 6 ay geçmeden ve içinde çocuk psikiyatrisi de bulunmayan Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunun 31.10.2008 tarihli raporu esas alınarak, mağdurenin olay nedeni ile ruh sağlığının bozulmadığı kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması," nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

3. İstanbul Anadolu 28. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.12.2014 tarihli, 2013/363 Esas, 2014/427 Karar sayılı kararı ile görevsizlik kararı verilerek dosya Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmiştir.

4. İstanbul Anadolu 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.04.2016 tarihli ve 2015/133 Esas, 2016/133 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun 103 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği
Mahkumiyet kararının yerinde olmadığına, sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine, cezanın teşdiden verildiğine, verilen kararın bozulması gerektiğine ve dilekçesinde belirttiği diğer hususlara ilişkindir.

Katılan mağdurenin sanığın kendisine cinsel tacizde bulunduğu iddiası üzerine Cumhuriyet Savcılığınca katılan mağdurenin takibe alındığı, katılan mağdure yolda yürümekte iken sanığın, katılan mağdureyi harabe bir eve çağırdığı, güvenlik görevlilerince katılan mağdurenin peşinden harabe eve gidilerek gözetlemede bulunulduğu, sanığın bu sırada katılan mağdureye duvara yapıştırarak öpmeye çalıştığı, kalçalarını ellediği, "Gel sevişelim sana 50 TL para veririm" dediği ve daha sonrada katılan mağdureyi kolundan tutarak aynı yerde bulunan tuvalete doğru çektiği, bu durumun dosya arasında bulunan olay ve yakalama tutanağı ile güvenlik görevlilerince tespit edildiği, iddianamenin de olay ve yakalama tutanağında belirtilen sanığın bu eylemini kapsar şekilde açıldığı ve iddianamede sanığın üzerine atılı suçun katılan mağdure iddiası ve bu iddiayı doğrulayan dosya arasındaki olay ve yakalama tutanağı ile

Mahkemece sabit görülerek sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.

1. Karar başlığında 20.08.2008 olması gereken suç tarihinin 21.08.2008 olarak yazılması mahallinde düzeltilebilir maddi hata olarak kabul edilmiştir.

2. Mahkemenin gerekçesi ve tüm dosya kapsamına göre; yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırılarak vicdanî kanıya ulaşıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, kurulan hükümde hukuka aykırılık görülmemiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Anadolu 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.04.2016 tarihli ve 2015/133 Esas, 2016/133 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

27.12.2023 tarihinde karar verildi.