Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; elektrikli motosiklet sürücüsü ...'a 30.10.2014 tarihinde plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen aracın çarpması neticesinde yaralandığını, savcılığın daimi arama kararı verdiği araç sürücüsünün kazada %100 oranında kusurlu olduğunu belirtip belirsiz alacak davası olarak ikame ettiği davada iş gücü kaybı ve maluliyeti nedeni ile şimdilik 1.000,00 TL tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan talep etmiştir.

Davacı vekili toplam talebini 124.128,49 TL olarak artırmıştır.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; söz konusu kazanın davacı tarafından ispatlanması gerektiğini, tek taraflı beyanla ve bu beyana dayalı açılan soruşturma dosyasının tek başına delil olarak kabul edilemeyeceğini, kendilerine başvuru yapılmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla poliçe limiti ve kusur oranı ile sınırlı sorumlulukları olduğunu, kusur raporu ve Adli Tıp Kurumundan davacının maluliyetine dair rapor alınması gerektiğini, ancak dava tarihinden itibaren yasal faize karar verilebileceğini savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın trafik kazasından kaynaklı maddi tazminat istemine ilişkin olduğu, davacının kaza nedeni ile maluliyetinin belirlenmesi amacıyla alınan Adli Tıp Kurumu raporunda 30.10.2014 tarihli kaza nedeni ile davacının %10,3 oranında maluliyeti olduğu ve 9 ay iyileşme süresi olacağının belirtildiği, alınan kusur raporunda plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen araç sürücüsünün kazada %100 oranında kusuru bulunduğunun belirlendiği, tazminat hesaplaması yapılması için bilirkişi incelemesi yapıldığı, 04.07.2017 tarihli raporda davacının yaralanması ve kaza arasında illiyet bağı olmadığının beyan edildiği, rapora yapılan itiraz üzerine alınan hesap raporunda 124.128,49 TL tazminat miktarının belirlendiği, davacının taleplerini artırdığı, 30.10.2014 tarihli kazada davacının uğramış olduğu maluliyet nedeni ile oluşan zarardan davalının sorumlu olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne, 8.498,39 TL geçici iş göremezlikten kaynaklanan maddi tazminat ile 115.630,10 TL maluliyetten kaynaklanan maddi tazminat olmak üzere toplam 124.128,49 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde; kazanın ispatlanması gerektiğini, tanık ya da kamera görüntüsü olmadığını, davacının ifadesi dışında delil bulunmadığını, maluliyetin kaza ile illiyetinin olmadığını, kaza tarihinde davacının çocuk olduğunu, çocuk için geçici iş göremezlik zararının doğduğunun kabulünün hatalı olacağını, davacının sürücü belgesi olmadan araç kullandığını, ehil olmadığı için kazanın meydana gelme ihtimalini artırdığını, nitekim dava konusu trafik kazasının meydana gelmesine sebebiyet verdiğini, hesaplanacak tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının kaza tarihinde 15 yaşında olduğu, gelir getirici bir işte çalışmasına yönelik iddia ve ispat olmadığı geçici iş göremezlik zararının reddi gerekirken kabulü karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, davanın kısmen kabulü ile davacının kalıcı maluliyetinden doğan 115.630,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler ile kararı temyiz etmiştir.

Uyuşmazlık, plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen aracın, elektrikli motosiklet kullanan davacıya 30.10.2014 tarihinde çarpması sonucu davacının yaralanması nedeniyle uğradığı zarar nedeniyle sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90,91 inci maddeleri, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları, ... Yönetmeliği,

1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına yargılamaya hakim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, kask ve davacı maluliyeti arasında illiyet bağı olmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Davalının diğer temyiz itirazlarına gelince;
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 266 ve devamı maddeleri gereğince, çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verilir.

Somut olayda, kazaya ilişkin polis tutanağında kazaya ilişkin iz ve emareye rastlanmadığı belirtilirken, 04.07.2017 tarihli bilirkişi kurulu raporunda, davacının yaralanmasının kaza ile ilgili olduğuna dair dosyada bilgi ve belge olmadığı, davacıya çarparak kaçan kimliği belirsiz sürücünün bulunamadığı, belirtilen olay ile daimi arama kararında kazanın oluş şeklinin uyumlu olmadığı gerekçesi ile kusur oranının belirlenemediği ve tazminat hesaplaması yapılamadığı beyan edilmiştir. 04.09.2018 tarihli trafik polisi bilirkişiden alınan kusur raporunda ise davacı beyanına göre kusur analizi yapılacağı belirtilerek kazada davacının kusursuz, plakası tespit edilemeyen araç sürücüsünün ise tam kusurlu olduğu belirtilmiştir.

Ancak karara esas alınan kusur raporu yeterli değildir. Şu durumda dava konusu trafik kazasına ilişkin varsa ceza soruşturma dosyası da dosya arasına alınıp tüm deliller değerlendirilmek suretiyle tarafların olaydaki kusur oranlarının tespiti için Adli Tıp Kurumundan denetime elverişli, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.

1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE,

2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeple davalı vekilinin, temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

27.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.