HÜKÜM:
Kabul

Taraflar arasındaki davalı Kurum kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2017/25264 sayılı moda life eğitim kurumları ibareli marka başvurusunun, davalı gerçek kişinin moda eğitim kurumları ibareli markasına dayalı olarak yaptığı itiraz sonucu Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddedildiğini, bu karara karşı yaptıkları itirazlarının da dava konusu Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararıyla reddine karar verildiğini oysa müvekkili markalarında asli esas unsur olarak kullanılan modalife ibaresini 2000 yılında davalı Kurum nezdinde tescil ettirildiğini, modalife ibareli onlarca markalarının bulunduğunu, ayrıca T/02446 tescil numarası ile tanınmış markalar sicilinde de kayıtlı olduğunu, taraf markaları arasında iltibas bulunmadığını, müvekkilinin Ankara’nın en büyük Türkiye’nin ise sayılı firmaları arasında yer aldığını, itiraz sahibinin tescilli markaları ile müvekkilinin modalife ibareli markalarının eş zamanlı kullanılmasından kaynaklanan bir uyuşmazlığın doğmadığını, uzun süredir bir arada kullanılan markalar karşısında işaretin ticarette kullanılmasının terk edilmesinin istenemeyeceğini, özellikle 16. ve 41. sınıf emtialarının hitap ettiği tüketici kesiminin dikkat ve özeni gözetildiğinde itiraz sahibi markaları ile müvekkili markaları arasında işletmesel bağlantılandırmayı da tesis eden herhangi bir unsurun bulunmadığını, başvuru markasının müvekkilinin önceki markalarının serisi olarak algılanacağını ileri sürerek 2018-M-951 sayılı YİDK karaının iptali ile dava konusu markanın tescilini ve kararın ilanına karar verilmesini talep etmiştir.

1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davacının YİDK kararının iptali ile birlikte markanın tescilini ve kararın ilanının da talep ettiğini, her bir talep yönünden ayrı ayrı karar verilmesi gerektiğini, davacının bu talepleri YİDK kararının iptali talebinden bağımsız olduğundan bu taleplerin reddi ile müvekkili lehine ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, taraf markaları arasında iltibas bulunduğunu, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; kendi adına nizasız fasılasız surette kullanımla ayırt edici nitelik kazandırdığı moda eğitim kurumları esas unsurlu markasının aynısı ve/veya ayırt edilemeyecek kadar benzeri olan moda life eğitim kurumları ibareli markanın tescili için davacının başvuruda bulunduğunu, başvuruya yaptığı itirazın davalı Kurum tarafından kabul edildiğini, maliki olduğu moda markasını özellikle 16., 35. ve 41. sınıflarda tescil ettirdiğini, söz konusu markada öncelik ve üstün hak sahibi olduğunu, markalar arasında benzerlik ve iltibas bulunduğunu, davacının şimdiye kadar tescil ettirdiği markalarının 20., 35. ve 37. sınıflarda olduğunu, davacının eğitim öğretim alanında herhangi bir marka başvurusu veya tescili bulunmadığını, davacının tanınmışlığının ve yatırımlarının mobilya/ev eşyası sektöründe olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu marka başvurusu ile davalı şahsın redde mesnet alınan markası arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında karıştırılma ihtimali bulunduğu, davacının dava konusu başvuru yönünden müktesep hakkı bulunmadığı, dava konusu YİDK kararının yerinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece eksik inceleme ile karar verildiğini, itiraz dilekçelerinin dikkate alınmadığını, taraf markaları arasında bir benzerlik bulunmadığını, müvekkilinin modalife ibareli birçok markası olduğunu ve bu ibarenin tanımış marka olarak da tescilli bulunduğunu, markanın tescil edilmek istendiği 16. ve 41. sınıf mal ve hizmetlerin tüketicilerinin dikkat seviyesi yüksek bilinçli tüketiciler olduğunu, bu bakımından iltibas ihtimalinin gerçekçi bulunmadığını, müvekkilinin dava konusu başvuru üzerinde önceki marklarından kaynaklı müktesep hakkı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf markalarında ortak olarak bulunan MODA kelimesinin asıl unsur olarak yer aldığı, markalar arasında karıştırılma ihtimalinin varlığı değerlendirilirken, markaların birbirlerine olan görsel, sescil ve kavramsal benzerlikleri yanında, markaya konu unsurların ayırt edicilik gücünün de dikkate alınması gerektiği, MODA ibaresi tek başına tanımlayıcı bir ibare olduğundan ve kimsenin tekeline bırakılacak ibarelerden olmadığından, davacının başvuru markasında yer alan life ibaresinin başvuruya ayırt edicilik kattığı, davacının eski tescillerinin kendisine müktesep hak sağlayacak mahiyette olmadığı, idari nitelikteki tescil isteminin Mahkemelerce karşılanamayacağı, feri nitelikteki talepler bakımından davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne, YİDK'in 08.02.2018 tarih, 2018-M-951 sayılı kararının iptaline, davacı vekilinin marka başvurusunun tescili ve hükmün ilanı taleplerinin reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; davada çekişmeli bulunan mal ve hizmetler sınıfı bakımından moda kelimesinin tanımlayıcı olmadığını, dayanılan emsal kararların yanlış değerlendirildiğini, life ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, markalar arasında benzerlik şartının gerçekleştiğini ve Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

Dava, davacının marka başvurusu üzerine verilen YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6769 sayılı Kanun'un 5 inci ve 6 ncı maddesinin birinci fıkraları.

6769 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi gereği ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin sunulduğu zamanı gösteren veya malların ya da hizmetlerin diğer özelliklerini belirten işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretler marka olarak tescil edilemez. Bu madde kapsamında mühim olan hususun marka olacak işaretin tescil edilmek istenen mal ve hizmetler bakımından tanımlayıcı olup olmadığı; yani soyut ayırt ediciliği olan bir işaretin somut ayırt ediciliğinin bulunup bulunmadığı hususudur.

Somut olayda, davacının başvuru markası "MODA LİFE EĞİTİM KURUMLARI" ibareli, davalının itiraza mesnet markaları ise "ÖZEL MODA EĞİTİM KURUMLARI", "MODA OKULLARI EĞİTİMDE YENİ MODA", "MODA YAYINCILIK YAYINCILIKTA YENİ MODA" ibareli markalardır. Diğer bir ifade ile itiraza mesnet markalar "MODA" ibareli markalardır. Taraf markalarının bir bütün olarak karşılaştırılması yapıldığında, markalardaki ortak unsurların; "moda, eğitim ve kurumları" ibareleri, farklılık gösteren unsurların ise başvuru markasında "life" (anlamı: hayat, yaşam) ile redde mesnet markalardan 2016/30585 nolu markadaki "özel" ibaresi olduğu, "life" İngilizce bir sözcük olup tüketicilerin sıklıkla karşılaştığı, neredeyse her alanda kullanılmakta olan bir ibare olduğu için markaların farklılaşmasını sağlayacak nitelikte olmadığı, markalar arasında işitsel olarak markasal algı yaratacak olan "moda" ibaresinin ortak olması nedeniyle benzerlik ilişkisi kurulabileceği, dolayısıyla başvuru markası ile itiraza mesnet markalarda asıl veya ayırt edici unsurun "moda" ibaresi olduğu, tescil kapsamlarına göre diğer ibarelerin tali unsur olduğu, dava konusu marka başvurusunda aynı veya benzer olan mal ve hizmetler bakımından "moda" ibaresinin tanımlayıcı olmadığı, taraf markalarında ortak olan ve uyuşmazlık kapsamındaki mal/hizmetlerle ilgili olan eğitim kurumları ibaresinin ilgili tüketici nazarında herhangi bir markasal algı oluşturmayacağı açık olup Bölge Adliye Mahkemesince uyuşmazlık konusu mal ve hizmetlerin farklı olduğu bir emsale dayanılarak moda ibaresinin tanımlayıcı olduğundan bahisle hüküm kurulması doğru olmamıştır.

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

14.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.