Esastan ret
Taraflar arasındaki marka hakkına tecavüzün tespiti ve önlenmesi, marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve tetkik hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin Ankara merkezli olarak kurulduğunu, 12.07.2017 tarih ve 2017/53998 sayılı “İMKON” markasını adına tescil ettirdiğini, İmkon Müşavirlik Eğitim İnşaat Taah. San. ve Tic. A.Ş.’nin ise davalı konfederasyonun başkanı tarafından 28.11.2014 tarihinde kurulduğunu, bu durumun öğrenilmesi üzerine 20.12.2017 tarihli ihtarname ile muhatap şirket unvanının marka haklarına tecavüz ettiği ve bu aykırılığın giderilmesi gerektiği hususunda İmkon Müşavirlik Eğitim İnşaat Taah. San. ve Tic. A.Ş.’nin ihtar edildiğini, bunun üzerine ilgili şirketin 25.12.2018 tarihinde isim değişikliğine giderek İMK Global İç ve Dış Ticaret İnşaat Taahhüt Danışmanlık Hizmetleri A.Ş. unvanını aldığını, buna rağmen bu şirketin yetkilisi ve davalı konfederasyonun başkanı olan Tahir Tellioğlu’nun, başkanı olduğu konfederasyon üzerinden marka hakkına tecavüz fiilini işlemeye devam ettiğini, konfederasyon ve şirketin aynı adresi paylaştıklarını, aynı kişiler tarafından idare edildiklerini, ilgili adreste İMK Global’e ait hiçbir ibare bulunmamasına rağmen tüm tabela ve panolar ile bina üzerinde “İMKON” ibaresinin kullanıldığını, İMK Global’e ait adres bilgilerini içeren davalıya ait “www.imkon.org.tr” internet adresinin de davacıya ait “www.imkon.com.tr” internet adresi ile şaibeye mahal verecek şekilde benzer olduğunu, tarafın sorumluluktan kurtulmak için şirket unvanını değiştirmesine rağmen konfederasyon üzerinde “İMKON” ibaresini kullanmaya devam ettiğini, davalı tarafından ayrıca 2019/19188 sayılı “...” markasının tescil ettirildiğini, aynı yetkililer tarafından 2019/19194 sayılı “İMK Global” markasının da tescil ettirildiğini, Konfederasyon tarafından tescil ettirilen 2019/19188 sayılı marka ile davacıya ait marka arasında ortak emtia alanı bulunmuyorsa da tarafların aynı alanda faaliyet gösterdiğini, Konfederasyon ile İMK Global şirketi arasında organik bağ bulunması nedeniyle davalı Konfederasyonun da İMK Global üzerinden davacının faaliyet yürüttüğü alandaki emtia sınıflarına iştirak ettiğini, davacı markasında olduğu gibi “İMK Global” markasının emtia sınıfları arasında da 37. sınıfın yer aldığını, İMK Global’in internet sitesinde İMK Global logosu kullanılmasına rağmen sitenin “http://www.imkon.org.tr” internet sitesine yönlendirildiğini, bu internet sitesinde de “İnşaat Şirketi” ibarelerinin kullanılıyor olmasının Konfederasyonun gerçek faaliyet alanını göstermekte olduğunu, aynı sayfada “İMKON A.Ş.” başlıklı paylaşımlar da yapıldığını, bütün bu hususların Konfederasyonun kötü niyetli olarak faaliyet alanından farklı sınıflarda tescil aldığını gösterdiğini, amaçlarının Konfederasyon üzerinden davacı markasına tecavüz fiilini devam ettirmek olduğunu, Konfederasyonun sadece markasının tescil kapsamında yer alan 41. sınıfta değil 37. sınıfta da faaliyet yürüttüğünü, Konfederasyon Tüzüğünde de “Konfederasyon, inşaat sektörü ile ilgili doğrudan veya dolaylı her türlü alanda faaliyet gösterir” ifadesinin yer almasının müvekkili ile aynı alanda faaliyet yürüttüğünü gösterdiğini, buna rağmen davalının markayı tescil ettirirken kötü niyetli olarak faaliyet alanına 37. sınıfı ekletmediğini, davacı şirketin inşaat sektörü ve bağlantılı sektörlerde ulusal düzeyde faaliyet gösteren ve yaygın şekilde bilinen bir şirket olduğunu, davalıya tecavüzün ortadan kaldırılması için ihtarname keşide edilmesine rağmen hiçbir adım atılmadığını, bu nedenle davalı yetkilileri aleyhinde Savcılık nezdinde suç duyurusunda bulunulduğunu ileri sürerek markaya tecavüzün tespitine ve önlenmesine, “İMKON” ibaresi ve logosunun davalı tarafından kullanılmasının önlenmesine, internet sitesinin erişime kapatılmasına, davalı adına tescilli 2019/19188 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesi talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; ... ile İMK Global İç ve Dış Ticaret İnşaat Taahhüt Danışmanlık Hizmetleri A.Ş. arasında organik bağ bulunduğu iddiasının dayanaksız olduğunu, Konfederasyon ile şirketin farklı kurumsal yapılara sahip, farklı alanlarda hizmet veren kuruluşlar olduğunu, İmkon İnşaat Müteahhitleri Konfederasyonunun ticari alanda faaliyeti bulunmayıp bir sivil toplum örgütü olup misyonunun müteahhitlerin sorunlarını tartışıp çözüm önerileri sunmak olduğunu, bu amaçla gerçekleşen etkinlik ve toplantılardan başka bir faaliyetinin bulunmadığını, 2019/19188 sayılı markanın da Konfederasyonun bu faaliyetlerine uygun olarak 41. sınıfta tescil ettirildiğini, davacı markasının ise başka sınıflarda tescilli olduğunu, davacının 2017 yılında İmkon Müşavirlik A.Ş.’ye ihtarname gönderirken Konfederasyona yönelik herhangi bir girişimde bulunmayarak Konfederasyonun farklı alanlarda ve hukuka uygun şekilde faaliyet gösterdiğini kabul ettiğini, Konfederasyon ile İMK Global A.Ş.’nin aynı adreste faaliyet göstermesinin hukuka aykırı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı Konfederasyonun marka ve logosu altında yürütülen faaliyetlerin davacı adına 2017/53998 sayı ile tescilli markasının tescili kapsamında bulunan 06,35,37,40 ve 42. sınıflardaki mal ve hizmetlerle aynı ya da benzer türden olmadığı, ayrıca davalı kullanımlarında “İMKON” ibaresi altında “İNŞAAT MÜTEAHHİTLERİ KONFEDERASYONU” açıklamasının yer aldığı, ek olarak taraflara ait markaların yazı karakteri, renk, logo ve tasarımlarının da tamamen farklı olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, davalı kullanımları ile davacı adına tescilli marka arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı, yine dava dışı şirketin kullanımlarının da davacının marka kapsamında bulunan mal ve hizmetlerinde gerçekleşmediği, hükümsüzlüğü talep edilen davalıya ait 2019/19188 sayılı marka ile davacı adına 2017/53998 sayı ile tescilli olan markanın aynı ya da benzer mal ve hizmetler için karıştırılacak düzeyde benzer bulunmasına rağmen markaların tescil kapsamında bulunan mal ve hizmetlerin aynı ya da benzer olmadığı, ayrıca markaların ihtiva ettiği şekli ve tali unsurlarındaki farklılıklar da dikkate alındığında markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı, davalının kötü niyetli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece alınan bilirkişi raporunun çelişkili olduğunu, davalı ile dava dışı şirket arasında organik bağın ve marka işaretlerinin benzer olduğu tespit edilmesine rağmen faaliyet alanlarının farklı bulunduğu gerekçesiyle markaya tecavüz ve hükümsüzlük koşullarının oluşmadığının bildirildiğini, rapora karşı itirazlarının dikkate alınmadığını, gerekçeli kararın bilirkişi raporunun birebir aynısı olduğunu, davalı kullanımlarının müvekkilinin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini, her ne kadar davalının faaliyet alanı farklı olsa da davalının müvekkili ile aynı alanda faaliyet gösteren İMK Global Şirketi üzerinden "İMKON" ibaresini inşaat alanında kullandığını, diğer taraftan davalının tüzüğünde de inşaat alanında faaliyet gösterdiklerinin yazılı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak dosyanın yeniden incelenmek üzere İlk Derece Mahkemesine gönderilmesini istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 2017/53998 sayılı markası kapsamında yer alan 6,35,37,40 ve 42. sınıfta yer alan mal ve hizmetlerle dava konusu 2019/19188 sayılı marka kapsamında yer alan 41. sınıf hizmetler arasında benzerlik olmadığı, taraf markaları arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında iltibas bulunmadığından dava konusu markanın hükümsüzlüğü koşullarının oluşmadığı, davalının kötü niyetli bulunduğunun ispatlanamadığı, diğer taraftan marka tecavüz iddiasının da yerinde olmadığı, zira Mahkemece alınan bilirkişi raporunda açıklandığı üzere davalı Konfederasyonun davacının markası kapsamında yer alan mal ve hizmetlerde bir kullanımının bulunmadığı, Konfederasyon Tüzüğünde faaliyet alanı olarak inşaat sektörü yer alsa da, davalının bu alanda fiilen faaliyet gösterdiği ispatlanmadan bu hususun tek başına davalının inşaat alanında faaliyet gösterdiği anlamına gelmeyeceği, dosya kapsamına sunulan delillerle de davalının inşaat alanında faaliyet gösterdiğinin ispatlanamadığı, ayrıca davacı tarafça ileri sürülen davalı ile dava dışı İMK Global Şirketi arasında organik bağ bulunduğu, davalının bu şirket üzerinden "İMKON" markası ile inşaat alanında faaliyet gösterdiği iddialarının da ispatlanamadığı, Mahkemece alınan bilirkişi raporunda dava dışı İMK Global Şirketinin kullanımlarının da davacı markalarının tescilli olduğu mal ve sınıflarda gerçekleşmediğinin belirtildiği, yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Konfederasyon Tüzüğünden inşaat ibaresi çıkartılmadığı sürece faaliyette bulunma ihtimalinin devam ettiğini, davalı ile dava dışı şirket arasında organik bağ bulunduğunu, yapılan incelemede istinaf nedenlerinin dikkate alınmadığını, çelişki bulunan bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulduğunu, gerekçeli karar haklarının ihlal edildiğini, İlk Derece Mahkemesi gerekçesinin bilirkişi raporunun kopyası olduğunu, davalı yanın tüzüğünde "inşaat sektörü ile ilgili doğrudan veya dolaylı her türlü alanda faaliyet gösterir" ibaresinin bulunduğunu, yani bypass dışında davacı ile aynı emtia sınıfında faaliyet gösterildiği tüzükleri ile ikrar edilmişken bilirkişinin ve Mahkemenin farklı emtia sınıflarında faaliyet gösterildiği gerekçesinin yerinde olmadığını, marka hakkına tecavüz edildiğini, davalı Konfederasyonun şirket üzerinden faaliyet gösterdiğini belirterek ve istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itiraz sebeplerini tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
Dava, markaya tecavüzün tespiti, men'i ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.