2.Technopc Teknoloji Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi
(Eski Unvan: Yücel Elektirk Elektronik Otomotiv İnş. Tur. San. Ltd. Şti.) vekilleri Avukat ...
Esastan ret
Taraflar arasındaki davalı Kurum kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili ve davalı şirket vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin dünyanın birçok ülkesinde tescilli NEXT esas unsurlu onlarca tanınmış markanın sahibi olduğunu, NEXT esas unsurlu NEXTBOOK ibaresinin tescili için yaptıkları 2014/101657 numaralı marka başvurusunun Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından davalı Şirkete ait 2013/101749 sayılı technopc nextbook ibareli markaya dayalı olarak 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca kısmen reddine karar verildiğini, bu karara yaptıkları itirazın ise Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından reddedildiğini, başvurularının reddine ilişkin YİDK kararının haksız ve hukuka aykırı bulunduğunu, müvekkilinin NEXT ve NEXT ibaresini havi markalar üzerinde öncelik hakkını haiz olduğunu, dava konusu markanın gerçek hak sahipliğinin müvekkiline ait bulunduğunu, müvekkili başvurusu ile redde mesnet marka arasında herhangi bir ayniyet/benzerlik bulunmadığını, müvekkilinin 35. sınıfta bulunan hizmetleri kapsayan 2003/21955 sayılı NEXT ibareli tanınmış markasının bulunduğunu ve bu markadan kaynaklı müktesep hakkının olduğunu, redde mesnet gösterilen tanınmış olmayan markanın müvekkilinin tanınmış markasının tescilini engellemeyeceğini, NEXT ibaresinin aynı zamanda müvekkilinin ticaret unvanının kılavuz unsuru olduğunu, müvekkili Şirketin iştigal alanının tescil başvurusunda bulunduğu hizmetleri kapsadığını, müvekkilinin NEXT ve NEXT esas unsurlu markalarının seri marka olduğunu, davalı şirket adına tescilli 2013/101749 no.lu markanın müvekkilinin gerçek hak sahibi olduğu markalarla iltibasa yol açacak düzeyde benzer bulunduğunu, ayrıca 556 sayılı KHK’nın 8 inci maddesinin üç ve beşinci fıkraları ile 42 nci maddesi uyarınca da davalı markasının hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğunu, davalı Şirketin marka tescilinin kötü niyetli olduğunu ileri sürerek YİDK'in 2016-M-4845 sayılı kısmi ret kararının iptaline, dava konusu 2014/101657 sayılı marka tescil başvurusunun tümüyle tescil işlemlerinin devamına, davalı Şirket adına tescilli 2013/101749 numaralı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, başvuru kapsamından çıkarılan hizmetler yönünden dava konusu başvuru ile redde mesnet marka arasında ayniyete yakın benzerlik bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde; YİDK kararının isabetli olduğunu, müvekkilinin markası ile davacının markasının birbirinden ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, müvekkili markasının hükümsüzlüğü koşullarının oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile açılan davada mutlak red nedeni yapılan marka sahibine husumet yöneltilemeyeceği, dava konusu markanın redde mesnet marka ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğu, mal ve hizmetler itibariyle de aynı/aynı türden bulundukları, YİDK karar tarihinde redde mesnet markanın geçerli ve koruma altında olması sebebiyle YİDK kararının yerinde olduğu zira 556 sayılı KHK'ın 8 inci maddenin üçüncü ve beşinci fıkralarında belirtilen hakların mutlak tescil engelini aşamayacağı, davacının da işbu başvurusuna müktesep hak sağlayacak markası bulunmadığı, hükümsüzlük talebi yönünden ise, redde mesnet markanın da davacı markaları ile mülga 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında benzer olduğu, mal ve hizmetler itibariyle de aynı/benzer bulunduğu, bu nedenle hükümsüzlük koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, YİDK kararının iptal talebi yönünden davalı şirket hakkındaki davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, Kurum hakkındaki davanın da esastan reddine, hükümsüzlük talebi yönünden davanın kabulü ile davalı şirket adına tescilli 2013/101749 sayılı markanın tescilli olduğu sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı şirket vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; redde mesnet markanın hükümsüzlüğüne dair verilen kararın geriye yürütülmesi ve bu nedenle de dava konusu YİDK kararının iptaline karar verilmesi gerektiğini, mevzuatta markanın hükümsüzlüğüne ilişkin kararın sonuçlarının geçmişe etkili olduğunun düzenlendiğini, müvekkilinin NEXT asıl unsurlu markalar üzerinde önceye dayalı hak sahibi olup, başvuru konusu markanın da gerçek hak sahibi bulunduğunu, müvekkilinin dava konusu başvuru üzerinde önceki markalarından kaynaklanan müktesep hakkının olduğunu, bu husustaki emsal yargı kararlarının mahkemece dikkate alınmadığını, müvekkilinin uzun yıllardır başvuru konusu markayı nizasız ve fasılasız biçimde kullandığını, müvekkilinin NEXT esas unsurlu markalarının tanınmış olduklarını, bu hususun da mahkemece dikkate alınmadığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının aleyhe olan kısmının kaldırılmasını ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı Şirket vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin technopc ibareli markaları 15.04.2013 ve 28.08.2014 tarihlerinde adına tescil ettirerek yıllardır kullandığını, piyasada bu markalar ile bilinirlik sağladığını, ilk derece mahkemesinin technopc ibaresinin teknoloji ile ilgili olması sebebiyle tüketicide herhangi bir etki uyandırmayacağı tespiti ve gerekçesinin hatalı olduğunu, bu ibarenin teknoloji ile ilgili olmasının tek başına ayırt ediciliğini ortadan kaldırmadığı gibi müvekkili tarafından markanın yüksek tanınırlık düzeyine ulaştırıldığını ve bu tanınırlık sebebi ile tüketici çevresinde ayırt edicilik kazandığını, davacının Next markası hiçbir dönemde tablet işine girmediğini, davacının bu davayı açmakta hiçbir menfaatinin bulunmadığını, dava konusu markada yer alan next ibaresinin, notebook türü ürünlere konulmuş olan markalardaki note ibaresinin üstlenmiş olduğu rol ve görevi yerine getirdiğini, Next ibaresinin ise yalnızca bir nevi benzer bir emtia olan notebookları çağrıştırdığını ve bir sonraki nesil algısını uyandırdığını, tablet, minipc, notebook gibi ürünlerde markaların, emtianın önünde yer alan marka ve üretici adı ile belirlendiğini, bu sebeple tüketicinin en başta yer alan markaya odaklandığını, müvekkili markasının asli unsurunun Technopc ibaresi olduğunu, müvekkili markası ile davacı markaları arasında iltibas tehlikesinin bulunmadığını, davacı adına tescilli markaların kullanılıp kullanılmadığı hususunda herhangi bir denetim ve inceleme yapılmaksızın bu markaların seri marka olarak kabulünün doğru olmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın tümden reddine karar verilmesini istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından re'sen uygulanacak mutlak ret nedeni kapsamında bir marka başvurusunun reddedilebilmesi için, başvuru konusu işaretle önceki tarihte tescil edilen veya tescil başvurusu yapılan markaların hem emtia listelerinin aynı veya aynı tür mal ve hizmetleri kapsaması hem de marka işaretlerinin aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olması gerektiği, başvuru konusu NEXTBOOK ibaresi ile redde mesnet technopc nextbook ibaresi arasında bu anlamda bir benzerliğin bulunduğu, zira redde mesnet markada technopc ibaresinin çok küçük olarak yazıldığı ve markada dikkati çeken ilk unsurun nextbook ibaresi olduğu, dava konusu başvurunun da yalnızca nextbook ibaresinden oluştuğu, görüldüğü üzere marka işaretleri arasında ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunduğu, başvuru kapsamından çıkarılan hizmetlerin de redde mesnet markanın kapsamındaki hizmetlerle aynı tür olduğu, YİDK kararının iptali istemi ile açılan davaların, YİDK kararının verildiği tarihteki hukuki duruma göre çözümlenmesi gerektiğinden ve dava konusu YİDK kararının verildiği tarih itibariyle redde mesnet marka hüküm ifade ettiğinden, redde mesnet markanın daha sonra hükümsüz kılınmasının eldeki davaya bir etkisinin olmadığı, müktesep haktan bahsedebilmek için karşılaştırılmaya konu markaya yanaşılmaması gerekli olup somut olayda book ibaresinin varlığı nedeniyle redde mesnet markaya yanaşıldığı ve bu itibarla dava konusu başvuru üzerinde davacının müktesep hakkının olmadığı, bunun dışında davacının önceki tarihli tescilsiz fiili kullanımlarının da kendisine dava konusu başvuruyu tescil hakkı sağlamayacağı, ancak marka başvurusuna itiraz hakkı sağladığı, tüm bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf itirazlarının yerinde bulunmadığı, davalı Şirket adına tescilli 2013/101749 sayılı technopc nextbook ibareli marka ile davacı adına tescilli NEXT asıl unsurlu markalar arasında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, her ne kadar davalı tarafça, adlarına tescilli markanın asli unsurunun technopc ibaresi olduğu savunulmuş ise de gerek davalı markasına ilk bakışta dikkati çeken unsurun, büyük puntolarla yazılarak öne çıkarılan nextbook ibaresi olması, gerekse teknopc ibaresinin marka kapsamındaki hizmetler yönünden ayırt ediciliğinin zayıf bulunması hususları gözetildiğinde bu savunmanın yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı ve davalı şirket vekillerinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı şirket vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
Davacı ve davalı şirket vekilleri temyiz dilekçelerinde istinaf dilekçelerindeki beyanlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemişlerdir.
Dava, davacı şirketin marka başvurusunun mutlak ret nedenine dayalı olarak reddine ilişkin Kurum kararının iptali ile mutlak ret nedenine mesnet olan davalı markasının iltibas ve diğer nispi ret nedenlerine bağlı olarak hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. Mülga 556 sayılı KHK'nın 7 ve 8 nci maddeleri.
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı ve davalı şirket vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacı ve davalı şirkete ayrı ayrı yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.Başkan V.