İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi25. Ceza Dairesinin 25.12.2020 tarihli kararının katılan Bakanlık vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü;
Ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 10.10.2019 tarihli ve 2019/9.MD-355 Esas, 2019/596 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; katılan Bakanlık vekilinin yokluğunda verilip 18.02.2021 tarihinde usûlüne uygun şekilde tebliğ edilen karara karşı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 294 inci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen "Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır." hükmü uyarınca kanunî süresi içerisinde 19.02.2021 tarihli, temyiz sebebi içermeyen dilekçe ile temyiz isteminde bulunduğu; ancak aynı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrasında "temyiz dilekçesinin temyiz sebeplerini içermediği" anlaşıldığından, katılan Bakanlık vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, açıklanan gerekçe ile Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla ve üye ...'ın karşı oyuyla REDDİNE,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bakırköy 16. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilamının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
14.03.2024 tarihinde karar verildi.
(Karşı Oy)
Davasız bir yargılama yapılamaz. (YCGK 19.01.2016 gün 2015/6-542 E. 2016/22 K.) Yargıtay tarafından önüne gelen olay ile ilgili bir temyiz incelemesi yapabilmesi için de şüphesiz ki yöntemince açılmış bir "temyiz davası"nın bulunması gerekir.
Hukukumuzda otomatik / re'sen gerçekleşen bir temyiz yolu bulunmamaktadır. Bu nedenle bir temyiz davasından söz edilebilmesi için CMK'nın 286 ve devamı maddelerine göre yapılmış bir talep bulunmalıdır. Bu temyiz talebinin istek ve kanunda öngörülen süre koşulu dışında 5237 sayılı Kanun ile getirilen "temyizde gerekçe gösterme" şartını da taşıması gerekir.
CMK'nın 294. Maddesinde "Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır" hükmü düzenlenmiştir.
Buna göre; istinaf kanun yolundan farklı olarak temyiz kanun yolunda ilgili "hükmün hukuka aykırı olması" nedenini ileri sürerek hükmün esasına etkili olan maddi olayların yanlış değerlendirildiğini veya yargılama hukukuna aykırılık oluşturan hususları belirtmek zorundadır. Kanun koyucu soyut olarak "temyiz gerekçesi" kavramını dahi tercih etmeyerek temyiz nedenini daha somut bir ifade ile "hükmün neden dolayı bozulmasının istendiği" şeklinde belirtmiştir. Burada belirtilen nedenler elbetteki Yargıtay'ın da temyiz incelemesinin sınırlarını belirlemesi yönünden önem arz etmektedir. CMK 289. Madde sayılan haller haricinde temyiz incelemesi ancak temyiz dilekçesinde belirtilen hususlara ilişkin olarak yapılabilecek, diğer konular inceleme dışında tutulacaktır.
CMK 295. Maddesinde temyiz dilekçesinin gerekçe içermemesi halinde temyiz başvurusu için belirlenen sürenin bitmesinden veya gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde hükmü temyiz olunan bölge adliye mahkemesine bu nedenleri içeren bir ek dilekçe verilebileceği belirtilmiştir. Buna göre temyiz dilekçesi bir gerekçe içermiyor ve yasal süresi içerisinde gerekçeye ilişkin eksikliği giderilmeyen dilekçelerin CMK 298. Maddesine dayanılarak reddedileceği şüphesizdir.
Sayın çoğunluk tarafından katılan Bakanlık vekilinin 19.02.2021 tarihli temyiz dilekçesinin temyiz sebebi içermediği gerekçesi ile reddine karar verilmiş ise de;
Anılan dilekçe içeriğinde "... İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin yukarıda esası belirtilen kararı usul ve esas yönünden hukuka aykırı olup, bozmayı gerektirmektedir. Şöyle ki;
İstinaf Mahkemesince istinaf dilekçemizde sunduğumuz sebepler gözetilmeksizin karar verilmiş olup istinaf dilekçemizde belirttiğimiz gerekçeler yönünden dosyanın yüksek mahkeme tarafından bir kez daha incelenmesi gerekmektedir...."
Şeklinde yazılmak suretiyle temyiz dilekçesinde istinaf dilekçesine atıf yapıldığı anlaşılmaktadır. Böyle bir durumda elbetteki atıf yapılan dilekçeye bakılmalı, burada CMK'nın 294. maddesi anlamında bir gerekçe bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Eğer temyiz gerekçesinin mevcut olduğu görülürse istinaf dilekçesinin temyiz dilekçesi ile atıf yapılan bölüm veya bölümleri bir bütün olarak temyiz gerekçesi olarak kabul edilmelidir. Eğer atıf yapılan istinaf dilekçesinde de kanunun aradığı anlamda bir gerekçe bulunmamakta ise temyiz talebinin CMK 298. Maddesine dayanılarak reddine karar verilebileceği kuşkusuzdur.
Atıf yapılan istinaf dilekçesindeki nedenler ile istinaf kanun yolunda umduğu sonucu elde edemeyen ilgilinin aynı gerekçeler ile hukuka aykırılığın bu kez temyiz yolunda giderilmesini beklemesi elbetteki doğal bir haldir. Davanın taraflarının bir kısım hukuka aykırılıkları ileri sürdükleri yazılı dilekçelerine veya duruşma zaptına geçen bu minvaldeki beyanlarına, yargılamanın başka aşamalarında ve özellikle temyiz sırasında atıfta bulunmaları mümkündür, bunu yasaklayan veya kısıtlayan bir yasa hükmü de bulunmaktadır. Ceza yargılaması hukukunda Kanun tarafından açıkça yasaklanmamış olan hususların uygulamasının mümkün olduğu ilke olarak kabul edilir.
Kaldı ki; bilimsel makalelerde, mahkemelerde ve hatta Yargıtay kararlarında bile başkaca kararlara veya bilimsel görüşlere yer verildiğinde sıklıkla bunlara atıf yapılmakla yetinilmekte, atıf konusunu yeniden yazma gereği duymamaktadır.
Ceza Genel Kurulu bir kararında temyiz talebinde bulunan Cumhuriyet savcısının yargılama sırasında açıkladığı esas hakkındaki mütalaasına yaptığı atfı temyiz nedeni olarak kabul etmiştir.
Somut olayda katılan Bakanlık vekili süresi içerisinde ibraz ettiği 19.02.2021 günlü temyiz dilekçesinde istinaf dilekçesine atıf yaptığı, istinaf dilekçesinde ise "...Yerel mahkemenin istinafa konu hükmü eksik inceleme ve araştırma sonucunda verilmiştir. .... Mağdurun ve sanığın birbiri ile çelişen beyanları göz önüne alındığında mahkemenin bu çelişkiyi ortadan kaldırmak amacıyla resen araştırma ve inceleme yapma yükümlülüğü bulunmaktadır...." (CGK 9.4.2019 gün 2018/109 E. 2019/302 K.) demek suretiyle temyiz nedeni bildirdiğinin anlaşılması karşısında katılan vekilinin CMK'nın 294. maddesine uygun nitelikteki temyiz dilekçesinin kabulü ile dava dosyasının esastan incelenmesi gerektiği görüş ve kanaatinde olduğumdan sayın çoğunluğun temyiz isteğinin reddi yönündeki görüşüne iştirak etmiyorum.
...