HÜKÜM:
Esastan ret

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili banka ile dava dışı Balıkçıoğlu Mobilya Tasarım Dekorasyon ve İnşaat Sanayi Ticaret Anonim Şirketi arasında genel kredi sözleşmeleri imzalandığını ve ticari kredi kullandırıldığını, davalıların sözleşmelere müteselsil kefili olduklarını, borçlu şirketin Ankara 14.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/1406 E. sayılı dosyası ile iflasın ertelenmesi talebinde bulunduğunu, mahkeme tarafından şirket hakkında yapılan takiplere ilişkin olarak 18.09.2015 tarihinde ihtiyati tedbir kararı alındığını, borçlu şirket ve kefillerine hitaben keşide edilen muacceliyet ihtarnamesinde müvekkili bankanın nakdi alacağının tahsili ile gayrinakdi alacağının depo edilmesi ihtarında bulunduğunu, ihtara rağmen borcun ödenmediğinden Ankara 5. İcra Müdürlüğünün 2015/24771 sayılı dosyası ile 4.105.834,91 TL nakdi, 1.400,00 TL gayrinakdi olmak üzere toplam 4.107.234,91 TL üzerinden icra takibine geçildiğini, davalılardan ...'nun borca, imzaya ve faize ilişkin itirazı diğer davalıların sadece temerrüt faizine ilişkin itirazları üzerine takibin durdurulduğunu, davalıların itirazının haksız ve yersiz olduğundan itirazlarının iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalılar vekili cevap dilekçesinde; dosyada tarihsiz bulunan Genel Kredi Sözleşmesinin miktar ve tarihten yoksun olması nedeniyle geçerli olmadığını, 29/02/2008 tarihli genel kredi limit artırım sözleşmesindeki imzanın davalılardan ...'na ait olmadığını, kefaletin geçerli olmadığını zira para birimi ve sözleşmeler arası tutarlıklık bulunmadığını, müvekkilinin maliki olduğu gayrimenkuller üzerine 1.200.000,00 TL limitle ipotek verdiğini, ipotek işleminin vekaletle ... tarafından yapıldığını, davacının ipotek akdinin 3. maddesine istinaden müvekkilini müteselsil kefil sıfatıyla sorumlu tutmakla birlikte, ipotek işlemi için verilen vekaletnamede müvekkilinin ...'nu "borçtan dolayı diğer hissedarlarla birlikte yek diğerimize müşterek borçlu ve müşterek müteselsil kefil olmaya" yetkili kılındığını, yetkinin diğer hissedarlarla birlikte hissedarlardan birisinin borcuna müşterek borçlu ve müteselsil kefil olmaya ilişkin olduğunu, bu sınırın aşılarak tapuda hissedar olmayan üçüncü kişilerin borcuna müşterek borçlu/müteselsil kefil olma yetkisi verilmediğini, dava konusu olayda kredi kullanan Balıkçıoğlu Mobilya Tasarım Dekorasyon ve İnş. San. Tic. A.Ş.'nin tapuda hissedar olmadığını, kabul anlamına gelmemek üzere ipotek belgesindeki müşterek borçlu/müteselsil kefil olma yetkisi geçerli olsa dahi tutarının 1.200.000,00 TL olduğunu, yine kabul etmemek kaydıyla Genel Kredi Sözleşmesi nedeniyle varlığı iddia olunan müşterek borçlu-müteselsil kefalet geçerli olsa dahi tutarının 1.110.000,00 TL olduğunu, dolayısıyla davacının tüm iddiaları doğru olsa dahil müvekkili ...'nun sorumluluğunun 2.310.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, buna rağmen müvekkili aleyhine 4.107.234,91 TL üzerinde dava konusu icra takibinin yapılmış olmasının alacaklının kötü niyetini gösterdiğini, davacı alacaklının kat tarihi itibariyle kredinin katını haklı gösteren hukuki bir durum olmadığını, davacının krediyi kat etmeden önce elinde bulundurduğu teminat senedini Ankara 5.İcra Müdürlüğünün 2015/21873 sayılı dosyasından 5.750.000,00 TL üzerinden takibe koyduğunu, davacının krediyi kat etme gerekçesinin bulunmadığı ve istediği faiz oranının fahiş olduğuna ilişkin itirazın ihtarname ile davacıya bildirildiğini, bu nedenle davacının temerrüt faizi uygulama hakkı bulunmadığı gibi temerrüt faizinin de fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dışı Balıkçıoğlu Mobilya Tasarım Dekorasyon Sanayi ve Ticaret A.Ş. ile davacı Banka arasında 650.000,00 TL bedelli ilk genel kredi sözleşmesi ile başlayan kredi ilişkisinde davalılardan ... ve ...'ın kefil sıfatı ile imzalarının bulunduğu, 29.02.2008 tarihli limit artırımında ... ve ... de dahil olmak üzere tüm davalıların 1.100.000,00 TL limit artırımına kefil oldukları, davalı ...'in imzaya ilişkin itirazının yerinde oladığı gibi anılan tutarın sonradan sözleşmeye eklendiğini ispat edemedikleri, sonraki sözleşmeler ve limit artırımlarında da ...'nun kefaleti bulunmadığı, diğer kefillerin ise kefil sıfatı ile imzaları bulunduğu, davacı banka ile dava dışı asıl borçlu şirket arasında 5 adet Genel Kredi Sözleşmesi ve 4 adet limit artırım sözleşmesi akdedilmiş olup sözleşme limitleri toplamının 33.850.000,00 TL ve 100.000,00 dolar olduğu, davalı müteveffa ...'nun 1.110.000,00 TL, davalı ...'nun 41.120.000,00 TL ve 100.000,00 dolar, davalı ...'nun 41.120.000,00 TL, davalı ...'nun 40.470.000,00 TL tutarlarında kefaletlerinin bulunduğu, davalı müteveffa ...'na atfen atılmış imzanın bulunduğu 29.02.2008 tarihli limit artırım sözleşmesinde imzaların 1.110.000 rakamının üzerine atılı olduğu gibi kefalet limitinin yazı ile yazılmamış ve kefalet tarihi kısmının ise boş bırakılmış olduğu, kat ihtarının tebliğ tarihlerine göre ... için temerrüt halinin 07.10.2015 tarihinde, diğer davalılar için ise 09.10.2015 tarihinde oluştuğu, banka tarafından 11.11.2015 tarihinde Ankara 5.icra Müdürlüğünün 2015/24771 E. sayılı dosyasında başlatılan ilamsız icra takibinde; 4.105.534,91 TL asıl alacak, 300 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti olmak üzere toplam 4.105.834,91 TL alacağın, asıl alacağa % 36 oranından işleyecek faizi ile birlikte tahsili, meri çek yaprağı yasal yükümlülük tutarı 1.400,00 TL'nin depo edilmesinin talep edildiği, davalı ..., ... ve ...'nun faiz oranı yönünden yaptıkları itirazın yerinde olmadığı, dava dışı şirkete kredilerin 24.10.2013-23.06.2015 tarihleri arasında kullandırıldığı, kredilerin kullandırılma tarihleri dikkate alındığında bu kredilerin 19.04.2013 tarihli 7.000.000 TL ve 28.04.2014 tarihli 7.000.000 TL tutarlı kredi sözleşmelerine istinaden kullandırıldığı, davalı ...'in kefaletinin bulunduğu 29.02.2008 tarihli limit artırım sözleşmesine istinaden kullandırılmış ve takibe intikal etmiş bir kredinin bulunmadığı, davalı ... yönünden ipotek belgesine dayalı olarak sorumluluğun devam ettiği iddiası yönünden yapılan incelemede, ipotek belgesine dayanak vekaletnamede müteveffa ...'in ...'ı "borçtan dolayı diğer hissedarlarla birlikte yek diğerimize müşterek borçlu ve müşterek müteselsil kefil olmaya" yetkili kıldığı, yetkinin diğer hissedarlarla birlikte hissedarlardan birisinin borcuna müşterek borçlu ve müteselsil kefil olmaya ilişkin olduğu, hissedar olmayan dava dışı şirkete kefil olma yetkisi içermediği bu nedenle ipotekten kaynaklı kefaletin geçersiz olduğu, bu nedenle davalı müteveffa ...'in takibe konu borçtan sorumlu olmadığı, davacının icra inkar tazminat talebinin koşulları oluşmadığından ve davalı ... mirasçılarının kötüniyet tazminatı taleplerinin ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne Ankara 5. İcra Müdürlüğünün 2015/24771 E. sayılı dosyasında davalılar ..., ... ve ...'na işleyecek faize yönelik itirazlarının yerinde olmadığı anlaşılmakla itirazın iptali ile bu davalılar yönünden takibin takip şartları ile devamına, davacının müteveffa ... mirasçıları ... ve ... yönünden davanın yerinde bulunmadığından reddine, davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine, davalı ... mirasçılarının kötü niyeti tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; genel kredi sözleşmesi kapsamında birden fazla kredinin farklı zamanlarda kullandırılabileceğini, borcun ödenmesi ile sözleşmenin yahut kefaletin sona ermeyeceğini, dosya kapsamındaki tüm kredi sözleşmeleri ve ipotek senetleri birbirinin eki olup ...'nun 3.200.000,00 TL'den kefalete dayalı sorumluluğu bulunduğunu, vekaletname ile ipotek tesisi sırasında kefalet yükümlülüğünün de tesis edilebileceğini, ... tarafından ...'na bu minvalde yetki verildiğini, ipotek ve kefaletlerin sona erdiğine ilişkin bir beyan bulunmadığını, sonraki tarihli sözleşmelerle limit artırımı yapıldığını, davanın adı geçen bu davalı bakımından da kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.

2.Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesinin kararının kötü niyet tazminatının reddi yönündeki kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilleri ... ve ... lehine ayrı ayrı %20 tazminat verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini ve ayrıca davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ile dava dışı asıl borçlu şirket arasında imzalanan 24.11.2009 tarihinde 2.000.000,00 TL, 15.12.2010 tarihinde 5.000.000,00 TL, 13.07.2012 tarihinde 5.000.000,00 TL, 27.03.2012 tarihinde 7.000.000,00 TL, 19.04.2013 tarihinde 7.000.000,00 TL tutarlarında toplam 26.000.000,00 TL limitli kredi mevcut ve davacı bankaca bu sözleşmelere istinaden kredi kullandırma imkanına sahip iken 28.04.2014 tarihinde tekrar 7.000.000,00 TL tutarında bir sözleşme imzalandığı ve 2013 yılında kullandırılan bir adet kredi dışındaki diğer kredilerin tamamının 28.04.2014 tarihli kredi sözleşmesinin imzalanmasından sonra kullandırdığı, bu durumun davacı bankanın dava dışı asıl borçlu şirket ile olan kredi ilişkisini 19.04.2013 ve 28.04.2014 tarihli sözleşmeler tahtında sürdürmeyi tercih ettiğini açık bir şekilde gösterdiği, bu sözleşmelerde davalı müteveffa ...'in imzası bulunmadığı gibi sözleşmeler arasında da herhangi bir irtibat kurulmadığı, ...'a verilen yetkinin diğer hissedarlarla birlikte hissedarlardan birisinin borcuna müşterek borçlu ve müteselsil kefil olmaya ilişkin olduğu, davalı yanca davacının yapılan takipten ötürü kötü niyetli olduğuna dair dosyaya delil sunulmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptaline istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

14.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.