SUÇLAR: Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli, mala zarar verme
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
O yer Cumhuriyet savcısının 1 aylık temyiz süresinin son gününün adlî tatil içerisinde 11.08.2016 tarihine denk geldiğinin anlaşılması karşısında; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 331. maddesi gereğince temyiz süresi işlemeyeceğinden, 12.08.2016 tarihinde O yer Cumhuriyet savcısı tarafından yapılan temyiz isteminin süresinde olduğu belirlenmekle, Tebliğname'deki süreden ret görüşüne iştirak edilmemiş; O yer Cumhuriyet savcının temyiz isteminin sanıklar hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hükümlere yönelik lehe olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 305. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi uyarınca temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
1. İddianamede sanıklar hakkında hırsızlık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/2-h, 143/1. maddelerinin uygulanmasının talep edildiği ve sanıklar ... ve ...'in savunmalarının, diğer sanık ...'nin hukukî durumunu da etkileyebileceği nazara alınarak; 5237 sayılı Kanun’un 142. maddesinde 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 62. maddesi ile yapılan ve 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik uyarınca, sanıklara yüklenen 5237 sayılı Kanun’un 142/2-h ve 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırının 5 yıldan fazla olması ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 14.10.2021 tarihli ve 2021/35 Esas, 2021/473 Karar sayılı kararı dikkate alınarak, 5271 sayılı Kanun’un 150/3. maddesi uyarınca sanık ...'e zorunlu müdafi atanması gerektiği gözetilmeden yargılamaya devam edilerek, sanıklar ... ve ...'in müdafii hazır bulunmaksızın savunmalarının alınması ve kısa kararın açıklandığı 11.07.2016 tarihli duruşmada sanık ... bakımından zorunlu müdafiinin hazır bulundurulması gerektiğinin gözetilmemesi suretiyle aynı Kanun’un 188/1. ve 289/1-e. maddelerine aykırı davranılarak hırsızlık suçu ve bu suç ile birlikte işlenen konut dokunulmazlığının ihlâli ve mala zarar verme suçları bakımından savunma haklarının kısıtlanması,
2. Hüküm tarihinde farklı yargı çevresinde bulunan Silifke M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda başka bir suçtan hükümlü olduğu anlaşılan sanık ...'e duruşmadan bağışık tutulmak isteyip istemediği sorulmadan ve bu hususta bir karar alınmadan, hükmün açıklandığı 11.07.2016 tarihli duruşmada hazır edilmeyerek hükümlülüğüne karar verilmesi suretiyle, 5271 sayılı Kanun'un 196. maddesine aykırı olarak savunma hakkının kısıtlanması,
Bozmayı gerektirmiş, O yer Cumhuriyet savcısı, sanık ... ve müdafii, sanık ... ve müdafii ile sanık ...'ın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebeplerden dolayı kısmen istem gibi BOZULMASINA, 27.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.