SAYISI: 2015/1284 Esas 2020/263 Karar
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; motosiklet sürücüsü müvekkiline 23.07.2013 tarihinde ara sokaktan çıkan plakası bilinmeyen bir aracın çarpması neticesinde yaralandığını, kesin bir maluliyet raporu almadıklarını, belirsiz alacak davası olarak ikame ettikleri davada kalıcı maluliyet nedeni ile şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili; davanın yetkisiz mahkemede açıldığının, kazaya karışan ikinci bir aracın varlığının somut delil ile ispatlanamadığını, kaza tespit tutanağı ya da kamera kaydı bulunmadığını, sorumluluklarının kusur oranı ve kaza tarihindeki teminat limiti ile sınırlı olduğunu, davacının koruyucu tertibat takıp takmadığının tespitinin önemli olduğunu, kusur raporu alınması gerektiğini, maluliyetin ispatını talep ettiklerini, temerrüde düşmediklerini, kurumun tacir sıfatı bulunmadığını, avans faizi talebini kabul etmediklerini savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının plakası tespit edilemeyen bir aracın çarpması neticesinde malul kaldığından bahisle tazminat talep ettiği, 24.07.2013 tarihli kazada plakası tespit edilemeyen aracın kazada kusur oranının tespiti maksadı ile bilirkişi raporları alındığı, Adli Tıp Kurumunun 22.06.2017 tarihli raporunda davacıya çarptığı iddia edilen araçla ilgili delil olmadığı, davacının alkollü vaziyette seyri sırasında meydana gelen kazada %100 oranında kusuru bulunduğunun rapor edildiğini, İstanbul Teknik Üniversitesi'nden (İTÜ) seçilen üç kişilik bilirkişi heyetinden alınan raporda da kazaya başkaca bir aracın karışmadığı, davacının sevk ve idaresindeki hata nedeni ile park halindeki araca çarptığı ve kazada davacının %100 oranında kusuru olduğu, yine Adli Tıp Kurumu Başkanlığından alınan 11.06.2018 tarihli rapor ile davacının %16,2 oranında maluliyetinin bulunduğunun tespitinin yapıldığı, davacının plakası tespit edilemeyen aracın çarpması neticesinde dengesini kaybederek park halindeki araca çarptığı birinci ve ikinci kaza olduğu ikinci kazanın, birinci kazanın oluşumunun ardından davacının hakimiyetini kaybetmesi neticesi olduğuna dair iddianın ispatlanamadığı ve 2.10 promil alkollü ve hızlı olan davacının yolun sağında bulunan park halindeki araca çarparak savrulması neticesi meydana gelen kazada %100 oranında kusurlu olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; dosya içerisinde kusura ilişkin raporlara yapılan itirazlarda belirtilmiş olmasına rağmen bilirkişilerin sürekli aynı yanılgıya düştüğünü, ikinci kazanın görüntüsü üzerinden rapor düzenlendiğini, davanın en başından itibaren ikinci kaza öncesi plakası tespit edilemeyen başka bir aracın müvekkilinin kullanmış olduğu motosiklete çarpması sonucu kazanın meydana geldiğini belirttiklerini ve kamera açısının ilk kazayı göstermediğini de açıkça beyan ettiklerini, dosyada dinlenen tanıkların ters yöne giren aracın motosikleti süren davacının koluna temas ederek dengesini bozduğunu beyan ettiklerini, Adana Cumhuriyet Başsavcılığı iddiaları ciddi kabul ederek olayla ilgili soruşturma açtığını ve halen soruşturmanın devam ettiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyaya alınan raporların olayın oluşuna uygun olduğu, çelişkilerin giderildiği, olay yerinden kaçan başka bir aracın varlığının kazaya sebep olduğunun ispatlanamadığı gerekçesi ile davacının istinaf başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdükleri nedenler ile kararı temyiz etmiştir.
Uyuşmazlık, plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen aracın, motosiklet kullanan davacıya 24.07.2013 tarihinde çarpması sonucu davacının yaralanması iddiasıyla uğradığı zarar nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 363,370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90,91 inci maddeleri, ... Yönetmeliği'nin 9/1-b maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, alınan kusur raporları uyarınca kazaya karışan başkaca aracın varlığının tespit edilememesine ve kazada davacı sürücünün %100 oranında kusurlu bulunmuş olmasına göre, karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
269,85 TL 0.H.
80,70 TL P.H.
189,15 TL Kalan