Mahkumiyet

Mağdure vekilinin temyiz isteğinin incelenmesinde; kovuşturma evresinde on sekiz yaşını ikmal eden mağdurenin 11.04.2014 tarihli duruşmada şikâyetçi olmadığını beyan etmesi karşısında, yaş küçüklüğü nedeniyle tayin edilen vekilin hükmü temyize hak ve yetkisi bulunmadığından, vaki temyiz isteğinin reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.

Şikayetçi Bakanlık vekili ile sanık müdafiinin temyiz istemleri yönünden; sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun(5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle,

Şikayetçi Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının olay tarihinden sonra yurtta kalan mağdure yönünden ilgili kamu davalarına katılma ve hükümleri temyiz etme hakkı bulunup, Bakanlık vekilinin hükümleri temyiz ederek katılma iradesini ortaya koyduğu anlaşılmakla, 5271 sayılı Kanun'un 237 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince Bakanlığın katılan, vekilinin ise katılan Bakanlık vekili sıfatıyla davaya katılmasına karar verilmiştir.

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Aksaray 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 31.03.2015 tarihli, 2011/180 Esas, 2015/215 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 5237 sayılı Kanunun 103 üncü maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası ile 53 üncü maddeleri uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunlukları hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.

2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

A. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Mağdurenin sanıktan şikayetçi olmadığı ve sanığın eyleminin reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturduğu bu nedenle sanık hakkında reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan düşme kararı verilmesi gerekirken, atılı suçtan mahkumiyet hükmü kurulmasının hukuka aykırı olduğu yönündedir.

B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Sanık hakkında alt sınırdan uzaklaşılarak hüküm tesis edilmesi ve haklarında vekalet ücreti tayin edilmesi gerektiğine yöneliktir.

1. Sanığın 2010 yılı Haziran ayı içerisinde alkollü bir şekilde gece saat 01.00 sıralarında ikametine geldiği, eşi olan şikayetçi ...’ün evde olmadığı, uyuyan öz kızı olan ve İstanbul Adli Tıp Kurumu'nun 19.01.2015 tarihli raporuna göre suç tarihinde on altı yaş (kemik yaşı) içerisinde olan mağdurenin yanına iç çamaşırı ile yatan sanığın mağdurenin cinsel organını okşamaya başladığı, bu sırada mağdurenin uyanarak sanığa yapma diye karşı çıktığı ancak sanığın mağdureyi dinlemediği ve mağdureyi zorlayarak mağdurenin pijamasını ve iç çamaşırını dizlerine kadar indirdiği, kendi iç çamaşırını da çıkardıktan sonra mağdurenin üzerine çıkarak cinsel organını mağdurenin cinsel organına sürttüğü, bir süre sonra sanığın tatmin olarak boşaldığı, bu ilişki sonrası mağdurenin hamile kaldığı ve bebeği doğurduğu, sanıktan ve ceninden alınan DNA örneklerinin karşılaştırılması sonucu Ankara Jandarma Kriminal Laboratuvarının uzmanlık raporuna göre bebeğin %99,99 ihtimalle biyolojik babasının sanık olduğunun tespit edildiği, bu haliyle sanığın öz kızı olan ve suç tarihinde on altı yaşında bulunan mağdureye karşı çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediği kabul edilmiş ve bu suçtan cezalandırılmasına karar verilmiştir.

2. Dosyada mevcut İstanbul ATK'nın 19.01.2015 tarihli raporu değerlendirilerek hükümden önce mağdurenin nüfus kaydının 01.04.1995 olarak düzeltilmesine karar verilmiştir.

A. Mağdure Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden
Kovuşturma aşamasında 11.04.2014 tarihli duruşmada on sekiz yaşını ikmal eden mağdurenin şikayetçi olmadığını beyan etmesi karşısında, yaş küçüklüğü nedeniyle tayin edilen vekilin hükmü temyize hak ve yetkisi bulunmadığından, vaki temyiz isteğinin 1412 sayılı Kanun'un 317 nci maddesi gereği reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.

B. Vekalet Ücreti Yönünden
Anayasa'nın "Ailenin Korunması ve Çocuk Hakları" başlıklı 41 inci maddesinde ailenin huzur ve refahı ile özellikle anne ve çocukların korunmasına yönelik olarak her türlü istismar ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alma görevinin Devlete ait olduğu açıkça belirtilmiştir. Aile ve çocukların korunması hakkı Anayasa ile güvence altına alınmış bir haktır. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un amaç ve temel ilkelerinin belirlenmesine ilişkin 1 inci maddesinden anlaşılacağı üzere bu kanun Anayasa ve uluslararası sözleşmelere uygun olarak çıkarılmış bir kanundur. Kanun'un 20/2 inci maddesi gereğince Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi nedeniyle açılan davalara katılabileceği belirtilmiştir. Tüm bu kanuni düzenlemeler dikkate alındığında bakanlığın davaya katılması doğrudan Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup, bakanlığa yüklenen bir kamu görevidir. 5271 sayılı Kanun'un 237 inci ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan doğrudan zarar görme şartı katılan Bakanlık için söz konusu değildir. Ayrıca sanığın mahkumiyeti halinde suçtan doğrudan zarar gören sıfatıyla davaya katılan kişiler lehine sanığın vekalet ücretine mahkum edildiği de dikkate alındığında, Devletin kanundan kaynaklanan koruma yükümlülüğünü yerine getirmesi sebebiyle sanığın ikinci bir vekalet ücretine mahkum edilmesi suretiyle maddi zarara uğratılması da hakkaniyete uygun olmayacaktır. Bu sebeple katılan Bakanlık vekiline vekalet ücreti verilmemesine ilişkin karar hukuka uygun bulunmuştur.

C. Diğer Sebepler Yönünden

1. Mahkemenin gerekçesi ve tüm dosya kapsamına göre; yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırılarak vicdanî kanıya ulaşıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, kurulan hükümde hukuka aykırılık görülmemiştir.

2. Mağdurenin kemik yaşına ilişkin olarak Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 19.01.2015 tarihli raporun Yargıtay içtihatlarınca aranan kriterlere uygun olduğu ve mağdurenin yaşının düzeltilmesi hususunda 24.03.2015 tarihli celsede bilgisine başvurulan nüfus temsilcisinin mağdurenin kayden yaşının düzeltilmesi hususunda bir sakınca olmadığını belirttiği anlaşılmakla tebliğnamede hükmün bozulmasını isteyen görüşe iştirak olunmamıştır.

A. Mağdure Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle mağdure vekilinin temyiz isteğinin, 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi birinci fıkrası gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 317 nci maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle REDDİNE,

B. Sanık Müdafii ile Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstekleri Yönünden
Gerekçenin (B) ve (C) bölümünde açıklanan nedenlerle Aksaray 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 31.03.2015 tarihli, 2011/180 Esas, 2015/215 Karar sayılı kararında herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sank müdafii ile katılan Bakanlık vekilinin temyiz isteklerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

27.12.2023 tarihinde karar verildi.