Mahkûmiyet

Suça sürüklenen çocuk (SSÇ) hakkında kurulan hükmün, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

Temyiz İncelemesinin Kapsamına Göre

1. Akhisar Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.05.2016 tarihli ve 2016/82 Esas, 2016/189 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuğun, çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesinin ikinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 5 yıl 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 09.11.2020 tarihli ve 14-2016/310990 sayılı, bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdii edilmiştir.

Suça Sürüklenen Çocuk Müdafiinin Temyiz İsteği
Kararın usul ve kanuna aykırı olduğuna, iddianın iftira niteliğinde olduğuna, dosyada herhangi bir delil olmamasına rağmen mahkûmiyet hükmü kurulmasının bozma sebebi olduğuna, zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının da hatalı olduğuna, eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna, beraat kararı verilmesi gerektiğine, aksi halde kabul anlamına gelmemekle birlikte erteleme hükmünün uygulanması gerektiğine ve dilekçesinde belirttiği diğer hususlara yöneliktir.

Temyiz İncelemesinin Kapsamına Göre;
Mahkemenin Kabulü
Mahkemece "Suça sürüklenen çocuk ... ile korunmaya muhtaç çocuk ...'nin (...) ... Orta Okulu'nda aynı sınıfta öğrenci olup, her ikisinin de suç tarihlerinde 13 yaşının içinde oldukları, 2015 yılının ağustos ayında belirlenemeyen bir günde, suça sürüklenen çocuğun, korunmaya muhtaç çocuk ...'yi ve ailesini evlerine oturmaya davet etmek bahanesi ile, korunmaya muhtaç çocuğun evine geldiği, bu sırada korunmaya muhtaç çocuğun yalnız olduğu, suça sürüklenen çocuğun evin salonuna geçerek, korunmaya muhtaç çocuğun üzerinde bulunan siyah renkli eşofmanını çıkardığı, kendi üzerindeki eşofmanı da çıkartarak, korunmaya muhtaç çocuğun üzerindeki iç çamaşırını çıkarıp, korunmaya muhtaç çocuğu koltuğun üzerine zorla yatırarak üzerine uzandığı, cinsel organını korunmaya muhtaç çocuğun cinsel organına soktuğu, suça sürüklenen çocuğun, korunmaya muhtaç çocuğa bu olayı kimseye anlatmamasını söylediği, 2015 yılının kasım ayında belirlenemeyen bir günde korunmaya muhtaç çocuğun ailesi ile birlikte yaşadığı evde yalnız olduğu sırada, suça sürüklenen çocuğun, okul ödevlerini almak bahanesiyle korunmaya muhtaç çocuğun evine geldiği, korunmaya muhtaç çocuğun, suça sürüklenen çocuğa içeri girmemesini söylemesine rağmen, suça sürüklenen çocuğun korunmaya muhtaç çocuğun arkasından eve girdiği, korunmaya muhtaç çocuğa yakınlaşarak, eşofmanını zorla çıkardığı, korunmaya muhtaç çocuğun arkasına geçerek cinsel organını korunmaya muhtaç çocuğun makatına soktuğu, bu eylemi sırasında korunmaya muhtaç çocuğun üstünde bulunan kıyafetini sıyırarak eliyle göğüslerine dokunduğu anlaşılmış, korunmaya muhtaç çocuğun, 22/02/2016 tarihinde okulda, teneffüste ağladığını farkeden tanıklara, suça sürüklenen çocuğun eylemlerini anlatması üzerine olayların açığa çıktığı anlaşılmıştır.
23/02/2016 tarihli adli rapora göre, korunmaya muhtaç çocuğun kızlık zarında en az 1 ay öncesine dayalı eski yırtıklar saptandığının, anal bölgede yakın zamanda olagelmiş ilişki bulgularına rastlanmadığının tespit edildiği, suça sürüklenen çocuk hakkında, öğrencisi olduğu, (...) (...) İlköğretim Okulu Müdürlüğü tarafından başlatılan disiplin soruşturması kapsamında, beyanlarına başvurulan tanıkların, her ne kadar iddianameye konu olaylara şahit olmamışlarsa da, korunmaya muhtaç çocuğun okulda ağlaması üzerine açığa çıkan olaya ilişkin, suça sürüklenen çocuğun, "ben ...'ye bir şey yaptım beni hapse atarlar mı", "o kendi de istedi" şeklinde sözler sarfettiğini aktardıkları, tanıklar ..., ... ve ...'ın, korunmaya muhtaç çocuğun öğrencileri olduğunu, sessiz, içine kapanık bir öğrenci olduğunu, olay günü ağladığını görmeleri üzerine, korunmaya muhtaç çocuğa neden ağladığını sorduklarında, korunmaya muhtaç çocuğun, suça sürüklenen çocuğun 2 kez kendisine tecavüz ettiğini söylediğini ifade ettikleri, yine tanıkların anlatımlarından ve korunmaya muhtaç çocuk hakkında sosyal hizmetler merkezi tarafından düzenlenen sosyal inceleme raporundan, korunmaya muhtaç çocuğun annesinin yaşanan olayın üstünü örtmek istediğinin anlaşıldığı, korunmaya muhtaç çocuğun da, (...) (...) İlköğretim Okulu Müdürlüğü tarafından başlatılan disiplin soruşturması kapsamında verdiği ifadede suça sürüklenen çocuğun annesinin evlerine geldiğini, suça sürüklenen çocuğun yaptıklarını kabul ettiğini ancak şikayetinden vazgeçmesini istediklerini kendisinin ise kafasının çok karışık olduğu için doğru kararı veremediğini ifade ettiği, korunmaya muhtaç çocuğun yargılama sırasındaki beyanında suça sürüklenen çocuk hakkındaki şikayetinden vazgeçtiğini, suça sürüklenen çocuğun sınıfta defter ve kitaplarına dokunmasından rahatsız olduğu için cinsel ilişkiye girdiklerini alattığını ancak aslında böyle bir olayın yaşanmadığını, kızlık zarındaki yırtığın nasıl oluştuğunu bilmediğini beyan ettiği dikkate alındığında, suça sürüklenen çocuk ile korunmaya muhtaç çocuk arasında herhangi bir husumet bulunmadığı gibi korunmaya muhtaç çocuğun, suça sürüklenen çocuğa iftira atmasını gerektirir bir sebebin de bulunmaması karşısında, korunmaya muhtaç çocuğun hazırlık aşamasındaki tesirden uzak, ilk ve samimi anlatımına itibar etmek gerektiği, zira yargılama sırasındaki beyanının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, korunmaya muhtaç çocuğun, baskı altında kalması üzerine beyanını değiştirdiği anlaşılmış, korunmaya muhtaç çocuğun hazırlık aşamasındaki beyanları, bu beyanları destekleyen tanık anlatımları, korunmaya muhtaç çocuğun kızlık zarında yırtık oluştuğunu belirten doktor raporu ile suça sürüklenen çocuğun, ödevleri almak için korunmaya muhtaç çocuğun evine gittiğine ve onu dudağından öpmeye çalıştığına yönelik tevil yollu ikrarı ile tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde, suça sürüklenen çocuğun organ sokmak suretiyle korunmaya muhtaç çocuğu istismar ettiği anlaşılmakla, eylemine uyan ve suç tarihinde yürürlükte bulunan TCK'nın 6545 s.k değişik 103/2 maddesi uyarınca 16 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, her ne kadar 23.02.2016 tarihli doktor raporunda, korunmaya muhtaç çocuğun anal bölgesinde yakın zamanda olagelmiş ilişki bulgularına rastlanmadığı tespit edilmişse de, olay tarihlerinin 2015 yılının ağustos ve kasım ayları olduğu dikkate alındığında, aradan geçen zaman aralığına göre tıbbi bulguya rastlanmaması olağan kabul edilerek, korunmaya muhtaç çocuğun hükme esas alınıp, tanık beyanları ve doktor raporu ile doğrulanan hazırlık aşamasındaki ilk beyanında suça sürüklenen çocuğun iki farklı tarihte olmak üzere 2 kez kendisine tecavüz ettiğine ilişkin anlatımı karşısında, suça sürüklenen çocuğun cezasından TCK'nın 43/1 maddesi uyarınca 1/4 oranında arttırım yapılmasına, suça sürüklenen çocuğun suç tarihinde 12-15 yaş aralığında olması karşısında TCK'nın 31/2, son maddesinin "her fiil için verilecek hapis cezası yedi yıldan fazla olamaz" şeklindeki hükmü doğrultusunda, suça sürütklenen çocuğun 7 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, yargılama sırasındaki davranışları ve cezanın geleceği üzerindeki olumsuz etkileri nedeniyle TCK'nın 62/1 maddesi gereğince 1/6 oranında indirim yapılarak 5 yıl 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.

Mahkemenin gerekçesi ve tüm dosya kapsamına göre; yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin suça sürüklenen çocuk tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırılarak vicdani kanıya ulaşıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, hükümde hukuka aykırılık bulunmamış, temyiz sebepleri yerinde görülmemiş ve Tebliğnamedeki bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.

Gerekçede açıklanan nedenle Akhisar Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.05.2016 tarihli ve 2016/82 Esas, 2016/189 Karar sayılı kararında suça sürüklenen çocuk müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz isteğinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliği ile ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

27.12.2023 tarihinde karar verildi.