DAHİLİ DAVALI: ... vekili
Avukat ...

SAYISI: 2021/209 E., 2021/848 K.

Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince tarafların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ...'in yolcu olarak bulunduğu sigortasız aracın 07.04.2016 tarihinde yaptığı kazada davacının ağır şekilde yaralandığını, bacağını bükemediği, ayak parmaklarını hissedemediğini, halen ayağının kesilme ihtimali olduğunu, belirsiz alacak davası olarak ikame ettikleri davada şimdilik 500,00 TL iş gücü kaybı tazminatı, 500,00 TL bakıcı gideri, 500,00 TL tedavi giderinin temerrüt tarihi olan 15.06.2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.

Davacı vekili sürekli iş göremezlik tazminatını 119.001,62 TL artırarak davalı ... Hesabından talep etmiş, tedavi giderini 8.327,93 TL olarak artırmış ve her iki davalıdan müştereken tahsilini talep etmiştir.

Davalı vekili; kazaya sebebiyet veren aracın 29.03.2016 tarihinde yani kazadan 15 gün önce mülkiyet değişikliği yapıldığını, bu nedenle önceki sigorta şirketinin sorumlu olduğunu, tedavi giderleri yönünden SGK'nın sorumlu olduğunu, bakıcı giderlerinden, geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olmadıklarını, kusurun ve zararın ispatı gerektiğini, zira teminat limiti ve kusur oranında sorumlulukları olduğunu, temerrüte düşmediklerini, avans faizi talebinin reddi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

Dahili Davalı SGK vekili; davacının kendi sigortalıları olmadığını, geçici iş göremezlik ödemesi yapılmadığını, 6100 sayılı HMK da dahili davalı müessesesi düzenlenmediğini, taleplerin hukuki dayanağı bulunmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin 25.06.2020 tarih ve 2016/437 Esas, 2020/203 Karar sayılı kararı ile; sigortasız araçta yolcu olan davacının 07.04.2016 tarihli kazada malul kalması nedeni ile iş gücü kaybı tazminatı, bakıcı gideri ve tedavi gideri taleplerinde bulunduğu, olay gününde davacının yolcu olarak bulunduğu aracın sigortasının bulunmadığı, kusur oranlarının belirlenmesi amacıyla Adli Tıp Kurumundan alınan raporda araç sürücüsünün kazada %100 oranında kusurunun bulunduğunun anlaşıldığı, kaza tarihinde geçerli Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre tanzim edilen 02.12.2019 tarihli Adli Tıp Kurumu 3 İhtisas Dairesinden alınan raporda davacının %15 oranında maluliyetinin bulunduğu, bakıcı ihtiyacının olmadığı, 6 ay iyileşme süresinin bulunduğunun belirlendiği, davalı SGK 'nın sonradan davaya dahil edildiği ve hukukumuzda dahili davalı olarak davanın tarafı haline getirilmesinin mümkün olmadığı, bu nedenle SGK hakkında karar verilmesine yer olmadığı, davalı ... Hesabının maluliyet tazminatından sorumlu olduğu, bu nedenle dosyanın aktüer bilirkişiye tevdi edildiği, 13.02.2020 tarihli ek aktüer rapor ile davacının 140.310,40 TL maddi tazminat alacağı olduğunun belirlendiği, raporun usul ve yasaya uygun olduğu, davacının ise taleplerini 119.001,62 TL olarak ıslah ettiği ve taleple bağlı kalınacağı, davacının bakıcı ihtiyacının olmaması nedeni ile bu talebin reddi gerektiği, tedavi giderlerine yönelik ise belgeli tedavi giderlerinden SGK'nın sorumlu olduğu, Güvence Hesabının belgeli tedavi giderlerine yönelik bir sorumluluğunun olmadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, dahili davalı SGK hakkında karar verilmesine yer olmadığına, taleple bağlı kalınarak 119.001,62 TL maddi tazminatın temerrüt tarihi 27.06.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Hesabından tahsiline, bakıcı gideri ve tedavi gideri taleplerinin reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın trafik kazasından kaynaklı iş gücü kaybı, bakıcı gideri ve tedavi gideri talebine ilişkin olduğu, sigortasız araçların neden olacağı zararlar için Güvence Hesabının sorumluluğunun bulunduğu, 07.04.2016 tarihinde davacının yolcu olarak bulunduğu sigortasız araç sürücüsünün kazada %100 oranında kusuru bulunduğu, davacının ise kazada kusurunun bulunmadığının belirtildiği, Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı sonrasında Adli Tıp Kurumunca Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre hazırlanan raporda davacının %14,3 oranında maluliyetinin bulunduğu tespitinin yapıldığı, SGK'nın dava dilekçesinde davalı olarak gösterilmediği, zira sigorta şirketleri ile SGK arasındaki ilişkiyi düzenleyen 6111 sayılı Yasanın 25.02.2011 tarihinde yürürlüğe girdiği, eldeki davanın ise 01.07.2016 tarihinde açıldığı ve SGK'nın yasal hasım olarak davaya dahil edilemeyeceği, ayrıca usul hukukumuzda dahili davalı müessesesi olmadığı, dava dilekçesinde davalı olarak gösterilmeyen SGK'nın dahili davalı olarak davanın tarafı haline getirilemeyeceği, 28.10.2021 tarihli ek aktüerya raporu ile davacının 221.487,67 TL sürekli iş göremezlik tazminatının belirlendiği, geçici iş göremezlik tazminatı alamayacağının rapor edildiği, ıslah ile 119.001,62 TL talep edildiği, davacının bakıcı ihtiyacının olmaması nedeni ile bu talebin reddi gerektiği, tedavi giderlerine yönelik ise belgeli tedavi giderlerinden SGK'nın sorumlu olduğu, Güvence Hesabının belgeli tedavi giderlerine yönelik bir sorumluluğunun olmadığı gerekçesi ile dahili davalı SGK hakkında karar verilmesine yer olmadığına, taleple bağlı kalınarak 119.001,62 TL maddi tazminatın 27.06.2016 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, bakıcı gideri ve tedavi gideri taleplerinin reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; mahkemece 18 yaşından küçük müvekkilinin efor kaybı olduğu halde bunun dikkate alınmadığını, SGK'nın tedavi giderlerine hükmedilmediğini, 500,00 TL ... yönünden vekalet ücreti gerektiğini, karşı yanın istinaf taleplerinin reddi gerektiğini ileri sürerek mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.

Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; maluliyet raporunun rapor tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülüre verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğe göre düzenlenmesi yerine Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Yönetmeliğine göre hazırlandığını, davacı muayene edilmeden salt dosyadaki tıbbi belgeler ve evraklar üzerinde yapılan inceleme ile düzenlenen maluliyet raporunun aktüer hesaplamasına esas alınamayacağını, davacının kaza nedeni ile kollukta şikayet hakkını kullanmadığını, hatır taşıması nedeniyle tazminattan indirim yapılması gerektiğini, TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz kullanılması gerektiğini, davacının yaralanmasına göre emniyet kemerinin takılı olmadığının anlaşılmakta olduğunu, temerrüt tarihinin hatalı tespit edildiğini, temerrüdün olmadığını, hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin 17.02.2021 tarih ve 2020/601 Esas, 2021/87 Karar sayılı kararı ile; dosyaya alınan bilirkişi raporunda TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz yöntemi ile hesaplama yapıldığı, ancak Anayasa Mahkemesinin iptal kararı gereği 07.04.2016 tarihinde gerçekleşen kaza nedeni ile 01.09.2013 tarihli Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği uyarınca, Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre maluliyetin karşılığı bulunmuyorsa bir önceki yönetmelik hükümleri de değerlendirilip kıyas yoluyla gerekçelendirilmek suretiyle iş gücü kaybının belirlenmesinden sonra tazminat hesabının PMF Yaşam Tablosuna göre hesaplanması gerektiği, gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın trafik kazası nedeni ile maddi tazminat istemine ilişkin olduğu, İlk Derece Mahkemesince hukuki nitelendirmenin dosya kapsamına uygun olarak belirlendiği, taraflarca ileri sürülen delillerin toplanarak usulüne uygun olarak değerlendirildiği, delillerin değerlendirilmesinin dosya kapsamına uygun bulunduğu, mahkemenin karar gerekçesiyle hüküm fıkrasının birbiriyle uyumlu olduğu ve mahkeme hükmünün yasal unsurları taşıdığı anlaşılmakla; İlk Derece Mahkemesi kararına karşı taraflar vekili tarafından ileri sürülen istinaf itirazlarının 6100 Sayılı HMK'nın 353(1)b-1 maddesi gereğince, istinaf sebepleriyle ve taleple bağlı olarak esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler ile kararın bozulmasını talep etmiştir.

Uyuşmazlık, davacının yolcu olarak bulunduğu sigortasız aracın 07.04.2016 tarihinde yaptığı kaza neticesinde davacının yaralanması sonucu uğradığı zarar nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı, geçici bakıcı gideri, tedavi gideri talebine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 51,52 ve 54 üncü maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90 ve 91 inci maddeleri, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları
, ... Yönetmeliğinin 9/d maddesi.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere; maluliyet oranının tespiti bakımından kaza tarihinde geçerli Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerinin dikkate alınması gerekirse de, bu yönetmelik uyarınca alınan raporda maluliyet oranının daha yüksek belirlenmiş olması ve bu durumun davalı aleyhine olmasına ve hesaplamada TRH 2010 Yaşam Tablosunun kullanılması gerekirse de bakiye yaşam süresinin bu tabloda daha yüksek belirlenmiş olmasına, yolcu olan davacının kazaya etken davranışı olmaması ve kaza ile ilgili kolluk tarafından kaza tespit tutanağının tanzim edilmiş olmasına, dosya içinde hatır taşımasının varlığına ilişkin delil olmamasına, emniyet kemerinin takılı olup olmadığının belirsiz olmasına göre karar usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;
Davalı ... vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

13.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.