Esastan ret
SAYISI: 2018/191 E., 2020/269 K.
Taraflar arasındaki tasarıma tecavüzün tespiti, meni ve tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin terlik, ayakkabı üretimi alanında faaliyette bulunduğunu, davacının ürettiği bu ürünleri kendi adına tescilli "BASHA" markası ile piyasaya sunduğunu, müvekkilinin tasarımı kendisine ait olan terlik tasarımını 2005/03774 numarasıyla tescil ettirdiğini, davalının müvekkiline ait söz konusu tescilli tasarımı taklit ederek üretip, piyasaya sürdüğünü, haksız menfaat sağlamakta olduğunu, bu durumun Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/19 Değişik iş sayılı dosyası ile tespit edildiğini, davalı tarafın üretiminin yanıltıcı ve iltibasa sebebiyet verebilecek nitelikte olduğunu, bu durumun aynı zamanda müvekkili aleyhine haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek tasarıma tecavüzün tespiti ile menine, davalının üretimde kullandığı makinelerin imhasına, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, hükmün ilanına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili tarafından üretilen tasarım ile davacı tasarımlarının aynı olmadığını, tabanların gerek yükseklik, tabanda bulunanlar kanallar, desen ve iç giydirme şablonu açısından farklı olduğunu, davacının tasarımlarında, terliklerde kanal kullanıldığını, şirket ambleminin farklı yerde olduğunu ve desen farklılıklarının bulunduğunu, müvekkilinin benzerlik olmamasına rağmen bu olaydan sonra üretime girmek istemediğini, müvekkilinin iş yerinde kullanıma dair herhangi bir kanıt bulunmadığını, bu durumda da haksız rekabet olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı adına tescilli dava konusu tasarımın 554 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 12 nci maddesi ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun (6769 sayılı Kanun) 80 nci maddesinde düzenlenen 5 yıllık koruma süresinin dava tarihi itibariyle dolduğu, koruma süresinin dolmasıyla tasarımdan doğan hakların da sona ereceği ve tasarımın kamuya açık bir hale geldiği, dava konusu tasarımın dava tarihi itibariyle yenilenmeyerek kamuya açık bir tasarım haline geldiği, davacının adına tescilli BASHA markasına ilişkin usulüne göre açmış olduğu bir dava bulunmadığından bu talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar vermek gerektiği gerekçesiyle davanın reddine, davacının markaya ilişkin talebi konusunda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının müvekkili şirkete ait olan ''BASHA'' markasını taklit ederek ''BAHSA'' adlı ürün çıkartıp, marka ve modelleri taklit etme yoluyla müvekkili şirketin maddi ve manevi büyük zararlara uğratıldığını, davalının ticari faaliyetlerinin haksız rekabet ve dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiğini, endüstriyel tasarıma ve marka hakkına tecavüzün tespitine ilişkin olarak dava açıldığını, aynı zamanda Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusnda bulunulduğunu, davalının iş yerinde bulunan ürünün yenilik ve ayırt edicilik özellikleri taşımadıklarını, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının üretimini yaptığı terliklerin müvelkilinin hem tasarımına ve hem de markasına tecavüz teşkil ettiğini, davalı üretiminin aynı zamanda haksız rekabet oluşturduğunu, davalının iş yerinde bulunan ürünün yenilik ve ayırt edicilik özellikleri taşımadıklarını, Mahkeme gerekçeli kararında endüstriyel tasarımla ilgili 5 yıllık koruma süresi geçtiğinden ve BASHA markasıyla ilgili olarak usulüne uygun bir dava açılmamış olduğundan davanın reddine karar verildiğinin belirtildiği, oysa 17.03.2020 tarihli ıslah dilekçesi ile müvekkili adına tescilli marka hakkına tecavüz nedeni ile oluşan zararların tazmininin talep edildiğini, bilirkişi incelemesinde söz konusu tescilli marka yönünden inceleme yapılmadığını, davaya konu tasarımın yenilenmemiş olmasının bu konuda davacının hak sahipliğine ve davalının söz konusu eylemlerinin haksız rekabete konu olmasına bir engel teşkil etmediğini, müvekkili adına tescilli Basha markasına tecavüz nedeniyle davalı şirket yetkilileri hakkında açılan ceza davasında marka hakkına tecavüz suçundan karar verildiğini ve Mahkeme kararının kesinleştiğini, Mahkemece bu talepleri hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesinin yasaya aykırılık teşkil ettiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Dava, tasarıma tecavüzün tespiti ve tazminat istemine ilişkindir.
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6769 sayılı Kanun'un 80 inci maddesi.
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.