Esastan ret
Taraflar arasındaki markanın hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ...'nin "Sınırsız Dostluk Yarı Maratonu" markasını uzun yıllardan bu yana kullandığını ve amblemlerinde yer aldığını, gerekli yerlere bildirildiğini, dört yıldır faaliyetlerin bu isimle yapıldığını, dergi, broşür, davetiyelerde bu ismin kullanıldığını, dernek logosunda kırmızı rengin Türkiye'yi, mavi rengin Yunanistan'ı yeşil rengin de Bulgaristan'ı, köprü görüntüsünün ise Meriç nehrini temsil ettiğini belirten bir yazı ilçe dernekler masasına bildirildiğini, Türk Yunan Bulgar Dostluk Grubu Derneğinin 02.08.2013 tarihinde yönetim kurulu görev dağılımı yaptığını ve başkanlığa davalı ...'nın seçildiğini, sözkonusu ibarenin Atletizm Federasyonu Başkanlığı'na bildirilmek üzere Edirne Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğü'ne bildirilmesi kararı alındığını, davalının 12.10.2017 tarihinde üyelikten ve görevinden istifa ettiğini, ancak davalının 06.06.2017 tarihinde haksız ve kötü niyetli olarak Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRK PATENT)'na 2017/51922 başvuru numarası ile başvurarak Türk Yunan Bulgar Dostluk Grubu Derneğinin "Sınırsız Dostluk Yarı Maratonu" sloganını sadece kendi adına marka olarak tescil ettirdiğini, bu kişinin görevi nedeniyle hakkında görevi kötüye kullanmadan ötürü suç duyurusunda bulunulduğunu ileri sürerek davalı adına 2017/51922 başvuru numarası ile tescilli "Sınırsız Dostluk Yarı Maratonu" markasının hükümsüzlüğü ile sicilinden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; Türk Yunan Bulgar Dostluk Grubu Derneğini, kişisel çabaları sonucunda 11.07.2013 tarihinde kurarak 02.08.2013 tarihinde yapılan yönetim kurulu toplantısında başkanlığa seçildiğini, derneğin kişisel gayret ve çabaları sayesinde bu günlere geldiğini, İnebolu Gümrük Müdürlüğüne tayin olması üzerine 12.10.2017 tarihinde dernek yönetim kurulu üyeliğinden ayrıldığını, ancak üyeliğinin devam ettiğini, eski bir atlet olduğunu, Edirne'de gümrük memuru olarak görev yaptığında Türkiye, Bulgaristan, Yunanistan çalışanlarına maraton fikrini paylaştığını, amacının üç ülkeyi kapsayacak olan pasaportsuz ve vizesiz yarış düzenlemek olduğunu, ilk maratonu 14.06.2014 tarihinde "Sınırsız dostluk Yarı Maratonu" olarak gerçekleştirdiğini, tüm bunlar için maddi ve manevi çok çaba harcadığını, üç kez maraton yapıldığını ve ayrı logolar kullanıldığını, dava konusu logonun 2014' te kendisi tarafından tasarlandığını, 2017 yılında da "Sınırsız Dostluk Yan Maratonu" ismini ve logonun tescil işlemlerini yaptırdığını, o tarihte dernek başkanı olduğunu, fikrin sahibi olması nedeniyle gerçek hak sahipliğinin kendisinde bulunduğunu, davacının hak iddia etmesinin hukuki dayanaktan ve iyi niyetten yoksun olduğunu, yapılacak spor etkinliğinin adının Sınırsız Dostluk Yarı Maratonu olmasını gerektiren maddi ve hukuki bir sebep bulunmadığını, davacı olarak tüzel kişiliği idare eden yönetimin kasıtlı ve kötü niyetli olarak açtığı bu davanın reddinin gerektiğini, kaldı ki karar defterinde bile bu logonun kullanılacağına dair hiçbir ifadenin yer almaması ve hiçbir gayret çabaları olmamasına rağmen, kişisel çabaları ile oluşturarak tescil ettirdiği logonun kullanma hakkının şahsından alınmasının hukuka aykırı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının anılan ibare için marka tescil başvurusu yaptığı tarihte dahi derneğin yönetim kurulu başkanlığında olduğu, dinlenen tanık beyanlarından ve tüm delillerden davalının çalışmaları kendi adına değil dernek adına yaptığının anlaşıldığı, sözkonusu markanın dernek adına kullanıldığı, her ne kadar fikrin davalıya ait olduğu iddia edilmiş ise de, fikri haklar hukuku alanında fikirlerin değil, bu fikirlerin fiziki ortama kaydedilmiş veya somutlaştırılmış hallerinin korunduğu, bu durumda dava konusu markada geçen "Sınırsız Dostluk Yarı Maratonu" isminin, ilk defa davacı dernek adına, derneğin kuruluş amacına uygun olarak tasarlandığı, yıllar içerisinde yapılan maratonlarda kullanılarak Edirne ilinde ve ilgili halk çevresinde maruf hale geldiği, dolayısıyla bu isim kullanıldığında ilgili çevrede markayı tescil ettirenin davalı ... değil, davacı Türk Yunan Bulgar Dostluk derneği olduğunun algılandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin atletizm dalında başarılı bir sporcu olduğunu, bu konuda fikri açıdan da emek sarf ederek dava konusu markayı oluşturduğunu, dava dosyasında bahsi geçen maraton düşüncesi ve uygulamalarının davacı derneği kuruluşundan önce de mevcut olduğunu, müvekkilinin katılımcıları aynı şekilde üç ülkeden olmak üzere 2012 yılında halk koşusu, 2013 yılında da engelli yürüyüşü ve yarışı olarak organizasyonu gerçekleştirdiğini, buna ilişkin bazı fotoğraf ve belgelerin dosyada mübrez olduğunu, bütün bu gelişmeler yaşanırken davacı derneğin henüz kurulmamış olduğunu, yine kurucusu müvekkili olan davacı dernek döneminde de iş bu organizasyonun gerçekleştirilmesi hususunda müvekkilinin çabası olduğunu, bu durumun davacı derneği hak sahibi yapmayacağını, müvekkilinin 2015 yılında Edirne'de uygulaması ve organizasyonu için Gümrük ve Ticaret Bakanlığından üç aylık geçici görev istediğini, bakanlığın müvekkilini Edirne'ye geçici olarak görevlendirdiğini, müvekkilinin de maratonun yapılmasını sağladığını, 2016 yılında ise müvekkilinin Çorlu Havaalanında görevli olması nedeniyle Edirne'ye gelemediğinden 2016 yılında maratonun yapılamadığını, bu hususun dahi maratonun ve markanın tamamen müvekkili ile bağlantılı olduğunu gösteren bir durum olduğunu, 2017 yılında yapılan toplantı sonrası ...'ın dernek başkanlığına getirildiğini, müvekkilinin görevinde değişiklik yapıldığını, bunun üzerine müvekkilinin 12.10.2017 tarihinde istifa ettiğini, davacı derneğin 2018 yılı için maraton başvurusu yapmadığını, davacının marka üzerinde hak sahipliği iddiasının temelsiz olduğunu, müvekkilinin istifasından sonra gerçekleştirilmeye çalışılan maraton organizasyonunun ne kadar başarısız olduğunun herkesçe bilindiğini, davacının ayrıca haksız yere müvekkili hakkında suç duyurusunda bulunduğunu ancak takipsiz kararı verildiğini, dosya içeriğindeki tanıklarının beyanları tekrar değerlendirildiğinde müvekkilinin haklılığının ortaya çıkacağını, tüm bu hususların bilirkişi raporunda irdelenmediğini ve raporunda dosya kapsamına uygun olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tanık beyanlarının davalının savunmalarını yeterince doğrulamadığı, davacı dernek adına 14 Haziran 2015 tarihinde "Sınırsız Dostluk Yarı Maratonu", 4 Haziran 2017 tarihinde " 3 üncü Sınırsız Dostluk Yarı Maratonu", 29 Nisan 2018 tarihinde aynı isimle maratonlar düzenlendiği, yine dosya içerisinde bulunan 24.07.2015 tarihli 4 Sayılı Kırkpınar Edirne Ajans Medya Grubu özel sayısında davacı dernek adına sınırsız dostluk yarı maratonunun logosu ile birlikte düzenlendiğine dair yazı bulunduğu, dava konusu markanın başvurusu sırasında davalının dernek başkanı olması nedeniyle başvuruyu kendi adına yaptığı, gerçek hak sahipliğinin davalıya ait olmadığı, dolayısıyla ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dilekçelerindeki ve istinaf başvurusundaki nedenlerle, ayrıca dava konusu markanın yaratılması sürecindeki müvekkilin tek ve asli emeği ile çalışmalarının yeterince ve/veya hiç değerlendirmeye alınmadığını, müvekkili olmadan eyleme geçirilmesi dahi başarılamayan bir faaliyet ile ilgili olarak, marka ve tüm hakların müvekkile değil de davacı tarafa ait olduğunun iddia edilmesinin haksız ve mesnetsiz olduğunu, eksik inceleme ile karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık, davalı adına 2017/51922 başvuru numarası ile tescilli "Sınırsız Dostluk Yarı Maratonu" markasının hükümsüzlüğü koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir.
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6769 sayılı Kanun'un 6 ve 25'inci maddeleri.
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.