HÜKÜMLER: İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 ... maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 ... maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. ... (...) Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.02.2019 tarihli ve 2016/145 Esas, 2019/67 Karar sayılı kararı ile, sanıklar ..., ... ve suça sürüklenen çocuk ... hakkında maktul ...'e karşı nitelikli kasten öldürme suçundan, 5271 sayılı Kanunun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi gereği ayrı ayrı beraatlerine karar verilmiştir.
2. ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 11.10.2019 tarihli ve 2019/1952 Esas, 2019/1955 Karar sayılı kararı ile, İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik katılan ...'ın istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 ... maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Katılan ...'ın Temyiz Sebepleri; eksik incelemeye, delillerin hatalı değerlendirildiğine, sanıklar ve suça sürüklenen çocuk hakkında mahkumiyet hükmü verilmesi gerektiğine ilişkindir.
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Maktulün, sanık ...'nin eşi, suça sürüklenen çocuk ... diğer sanık ...'in ise babası olduğu, olay tarihinden kısa süre evvel ailesi ile birlikte ikamet ettiği ... ilçesinden ... ili ... kasabasına buradaki bir fırında çalışmak maksadıyla gittiği, aynı odada kalan arkadaşı tanık ...'in beyanına göre suç tarihinden birkaç gün önce ranzadan düşerek yaralandığı, aşırı alkol tüketmesi yüzünden işten çıkarıldığı gün de düşerek kafasını el arabasına çarpması sonucu yaralandığı, ...'ye gelirken maktulü gören tanık ...'nin beyanına göre yaralanmasına dair yüzünde morluk ve başında kanama gibi iz ve emarelerin bulunduğu, ikametine döndükten sonra olay günü komşusu olan tanık Müzdelife'nin beyanı ile sabit olduğu üzere öğle saatlerinde evinden ayrılmak için bahçe duvarından geçmek istediği sırada yere düştüğü, olay yeri görgü tespit tutanağına göre düştüğü yerde toplu halde pıhtılaşmış kan izlerinin bulunduğu, her ne kadar komşuları ... ile ... ve fırın çalışanları ... ve ... maktulün kendilerine darp edildiğini söylediklerini belirtmiş olsalar da olay günü maktulun bilincinin yerinde olup olmadığı hususunda dosya kapsamında netlik olmadığı, hastaneye gittiğinde bilincinin ajite olduğunun raporlar ile sabit olduğu, maktulün bilinçli olarak darp edildiğini söylediği kabul edilse bile ... Adli Tıp İhtisas Kurulu raporunda ölümün düşme veya darp sonucu husulünün mümkün olduğu ve ölümün yaralanma ile mi yoksa düşme sonucu mu meydana geldiği hususunun adli tahkikat ile belirlenebileceğinin belirtildiği, ölüm nedeninin sanıklar ve suça sürüklenen çocuğun yaralaması sonucu meydana geldiğine dair dosya kapsamındaki deliller ile duraksamaya yer vermeyecek şekilde nedensellik bağının kurulamadığı, maktulün sanıklar ve suça sürüklenen çocuk tarafından darp edildiğine dair dosya içerisinde her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı anlaşılmakla sanıklar ve suça sürüklenen çocuğun üzerilerine atılı suçtan ayrı ayrı beraatlerine karar verildiği anlaşılmıştır.
2. Sanıklar ve suça sürüklenen çocuk savunmaları, tanık ve katılan beyanları, ölü muayenesi ve otopsi raporu, Adli Tıp Kurumu 1. Adli Tıp İhtisas Kurulu mütalaası, olay yeri inceleme raporu, olay yeri basit krokileri, olay yeri görgü tespit tutanağı, araştırma tutanakları, HTS kayıtları, güncel nüfus ve adli sicil kayıtları dava dosyasında bulunmaktadır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.
A.Katılan ...'ın Eksik İncelemeye Yönelik Temyiz İstemi Yönünden;
Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, dosya kapsamında eksik incelemenin bulunmadığı, alınan raporların yeterli ve hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşıldığından katılanın temyiz sebeplerinin incelenmesinde bozma nedeni dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B.Katılan ... ... Delillerin Hatalı Değerlendirildiğine, Sanıklar ve suça sürüklenen çocuk Hakkında Mahkumiyet Hükmü Verilmesi Gerektiğine Yönelik Temyiz İstemleri Yönünden;
Maktulün, Eylül ayı sonunda ... ilçesinden fırında çalışmak için ... ili ... kasabasına gittiği, bir süre çalıştıktan sonra kendisi ile aynı odada kalmakta olan tanık ...'ın beyanlarına göre ranzadan düştüğü, buna karşın 2-3 gün daha çalışmaya devam ettiği, 16.10.2014 tarihinde alkol kullanması yüzünden işinden çıkarılması üzerine otobüsle ...'ye geri döndüğü, sanık ..., suça sürüklenen çocuk ...'ın beyanlarına göre yüzünün solgun ve kendisinin halsiz olduğunu maktulün vücudunda yara izi bulunmadığını, belirttikleri maktulün olay günü evden çıkarak önceden çalıştığı Cumhuriyet ... isimli ... yeri önüne gittiği, tanıklar ... ve ...'in anlatımlarına göre bir ayağında kadın babeti diğer ayağında terlik bulunduğu, sersemlemiş vaziyette olduğu, başından kan aktığı, dudaklarında yara izi ve gözünde morluk bulunduğu, maktulün aynı zamanda apartman komşusu olan ...'nin sana ne oldu seni dövdüler mi sorusuna ağlayarak oğulları ..., ... ve eşi Durdane'nin adını vererek sandalye ile dövdüklerini söylediği, fırından çıktıktan sonra esnafın kendisine yardımcı olmak için sandalyeye oturtarak 112 hattını aradığı, ambulansa binmeden evvel mahalleden tanıdığı ...'a kendisini sesinden tanıdığını belirtip ''çocuklar'' demek suretiyle darp edildiğini anlattığı, olay günü maktule ik müdahaleyi gerçekleştiren ... Devlet Hastanesi'nin 17.10.2014 tarihli raporda maktulün olay günü alkollü olmadığının tespit edildiği, tanık ...'nin aşamalarda istikrarlı beyanlarında maktulün kendisini eşi ve oğlunun sandalye vurmak suretiyle darp ettiğini belirttiği, sanıklar ve suça sürüklenen çocuk ile dinlenen tanıklar arasında iftira etmeyi gerektirecek bir husumetin bulunmadığı, tanık Cemil'in diğer tanıklar ... ve ... arasında herhangi bir irtibatın bulunmadığı, maktulün baş bölgesindeki mevcut yara yerlerinin tanık anlatımları ile uyumlu olması, sanıkların ve suça sürüklenen çocuğun irade birliği içerisinde kasten yaralama suçunu işlediği ve yaralanma sonucu ölüm olayının meydana geldiği, olayın gerçekleştiği anlaşılan zaman dilimi içinde sanık ... ve suça sürüklenen çocuğun ... ilçesine tapu işlemi yaptırmak maksadıyla gittiğine diğer sanık ...'in ise kız arkadaşı ... ile vakit geçirdiği yönündeki savunmalarının dosyada mevcut maddi deliller ile desteklenmediği, tanık ...'nın alınan beyanında ... ile birlikte olmadığını ifade ettiği, ... Tapu Müdürlüğü'nden gelen müzekkere cevabına göre sanık ...'nin olay günü 1964 yılında vefat eden babasından kalma taşınmazlar ile ilgili olarak herhangi bir tapu işlemi yaptırmadığının tespit edilmesi hususları hep birlikte değerlendirildiğinde İlk Derece Mahkemesi kararının isabetli olmadığı gözetilmeden sanıkların ve suça sürüklenen çocuğun kasten yaralama neticesinde ölüme neden olma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 87 nci maddesinin dördüncü fıkrasına göre cezalandırılmalarına karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı biçimde beraat hükümleri kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle; ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 11.10.2019 tarihli ve 2019/1952 Esas, 2019/1955 Karar sayılı kararına yönelik katılanın temyiz istemi yerinde görülmekle 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca ... (...) Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
13.03.2024 tarihinde karar verildi.
Dairemizin bozma gerekçesinde belirtilen olgu ve delillerin sanıklar ... ve Durdane ile suça sürüklenen çocuk ...'ın mahkûmiyetlerine yeterli olmadığı gerekçesiyle sayın çoğunluğun bozma kararına katılmamaktayız.
Sanıklar ve suça sürüklenen çocuk soruşturma ve yargılama aşamalarındaki tüm beyanlarında üzerlerine atılı suçlamayı kabul etmemişler, ısrarlı şekilde asla maktulü dövmediklerini savunmuşlardır.
Maktulün ...'deki ev arkadaşı tanık ... yargılama aşamasında alınan beyanında özetle; maktul ile 20-30 gün kadar aynı fırında çalıştıklarını, maktulün sürekli alkol aldığını, çalıştıkları süre boyunca 5-6 kez düştüğüne şahit olduğunu, maktulün işten ayrılmadan 2-3 gün önce birlikte kaldıkları odada ranzadan düştüğünü, kafasında yaklaşık 2 cm boyutunda sıyrık oluştuğunu, bundan birkaç gün sonrada yine kafa üstü düştüğünü kafasında bulunan kabuk bağlayan yaranın kanadığını, maktulün sürekli içki içtiği için işten çıkarıldığını beyan etmiştir.
Maktulün ...'deki 16.10.2014 günü ...'den ...'ye geldiği otobüsün muavini olan tanık ... soruşturma aşamasında alınan beyanında özetle; maktulün otobüse bindiğinde ayakta zor durduğunu, alkollü olup olmadığını bilmediğini, yanına yaklaştığında alkol kokusu almadığını, gözlemine göre maktulün kendisinde olmadığını, bir ara otobüsün arka beşli koltuğuna ayakkabılarını çıkartarak yattığını, ayaklarında çorap olmadığı için ayaklarının yara içinde olduğunu, hafif kan izleri olduğunu, kalkması için ikaz ettiğinde zar zor kendine geldiğini ancak ...'ye gelene kadar kendisinin maktulü kaldırdığı, maktulün ise sürekli yattığını, kafasını kaldıramadığını, sersem gibi olduğunu, maktulün kolunun birinde çizik ve yaralar bulunduğunu, yüzünde ve alın bölgesinde morluklar ve kırmızılıklar bulunduğunu söylemiştir.
Tanık Müzdelife yargılama aşamasında alınan beyanında özetle; Olayın olduğu 17.10.2014 günü öğle ezanına doğru maktulü, maktule ait evin bahçesinde gördüğünü, tuhaf hareketler sergilediğini, bir ayağı yalın ayak diğerinde ise ayakkabı olduğunu, bir anda evin önündeki duvarın üstüne çıktığını, betonun üstüne doğru yan şekilde düştüğünü, duvarın yaklaşık yarım metre civarında olduğunu, maktulün yanına birilerinin giderek kaldırdıklarını ancak cevap veremediğimi, kendisinin de olay yerinden ayrılarak evine gittiğini ifade etmiştir.
Tanıklar ... ve ... ifadelerinde maktulün kendilerine darp edildiğini söylediğini belirtmişlerse de alkol bağımlısı olan maktulün çok sık şekilde düşerek başından yaralandığı ve denge problemleri yaşadığını belirten yukarıda ayrıntılı şekilde yazılı tanık beyanları nazara alınmadan, Adli Tıp İhtisas Kurulu raporuna göre maktulün ölümünün düşme veya darp sonucu husulünün mümkün olduğunun belirtilmesi karşısında maktulün düşerek mi yoksa darp sonucu mu öldüğünün saptanamadığı, şüpheli kalan bu halin maktulün eşi ve çocukları olan sanıklar ve suça sürüklenen çocuk aleyhine kullanılamayacağı öte yandan maktulün sanıklar ve suça sürüklenen çocuk tarafından dövüldüğüne dair görgüye dayalı tanık beyanı bulunmadığı gibi her türlü şüpheden uzak somut, inandırıcı ve kesin delil bulunmadığı gözetilmeden doğrudan görgüye dayalı bilgileri bulunmayan tanıkların beyanlarına dayanılarak sanıklar ve suça sürüklenen çocuk aleyhine verilen sayın çoğunluğun bozma kararına katılmamaktayız.
Ayrıntılı şekilde açıklanan nedenlerle sanıklar ve suça sürüklenen çocuğun ayrı ayrı beraatlerine dair hükümlerin onanması gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun bozma kararına katılmamaktayız. 20.03.2024