Beyoğlu 3. Ağır Ceza Ceza Mahkemesinin, 31.12.2010 tarihli kararı ile hükümlü hakkında 6136 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan 10 ay hapis cezası ve 366,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, anılan kararın itiraz edilmeksizin 08.04.2011 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Hükümlü hakkında verilen 31.12.2010 tarihli karar, beş yıllık denetim süresi içerinde kasıtlı bir suç işlediğinden bahisle, İstanbul 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.05.2021 tarihli kararıyla aynen açıklanarak istinaf edilmeksizin 06.09.2021 tarihinde kesinleşmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 310 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca kanun yararına bozma istemini içeren, 21.01.2022 tarihli ve KYB-2021/161155 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.01.2022 tarihli ve KYB-2021/161155 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 03/02/2014 tarihli ve 2013/23474 esas, 2014/2417 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, 5271 sayılı Kanun’un 231/8. maddesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması hâlinde, denetim süresi içinde dava zamanaşımının duracağı ve zamanaşımının denetim süresi içinde işlenen suçtan dolayı verilen hükümlülük kararının kesinleşmesi koşuluyla suçun işlendiği tarihte yeniden işlemeye başlayacağı,
Dosya kapsamına göre, sanığın eylemine uyan anılan suç için kanunda öngörülen cezasının türü ve üst sınırına göre 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 66/1-e maddesi gereğince 8 yıl olağan zaman aşımı süresine tabi olduğu, sanığın müsnet suçu 15/08/2004 tarihinde işlediği, 11/11/2005 tarihinde Mahkemesince savunmasının alındığı, sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın ise 08/04/2011 tarihinde kesinleştiği, sanığın 13/03/2013 tarihinde yeniden suç işlediği, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 08/04/2011 tarihi ile denetim süresi içerisinde yeniden suç işlediği 13/03/2013 tarihleri arasını kapsayan 1 yıl 11 ay 6 günlük sürenin 5271 sayılı Kanun'un 231/8-son cümlesi gereğince duracağı, sanığın sorgusunun yapıldığı tarih ile hükmün açıklandığı tarih arasında zamanaşımını kesen başkaca bir sebep bulunmadığı ve sanığın sorgusunun yapıldığı 11/11/2005 tarihinden itibaren, hükmün açıklandığı 28/05/2021 tarihine kadar geçen sürede 8 yıllık olağan dava zamanaşımı süresinin dolduğu gözetilmeden, zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

1. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendinin; “Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder.” şeklinde düzenlendiği belirlenmiştir.
2.5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin sekizinci fıkrasında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması halinde, denetim süresi içinde dava zamanaşımının duracağı ve aynı maddenin on birinci fıkrasında, denetim süresi içinde kasten yeni suç işlenmesi halinde mahkemece hükmün açıklanacağı düzenlenmiş olup, duran zamanaşımının, denetim süresi içinde işlenen suçtan dolayı verilen hükümlülük kararının kesinleşmesi koşuluyla suçun işlendiği tarihte yeniden işlemeye başlayacağı, dosya kapsamına göre hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 08.04.2011 tarihi itibarıyla duran zamanaşımının sonraki mahkûmiyete konu suçun işlendiği 13.03.2013 tarihinde yeniden işlemeye başladığı belirlenerek inceleme yapılmıştır.
3. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 7 nci maddesi, 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9 uncu maddeleri uyarınca; hükümlüye yüklenen suçun kanun maddesinde öngörülen cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu suç tarihinde yürürlükle bulunan ve lehe olan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 102 nci maddesinin dördüncü ve 104 üncü maddesini ikinci fıkralarında belirlenen 7 yıl 6 aylık dava zamanaşımının hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen dönemdeki durma süresi de belirtilen olağanüstü
zamanaşımı süresine eklendikten sonra suç tarihi olan 15.08.2004 tarihinden hükmün açıklandığı 28.05.2021 tarihine kadar gerçekleştiği ve kamu davasının düşürülmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmekle, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.

1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

2. İstanbul 20. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.05.2021 tarihli kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
3. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca bozma nedeninin hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektirdiğinden, hükümlü hakkında açılan kamu davasının 765 sayılı Kanun'un 102 nci maddesinin dördüncü ve 104 üncü maddesini ikinci fıkraları ile 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği DÜŞMESİNE, adli emanette kayıtlı suça konu tabanca ve eklerinin 765 sayılı Kanun'un 36 ncı maddesi uyarınca müsaderesine, hükmedilen cezanın infaz edilmemesine,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.03.2024 tarihinde karar verildi.