İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2020/1110 Esas, 2022/814 Karar
DAVACI/ BİRLEŞEN DAVADA
DAVALI/KARŞI DAVACI: ...
vekili Avukat ...
DAVALI/ BİRLEŞEN DAVADA
DAVACI/KARŞI DAVALI: ... vekili Avukat ...

Asıl davada hak düşürücü süreden red ve esastan red, birleşen davanın kısmen kabulü, karşı davanın reddi

BİRLEŞEN DAVA: İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2017/196 E.

Taraflar arasındaki asıl dava markanın hükümsüzlüğü, birleşen dava markaya tecavüzün tespiti meni ve tazminat, karşı dava haksız tedbirler nedeniyle tazminat istemli davalardan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı/birleşen davalı/karşı davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl davanın usulden ve esastan reddi, birleşen davanın kısmen kabulü, karşı davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı/birleşen davalı/karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; davalı adına kayıtlı 2007/61240, 2013/05851 nolu markaların tescil başvurularının mutlak ret sebeplerinin varlığı nedeniyle reddi gerekirken tescil edildiğini ileri sürerek davalı markalarının 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin (c) ve (ğ) bentleri gereğince coğrafi isim olması, kamuya mal olmuş tarihi ve kültürel değer konusu olması nedenleriyle hükümsüzlüğünü talep etmiştir.

2. Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; 1969'dan beri "Lozan Pastanesi" işletme adlı pastaneyi işlettiklerini, 2007/61240 nolu marka tesciline sahip olduğunu, markanın "şekil+Lozan" olup 43 üncü sınıfta kayıtlı olduğunu, ayırt edici olan kısmın "Lozan" olduğunu, davalının sonradan "LSP CAFE LOZAN SANDVİÇ POİNT" marka başvurusunda bulunarak yeni bir işletme açtığını, böylece tarafların hizmetlerinin karıştırılmaya başladığını, tescilli markalarına tecavüz edildiğini ileri sürerek marka hakkına tecavüzün önlenmesini, tecavüz oluşturan "LOZAN" ibareli tanıtım unsurlarının kaldırılmasını, tecavüzün giderilmesini, 15.000,00 TL manevi ve 10.000,00 TL maddi tazminatın ticari faiziyle tahsilini ve kararın ilanını talep etmiştir.

3. Karşı davada davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından işyerinde yapılan tespit ve tedbir kararının icrası sırasında müşterilerin bulunduğunu, ticari itibarının zarar gördüğünü, müvekkilinin işyerinde haksız uygulanan tedbir kararı nedeniyle zarara uğradığını ileri sürerek tazminat talep etmiştir.

1.Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; öncelikle müvekkilinin lozan kapısı mevkiinde açtığı iş yerine "cafe lozan sandviç" ismini uygun gördüğünü, Türk Patent ve Marka Kurumuna (TÜRK PATENT) başvuru yaptığını, bu mevkide pek çok iş yeri olduğunu, ibarenin bir yer adı olarak maruf olduğunu belirtmiş, 01.12.2017'de tespit sırasında durumu öğrendiğini, sonra kullandığı işletmenin adını "cafe L sandviç point" olarak değiştirdiğini, davacı iddialarının yersiz olduğunu, markaların farklı olduğunu, iltibas bulunmadığını, davacı markasının coğrafi isim olduğu için korunamayacağını, tek kelime olarak tescil edilemeyeceğini belirterek davanın reddini istemiştir.

2. Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davada Lozan Pastacılık Ltd. Şti.'ne ait her iki markanın hükümsüzlüğü davasının reddi gerektiği, ... firmasının "CAFE LOZAN SANDWICH" ibareli 30.11.2017 tarihli marka başvurusu karşı tarafın itirazı üzerine reddedilmiş olmasına rağmen, "LOZAN" ibaresinde ısrar etmesinin meşru bir sebebe dayanmadığı, davalı ... firmasının tespit konusu olan ve tedbirle önlenen eylemlerinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet niteliğinde olduğu,, işletmenin açıldığı 21.11.2017 tarihi ile marka tecavüz davasının açıldığı 21.12.2017 tarihi arasında kalan kısa dönem bakımından 3.650,00 TL kar kaybının söz konusu olduğu, marka sahibi firmanın markasından doğan haklarını kullanması, tespit ve tedbir kararı aldırmasının hukuka uygun hak arayışı olduğu, karşı davada haklı şartlar bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulü ile ... firmasının "LOZAN" ibaresinin tabela, tanıtım gereçleri, sarf malzemeleri gibi ortamlarda markasal kullanmasının marka hakkına tecavüz oluşturduğunun tespitine, önlenmesine, tecavüzlü kullanımların toplanılarak kaldırılmasına, tecavüzün giderilmesine, web ortamından da kaldırılmasına, sabit olmayan karşı davanın, maddi ve manevi tazminat davalarının reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı/birleşen davada davalı/karşı davada davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı/birleşen davada davalı/karşı davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; birleştirme kararı ve hükümsüzlük davasının reddinin hukuka aykırı olduğunu, “LOZAN” sözcüğünün hem yer adı olması, hem de Türk Ulusu için taşıdığı tarihi önemi dikkate alındığında tek başına marka olarak tescil edilemeyeceğini, Lozan'ın bir yer adı olduğunun, yer isimlerinin tek başlarına marka olarak kullanılamayacağı, bu isimlerin bir kişinin inhisarına bırakılamayacağını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mutlak ve nispi ret nedenlerine dayalı hükümsüzlük davasının beş yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması gerektiği, ancak tescilde kötü niyet varsa hükümsüzlük davasının süreye tabi olmadığı, davacının iddiasını kötü niyete dayandırmadığı, 2007/61240 nolu davalı markasının 26.12.2008 tarihinde, 2013/05851 nolu markanın ise 28.02.2014 tarihinde tescil edilmiş olduğu, davanın ise 05.02.2018 tarihinde açılmış olduğunun anlaşılması karşısında 2007/61240 nolu marka yönünden davanın hak düşürücü süre sebebiyle reddi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı, davalının 2013/05851 nolu "Lozan+şekil" markası tek başına bir yer ismi olsa da dosyadaki davalı delilleri uyarınca davalının 1969 yılından itibaren Lozan Pastanesi isminde işletmesinin İzmir ilinde yer alan Lozan Meydanında yer aldığı, bu şekilde "Lozan" markasını kullanarak markaya ayırt edicilik kazandırdığı anlaşıldığından 2013/05851 nolu marka yönünden davanın reddine karar verilmesinin doğru olduğu, birleşen davada ve karşı davada, davalı ... firmasının tespit konusu olan ve tedbirle önlenen eylemlerinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet niteliğinde olup aynı işaret ve ticari faaliyet alanında kullanıldığından marka sahibinin markasından doğan haklarının zarar gördüğü, zararın tespitine yönelik alınan bilirkişi raporunun somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, denetime elverişli, hüküm kurmaya yeterli ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu gerekçesiyle davacı/birleşen davada davalı/karşı davada davacı vekilinin istinaf itirazlarının açıklanan nedenlerle kısmen kabulüne, kararın kaldırılmasına, asıl davada 2007/61240 nolu marka yönünden davanın hak düşürücü sürede açılmaması sebebiyle usulden reddine, 2013/05851 nolu markanın hükümsüzlüğü davasının reddine, birleşen davada davalı ... firmasının "LOZAN" ibaresinin tabela, tanıtım gereçleri, sarf malzemeleri gibi ortamlarda markasal kullanmasının marka hakkına tecavüz oluşturduğunun tespitine, önlenmesine, tecavüzlü kullanımların toplanılarak kaldırılmasına, tecavüzün giderilmesine, web ortamından da kaldırılmasına, 3.650,00 TL maddi tazminatın, 10.000,00 TL manevi tazminatın davalı ... şirketinden tahsil edilerek davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin maddi kısmın reddine, karar kesinleştiğinde, hüküm özetinin ulusal çapta yayın yapan gazetede giderleri davalıya yüklenerek, ilan edilmesine, ihtiyati tedbirin karar kesinleşinceye kadar devamına, kesinleştiğinde kendiliğinden kalkacağına, sabit olmayan karşı davanın, maddi ve manevi tazminat davalarının reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı/birleşen davada davalı/karşı davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı/birleşen davada davalı/karşı davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle sınırlı olarak inceleme yapılması gerektiğini, hak düşürücü süre yönünden istinaf taleplerinin bulunmadığını, kararın hangi gerekçeyle yerinde görülmeyip kaldırıldığının yazılması gerektiğini, mahkemenin birleştirme kararının da hatalı olduğunu belirtmiş ve istinaf dilekçesindeki itirazlarını da tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

Asıl dava markanın hükümsüzlüğü; birleşen dava marka hakkına tecavüzün önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat; karşı dava ise tescilli marka hakkına dayalı olarak uygulanan tedbirin haksızlığı sebebiyle açılmış maddi ve manevi tazminat davasıdır.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6769 sayılı Kanun'un 5 ve 7 nci maddesi, 151 inci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi.

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı/birleşen davada davalı/karşı davada davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

13.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.