Esastan ret
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava konusu meblağ 160.660,00 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, keşidecisinin ... olduğu toplam 140.000,00 TL bedeli dört adet çek aldığını, müvekkilinin bu dört çeki ...'ya ciro ettiğini, sıkıntılı ekonomik süreç geçiren müvekkilinin ibraz tarihlerinde bahse konu çekleri ödeyemediğini, bunun üzerine müvekkili aleyhine İstanbul 3. İcra Dairesinin 2019/43680 E., İstanbul 21. İcra Dairesinin 2020/3080 E., İstanbul 21. İcra Dairesinin 2020/7277 E. numaralı icra dosyalarından kambiyo senetlerine özgü takip yapıldığını, müvekkilinin icra takipleri devam ederken davalı ile borca karşılık ... isimli şahsa ait taşınmazın devri konusunda anlaştıklarını, 07.09.2020 tarihinde ... adına kayıtlı bulunan Tekirdağ İli, ... İlçesi, ... Köyünde bulunan 16 Pafta, 881 Parsel nolu taşınmazın tapuda devredildiğini, ayrıca davalının icra dosyalarındaki avukatının ücreti olarak alacaklı vekiline 13.000,00 TL ücret ödendiğini, yapılan anlaşma gereği borcun ödenmesine rağmen davalının kötü niyetli olarak takibi devam ettirdiğini belirterek dava konusu çeklerden dolayı borçlu olmadığının tespitine, takiplerin iptalini ve davalının kötü niyetli olmasından dolayı kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkiline olan borcuna karşılık vermiş olduğu çeklerin ödenmemesi üzerine İstanbul 3. İcra Dairesinin 2019/43680 E., İstanbul 21. İcra Dairesinin 2020/3080 E. ve 2020/7277 E. sayılı dosyaları ile icra takibi yapıldığını, davacının borcuna karşılık taşınmaz vermeyi teklif ettiğini, müvekkilinin de davacının teklifini kabul ettiğini, ancak söz konusu taşınmazın borcunu karşılamasının mümkün olmadığını, takibe konulan çekler nedeniyle borcuna karşılık taşınmaz ile birlikte ayrıca 25.000,00 TL nakit para ve 13.000,00 TL avukatlık ücreti ve masrafının ödenmesi yönünde anlaşma sağlandığını, müvekkiline tapudan devir yapıldıktan sonra 25.000,00 TL ödeme yapılmadığını, bu nedenle müvekkilinin çeklerin iadesini istemediğini, müvekkilinin davacı tarafın daha önceden hazırlamış olduğu sözleşmeyi imzaladığı aşamada davacı taraf ayrıca 25.000,00 TL ödeme yapacağı sözünü vermiş olmasına rağmen sözünde durmadığını, taraflar arasında yapılan sözleşme ile icra takibinin borçlularından ...'den alacağının bulunmadığı beyan edilmiş olup, çeklerin keşidecisi olan ...'in ibra edilmediğini belirterek davanın reddini ve davacının kötü niyet tazminatı ödemesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu takip ve takibe dayanak çeklerin ödenmesi hususunda taraflar arasında protokol imzalandığı, bu protokol de taşınmaz devri ve avukatlık ücretinin kararlaştırıldığı ve protokoldeki edimin yerine getirildiği hususlarında uyuşmazlık bulunmadığı, uyuşmazlığın taraflar arasındaki protokol dışında davacı borçlunun borcuna karşılık taşınmaz devri haricinde 25.000,00 TL ek ödeme yapılacağı ve 13.000,00 TL vekalet ücreti dışında icra vekalet ücreti ve harçlarından davacının borçlu olup olmadığı hususlarında olduğu, taraflar arasındaki protokol doğrultusunda taşınmaz devrinin yapıldığı ve 13.000,00 TL'nin havale edildiği, protokol dışında çeklerden kaynaklı olarak ayrıca bir anlaşma yapıldığını ispat külfeti davalı alacaklıda olduğu, bu hususu kesin delillerle ispat edemediği, davacının dava konusu takip ve takibe dayanak çekler nedeniyle borçlu olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne ve davalıdan alınarak davacı ödenmesi suretiyle kötü niyet tazminatına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, müvekkili ile davacı arasında yapılan anlaşmaya göre davacının müvekkiline protokol haricinde 25.000,00 TL ödeme sözü verdiği halde sözünü yerine getirmediğini, ayrıca icra harçları ile borçlunun ödemesi gereken vekalet ücretini ödemediğini, sözleşmede tahsil harcını kimin ödeyeceği belirtilmediğinden borçlunun ödemesi gerektiğini, müvekkilinin kötü niyetli olmasının mümkün olmadığını, müvekkilinin icra takibini başlattığı aşamada kötü niyetli olmadığını, ayrıca davacının müvekkiline başka borçlarının da bulunduğunu ve müvekkili tarafından başlatılan İstanbul 21. İcra Dairesinin 2020/26061 E. sayılı takibin derdest olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 07.09.2020 tarihli protokol her iki tarafın da kabulünde olup, protokol doğrultusunda taşınmazın devrinin ve davalının vekiline avukatlık ücreti olarak 13.000,00 TL ödemenin yapıldığı hususunda uyuşmazlık bulunmadığı, davacının protokolün haricinde 25.000,00 TL daha ödeme yapmayı taahhüt ettiği iddiası bakımından ispat yükü davalı üzerinde bulunmakta olup davalının bu hususu 6100 sayılı Kanun'un 199'uncu ve 200'üncü maddeleri uyarınca yazılı veya kesin delillerle ispat etmesi gerektiği, davalı tarafından bu nitelikte belge ibraz edilmediği gibi teklif edilen yemin davacı tarafından eda edildiğinden, davacının protokol haricinde 25.000,00 TL daha ödeme yapmayı taahhüt ettiğine yönelik iddia ispatlanamadığı, davalı protokolde herhangi bir belirleme yapılmadığından icra masraf, harç ve avukatlık ücretinden davacının sorumlu olduğunu iddia etmekte olup taraflar arasındaki protokolde davalının devraldığı taşınmaz karşılığında davacının çeklerden dolayı borcunun bulunmadığı, avukatlık ücreti olarak 13.000,00 TL'nin avukata ödenmesi halinde çeklerin iade edileceği kararlaştırıldığı, davacı protokolde belirtilen taahüdünü yerine getirdiği, davalı ise icra masraf, harç ve icra avukatlık ücreti ile ilgili herhangi bir çekince ileri sürmeksizin çeklerin iadesini kabul ettiğine göre davacı tarafından yapılan taşınmaz devri ve yapılan 13.000,00 TL ödemenin icra masraf, harç ve icra avukatlık ücretini de kapsadığını kabul etmek gerekir. Bu durumda davacının protokol kapsamında borcunu ödediği ve davalıya borcunun bulunmadığı anlaşıldığından mahkemece davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği belirtilerek davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü nedenleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Uyuşmazlık, menfi tespit ve kötü niyet tazminatı istemine ilişkindir.
1. 6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72 inci maddesi
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.