Taraflar arasında görülen davada Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 20/12/2017 gün ve 2016/20 - 2017/1494 sayılı kararı onayan Daire'nin 13/05/2019 gün ve 2018/2145 - 2019/3729 sayılı kararı aleyhinde davalılar vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketten olan alacağını tahsil amacıyla başlattığı icra takibi sonunda borçlunun borca batık olup, üzerinde çok sayıda haczin olduğu iki araçtan başka mal varlığının olmadığının anlaşıldığını, yapılan araştırmada borçlu şirketin bir taşınmaz üzerine yaptığı kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca şirket uhdesine geçirilmesi gereken dairelerin tümünün şirketin hakim ortağı ve yetkilisi olan davalı ... adına tescil edildiğini, davalı şirketin yönetim kurulu başkan ve üyeleri olan davalı şahısların kusurlu ve kötü yönetimleri, kasıtlı ve hileli davranışlarıyla davalı şirketin içini boşaltıp, şirketi batık hale getirdiklerini, borçlarını ödemediklerini, davalıların bu eylemleri nedeniyle alacaklı olan müvekkilinin doğrudan doğruya zarara uğradığını ileri sürerek 127.242,74 TL alacağın 24.03.2008 tarihinden itibaren işletilecek avans faiziyle tahsilini, mümkün olmadığı takdirde ise davalı ... adına ve 3. şahıslara devredilen tapu kayıtlarının hile ve muvazaa ile devredilmiş olması nedeniyle tasarrufunun iptalini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında yapılan açıklama ile davanın, yönetimi kurulu üyelerinin sorumluluğuna dayalı alacak davası olduğu belirtilmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirket hakkında kesinleşmiş ve uyuşmazlık konusu olmayan icra takibinin bulunduğu, davacının davalı şirketten olan alacağını ilama bağlamasında hukuki yararının bulunduğu, 17.07.2017 tarihli bilirkişi raporunda davalı ...'a ait taşınmaz üzerine inşa edilen binanın davalı şirket tarafından yapıldığının, ancak karşılığında davalı şirkete herhangi bir nakit ödeme yapılmadığının belirtildiği, arsa sahibi ile müteahhit arasındaki sözleşme uyarınca kat karşılığı inşaat işindeki paylaşım oranının %50 olduğu, davalı şirkete bırakılan 3-4-6-9-10-13-14-17-18-19 numaralı daireler ile 23 ve 24 numaralı dükkanların müteahhit tarafından faturalandırılarak satıldığı, fakat davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarının sunulmaması sebebiyle bedelin tahsil edilip edilmediğinin kesin biçimde tespit edilemediği, davalı ...’a ait arsa üzerinde inşa edilen binanın kat karşılığı inşaat sözleşmesi çerçevesinde yapıldığı, sözleşmeden kaynaklı %50 paylaşım oranına göre alınması gereken bağımsız bölümlerin satışından elde edilecek gelirlerin davalı şirket kasasına aktarılması gerektiği, davalı şirket yöneticilerinin bu hususta sorumluluklarının bulunduğu, kayıtların usulüne uygun olarak tutulmamasının yöneticilerin sorumluğunu gerektirdiği, gerekli ihtarın yapılmasına rağmen şirket kayıt ve defterlerinin sunulmadığı, kat karşılığı inşaat sözleşmesinden elde edilen gelirlerin şirket tarafından nasıl muhasebeleştirildiğinin, elde edilen gelirlerin nereye harcandığının, alacak borç dengesine göre şirket aktifinde davacı alacağına tahsile yeter bakiye kalıp kalmadığının denetlenemediği, ispat külfetinin davalı tarafta olduğu, kayıtlarını sunmaktan kaçınan ve şirket muhasebesinin usulünce tutulduğuna dair inandırıcı kanıt göstermeyen yöneticilerin, üçüncü kişilerin uğrayacakları zarardan sorumlu olduğu, davalı şirketin borca yeter malvarlığının bulunmadığından alacağını tahsil edemeyen davacının zarara uğradığı, davalı şirket yöneticilerinin, şirket kayıtlarının usulüne uygun tutulmaması veya tutulduğunun ispatlanamamasının davalı şirketin mal varlığının usulsüz işlemlerle azaltıldığı yolunda yeterli delil teşkil ettiğinden alacaktan müteselsilen sorumlu oldukları gerekçesiyle, davanın kabulüne, 127.242,74 TL'nın 24.03.2008 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalılardan müteselsilen tahsiline dair verilen kararın davalılar vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce onanmıştır.
Davalılar vekili, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere ve uyulan 06.11.2014 tarihli bozma ilamı, ayrıca da her ne kadar Dairemiz 13.05.2019 tarihli ilamında şirket ortaklarının da alacaktan sorumlu olduğu ibaresi yer almış ise de, davalı gerçek kişilerin şirket yöneticisi oldukları sabit olup, maddi hataya dayalı bu yazımın sonuca bir etkisinin bulunmamasına göre, davalılar vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme istemlerinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin karar düzeltme istemlerinin HUMK'nun 442. maddesi uyarınca REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 31,10 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 520,95 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenlerden alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine, 29.04.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.