Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 17.05.2019 tarih ve 2016/385-2019/489 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 27.04.2021 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalılar vekili vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı CMS Medya Danışmanlık Ltd. Şti'nin % 20'ye tekabül eden 20.000.-TL nominal bedelli hissesine sahip olduğunu, davalı Şirket'in 16.01.2009 tarih 2009/2 sayılı kararı ile TTK'nın 529. maddesi uyarınca ortaklıktan çıkarıldığını, bu hususun Ticaret Sicil Gazetesinin 26 Ocak 2009 tarihli ve 7235 sayılı nüshasında ilan edildiğini, kararın iptali için açtığı davanın 3 aylık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı gerekçesi ile reddedildiğini ve kesinleştiğini, bundan sonra müvekkiline ait payın TTK'nın 530. maddesi uyarınca ancak hakiki değeri üzerinden diğer bir ortak tarafından devir alınmasının veya şirket tarafından açık arttırma ile satılmasının zorunlu olduğunu, buna rağmen müvekkiline ait payın hakiki değeri üzerinden değil, nominal değeri olan 20.000.-TL üzerinden davalılardan ... tarafından devir alındığını, devre ilişkin olarak davalılar tarafından imha olunan 09.02.2010 tarih ve 2009/3 sayılı ortaklar kurulu kararının da 23.09.2010 günlü 7255 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlandığını ileri sürerek, müvekkilinin uğradığı zarar karşılığı olarak şimdilik 50.000.- TL'nin davalılardan müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapamına göre, davalı gerçek kişiler hakkında verilen karar kesinleştiğinden yeniden hüküm kurulmadığı, davalı şirket yönden açılan davada ise, davacının davalı şirket ortaklığından çıkarıldığı tarih itibariyle davalı şirketin rayiç değerler üzerinden borca batık durumda olduğu, ihraç kararının kesinleştiği tarih itibarıyla, davacı tarafından davalı şirketten çıkma payı olarak talep edebileceği bir tutarın olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.

Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp, davalılara verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 29.04.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.