A. Şantaj suçu açısından,
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının; 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin on ikinci fıkrası gereği itiraz yoluna tabi olduğu, temyizinin mümkün olmadığı, anlaşılmıştır.

B. Cebir, tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu açısından;
29.11.2021 tarihli kararın; karar tarihinde yürürlükte bulunan usul hükümlerine göre temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin kararı temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı'nın, 19.12.2019 tarihli iddianamesi ile, suça sürüklenen çocuğun Cebir, tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, tehdit, şantaj suçlarından cezalandırılması talebi ile dava açılmıştır.

2. Gaziosmanpaşa 2. Çocuk Ceza Mahkemesinin, 17.12.2020 tarihli kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında Cebir, tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, tehdit, şantaj suçlarından, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca ayrı ayrı beraatine karar verilmiştir.

3. İlgili kararın katılan mağdur vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, duruşma açılarak, 29.11.2021 tarihli kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik katılan mağdur vekilinin istinaf başvurusu kabul edilip beraate yönelik hükümler kaldırılarak, suça sürüklenen çocuk hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 109 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (f) bendi, 109 uncu maddesinin beşinci fıkrası, 31 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 üncü maddeleri uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, tehdit suçundan, atılı suçun kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsuru kabul edilerek hüküm kurulmasına yer olmadığına,
şantaj suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 107 inci maddesinin birinci fıkrası, 31 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 inci maddeleri uyarınca 6 ay 20 gün hapis cezası ve 40,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası gereği hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.

Suça sürüklenen çocuk müdafinin temyiz isteği, tanık ...'ın ifade beyanı gözetildiğinde olayla ilgili illiyet bağının bulunmadığının anlaşıldığına, olayda hile veya zor koyma eyleminin bulunmadığına, suça sürüklenen çocuğun eyleminin suç teşkil etmediğine, mağdur ve müştekilerin iddiası dışında suçun işlendiğine dair yeterli delil bulunmadığına, şüphede sanık lehine yorumlanır ilkesi ile somut delil ilkesine aykırı şekilde karar verildiğine ilişkindir.

Temyizin kapsamına göre; dava konusu olay, suça sürüklenen çocuğun 15-18 yaş grubunda yer alan mağdur çocuk Dilara'nın akrabası olduğu, olay günü mağdurenin oturduğu apartmanda beklediği, suça sürüklenen çocuğun apartman girişinde bir anda mağdurenin belinden tutup ağzını kapattığı ve binanın bodrum katına zorla indirdiği, burada kendisine "bağırırsan seni bıçaklarım" şeklinde söz söylediği ve ağzını açtığı, mağdureye kendisinde mağdurenin cinsel içerikli fotoğraflarının olduğunu, bu fotoğrafları babasına gizli numaradan atacağını söylediği, bu sırada bodrumun üstündeki bayanın dairesinden çıkması üzerine suça sürüklenen çocuğun mağdureyi bıraktığı, ayrıca suça sürüklenen çocuğun mağdurun kapısının ziline bastığı ve sonrasında "Dilara aç kapıyı yeminle atarım, Allah belamı versin atarım" şeklinde söz söylediği ve kapıdan uzaklaşıp gittiği, bu suretle atılı suçları işlediği iddiasına ilişkindir.

A. İlk Derece Mahkemesinin kabulü;

1. İlk derece mahkemesince suça sürüklenen çocuk hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, tehdit, şantaj suçları bakımından suçların suça sürüklenen çocuk tarafından işlendiği sabit olmadığı gerekçesiyle ayrı ayrı beraat kararı verildiği anlaşılmıştır.

2. Mağdur hakkında olaydan hemen sonra İstanbul haseki Devlet Hastanesinden alınan 01.09.2020 tarihli doktor raporunda mağdurda yüzde ağrı, sol göz Laterelde ağrı ve hipremik alan bulgusu olduğunun ve basit tıbbi müdahale ile giderilebilir nitelikte olduğunun belirtildiği anlaşılmıştır.

3. Tanık S.A. alınan ifadesinde, "...Olay tarihinde memleketten bir kısım eşyaları evime taşıyordum. Oğluma Mert Ali isimli şahısta yardım ediyordu. Eşyaları taşıdığım sırada öncelikle Dilara'nın bodrum kattan yukarıya çıktığını gördüm. Orada ne yaptığını sordum. Terliğim düştü diyerek yukarıya çıktı. Peşinden Mert Ali isimli şahsın yukarıya çıktığını gördüm. Ses tonumu sertleştirerek bodrumda ne yaptığını sordum bana işim vardı dedi. Bu sırada Dilara nın yüzünde herhangi bir morartı görmedim..." şeklinde beyanda bulunmuştur.

4. Tanık A.A. alınan ifadesinde, "...Olay ben evime eşya taşıdığım sırada suça sürüklenen çocuktan yardımcı olmasını rica ettim. Benimle birlikte bir kaç eşya taşıdı. Sonrasında ben apartman önüne çıktım. Yaklaşık 15 dk geçtikten sonra ss çocuk dışarı çıktı. Nerede olduğunu sordum bana bodrumda işim var diyerek cevap verdi..." şeklinde beyanda bulunmuştur.

5. Dava dosyası içerisinde bulunan 01.09.2019 tarihli görüntü izleme tutanağında, suça sürüklenen çocuğun kapının ziline bastığı ve sonrasında "Dilara aç kapıyı yeminle atarım, Allah belamı versin atarım" dediği ve kapıdan uzaklaşıp gittiği hususları tespit edilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin kabulü;
İlk Derece Mahkemesince suça sürüklenen çocuk hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, tehdit, şantaj suçlarından kurulan beraat kararının, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca kaldırılarak suça sürüklenen çocuk hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, tehdit, şantaj suçlarından Hukuki Süreç bölümünün üçünçü bendinde belirtildiği şekilde mağdura yönelik eylemleri nedeniyle hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.

A. Şantaj suçu açısından;
5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin 12 nci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlar itiraza tabi olup temyiz yasa yoluna başvurulması olanaklı bulunmadığından ve itiraz merciince de bir karar verildiğinden bu hükümler inceleme dışı bırakılmıştır.

B. Cebir, tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu açısından:

Olaylar ve olgular bölümündeki tespitler, mağdurun çelişen beyanları, tanık beyanları, olayın kolluğa intikal şekli, görüntü izleme tutanağı, suça sürüklenen çocuğun savunmaları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde olay günü suça sürüklenen çoçuk ile mağdurun bodrum kattan çıktıklarına tanık Songül şahit olmuş ise de, mağdurun bodrum kata zorla götürüldüğüne dair somut her türlü şüpheden uzak ve ikna edici delillerin mevcut olmadığı anlaşıldığından, suça sürüklenen çocuğun sanığın atılı suçtan beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırılık görülmüştür.

A. Sanık hakkında şantaj suçundan kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı yönünden;
Sanık hakkında 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 03.02.2009 tarihli ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin onikinci fıkrası gereği itiraz yoluna tabi olduğu, temyizinin mümkün olmadığı ve aynı Kanun’un 264 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer verilen; “Kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz.” şeklindeki düzenleme dikkate alınarak kanun yolu incelemesinin itiraz merciince yapılması gerektiği ve itiraz merciince de bir karar verildiği anlaşılmakla, dava dosyasının, oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE,

B. Cebir, tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu açısından,

Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenlerle suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden sair yönleri incelenmeyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20.Ceza Dairesinin, 29.11.2021 tarihli kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Gaziosmanpaşa 2. Çocuk Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.03.2024 tarihinde karar verildi.