Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi

Suça sürüklenen çocuk hakkında 7242 sayılı Kanun iadesi üzerine kurulan hükmün; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

1.Katılan Gümrük İdaresi vekilinin temyiz sebepleri; vekalet ücretine hükmedilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğu ile re'sen belirlenecek nedenlere ilişkindir.

2.Suça sürüklenen çocuğun temyiz sebepleri; adli para cezasını ödemesinin mümkün olmadığına ilişkindir.

Suç tarihinde elinde siyah poşet olan suça sürüklenen çocuğun devriye görevini ifa eden kolluk görevlilerini görmesi üzerine kaçmaya başladığı, yakalanması ile kontrol edilen poşette 270 paket kaçak sigara bulunduğu anlaşılmıştır.

Suça sürüklenen çocuk hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

Suça sürüklenen çocuğun aşamalardaki savunmalarında, suça konu sigaraların kaçak olduğunu bildiğini, maddi durumu iyi olmadığından satmak için taşıdığını, gümrüklenmiş değerin iki katını karşılayacak maddi gücü olmadığını beyan etmiştir.

Kaçak eşyaya mahsus tespit (KEMT) varakasında belirlenen gümrüklenmiş değerlerin Dairemiz yerleşik içtihatlarına göre "pek hafif değer" aralığında olduğu anlaşılmıştır.

Tüm dosya kapsamına göre suça sürüklenen çocuktan ticari miktar ve mahiyette sigaraların ele geçirilmesi ve savunmalarında suçunu ikrar etmesi karşısında, suça sürüklenen çocuğun atılı suçu işlediğinin sabit kabul edilip hakkında 5607 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.

Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin suça sürüklenen çocuk tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

Ancak;
Suça sürüklenen çocuğun mahkûmiyetine karar verilmiş olmakla, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, kendisini vekille temsil ettiren katılan Gümrük İdaresi lehine vekalet ücreti ve hükmedilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle suça sürüklenen çocuk ve katılan Gümrük İdaresi vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasına "Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 4.080 TL maktu vekalet ücretinin suça sürüklenen çocuktan alınarak katılana verilmesine" ibaresinin eklenmesi, diğer kısımlarının aynen bırakılması suretiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 12.03.2024 tarihinde karar verildi.