Davanın reddine

Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ...'in muris ...'ın kızı olduğunu, diğer iki mirasçının ise ... ile ... olduğunu ve davalı ...'in bu mirasçılardan ...'in eşi olduğunu, müteveffanın vefatından 11 yıl sonra, alacaklı olduğunu iddia eden davalı ...'in mirasçılar aleyhine Kayseri 1. İcra Dairesi'nin 2017/5904 E. sayılı dosyası ile 480.000,00 TL bedelli senede istinaden kambiyo takibi başlattığını, davalının, eşi ...'e karşı takip başlatmadığı, diğer mirasçıya karşı başlattığı halde hakkında işlem yapılmadığı dikkate alındığında sadece müvekkilinin üzerine gidildiğini, alacaklı olduğunu iddia eden davalının müteveffanın tedavi gördüğü Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde görev yaptığını, eşi olan diğer mirasçı ... ile birlikte murisin bu durumundan yararlanarak aklı başında olmadığı bir anda murise bir şekilde bu senedin imzalatılmış olabileceğini ileri sürerek davacının söz konusu senetten dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, davacının cebri icra tehdidi altında ödediği 37.669,16 TL'nin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; murisin geniş çaplı mobilya ticareti yaptığını, işlerinin bozulması ve önemli miktarda borçlanması, ardından da sağlık sorunları da yaşaması üzerine damadı ...'den üst üste borç aldığını, akabinde muris ...'ın tek bir senet imzalayıp davalıya verdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının senedi düzenleyen muris ...'ın kızı olduğu, murisin diğer çocukları olan ... ve ... ile davacının annelerinin ayrı ancak babalarının bir olduğu, senedin alacaklısının davacının kardeşi ...'in eşi davalı ... olduğu, davalının, murisin işyerini kapatması ve borcunun bulunması nedeniyle kendisinden aldığı 480.000,00 YTL borç nedeniyle takibe konu senedin düzenlendiğini beyan ettiğini, ancak murisin mobilya imalatı işinden dolayı faaliyetini senedin düzenlenme tarihi olan 2005 tarihinden çok önce 1995 yılında sonlandırdığının vergi dairesinden gelen yazı cevabından anlaşıldığı, davalının 2005 tarihinde murisin kendisinden borç almasını gerektirir sebepler olduğunu, ayrıca bu miktarda parayı murise verebilecek ekonomik güçte olduğunu dosya kapsamında ispatlayamadığı, dinlenen tanık beyanlarından murisin ikinci eşinden olan çocuğuna (davacıya) miras payı gitmemesi için ilk eşinden olan çocuklarının baskısı sonucu senedin düzenlendiğinin anlaşıldığı, davalı tarafından senedin icra dosyasında davacı ile dava dışı ... aleyhine takibe konulduğu, icra dosyasında davalı vekili tarafından davacının Kayseri 2. Sulh Hukuk Mahkemesi Satış Memurluğunun 2016/24 satış dosyasında davacının hissesine isabet eden paraya haciz işlemi uygulatılmış olmasına ve davacıya babaannesinin annesinden kalan taşınmazlardan düşecek hisselere haciz konulmasının talep edilmesine rağmen diğer borçlu ... hakkında herhangi bir haciz işlemi talep edilmediği gözetildiğinde davacıyı miras hakkından yoksun bırakmak amacıyla takibe konu senedin muvazaalı olarak düzenlendiği kanaatine varıldığından davanın kabulüne 25.07.2005 düzenleme, 25.07.2014 ödeme tarihli, 480.000,00 YTL bedelli bono nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, davacı tarafından icra dosyasına ödenen 37.669,16 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesinin 16.11.2021 tarihli 13 üncü celsesinde davacı vekiline yemin teklif edip etmeyeceklerini bildirmek üzere iki haftalık kesin süre verildiğini, davacının bu ara kararı yerine getirmediğini, davacı tarafın muvazaayı gösterir herhangi bir delilinin olmadığını, murisin imzaladığı geçerli bir senedin olduğunu, murisin maddi sıkıntıları ve ödeyemediği borçları olduğunu, önemli bir kalp rahatsızlığı geçirerek kalbine pil takıldığını, bu durumun oldukça fazla para harcamasını gerektirdiğini, alacaklarının varlığı senet ile sabit olduğundan bunun aksini iddia eden davacının iddialarını senetle aynı mahiyette delillerle ispat etmesi gerektiğini, davacı ...'in daha önceleri de mirastan pay aldığını, müvekkilinin alacaklı olduğunu, mirasçı olmadığını, müvekkili tarafından diğer borçlu ...'a da icra takibi yapıldığını, davacı tarafın dava dilekçesinde murisin muvazaa yaptığından bahsetmediğini, mahkemenin davacının iddia ve taleplerinin dışına çıkarak karar verdiğini, müvekkili ...'in tüm birikimi, bozdurduğu altınlarını, sattığı taşınmazın bedelini kayınpederi ...'a verdiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, murisi ...'in muvazaalı olarak kendisini mirastan mahrum etmek maksadıyla damadı olan davalı ...'e davaya konu senedi verdiğini iddia ettiği, davalının ise murisin kendisinden borç aldığını ve aldığı bu borç karşılığı dava konusu senedin verildiğini savunduğu, senede bağlı olan her çeşit iddiaya karşı defi olarak ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemlerin ancak senetle ispat edilebileceği, davada ispat yükümlülüğü üzerinde olan davacının iddiasını yazılı delillerle kanıtlayamadığı, mahkemece davacı tarafa yemin teklif etme hakkı hatırlatılmasına ve davacı tarafça yemin teklifinde bulunulmamasına rağmen mahkemece tanık dinlenmek suretiyle yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın muris muvazaası sonucu tanzim edilen bononun bedelsiz olduğu, gerçek bir alacağı yansıtmadığı iddiasına dayandığını, muvazaa iddiası taraflar arasında ancak senetle ispat edilebilirken üçüncü kişilerin muvazaa iddiasını her türlü delille ispat edebileceğini, muvazaa mirasçıya karşı yapıldığından mirasçının üçüncü kişi edilmesi gerektiğini, davacının senedi düzenleyen muris ...'ın kızı olduğu, murisin diğer çocukları olan ... ve ... ile davacının annelerinin ayrı ancak babalarının bir olduğu, davaya konu senedin düzenlenmesinin nedeninin annelerinin ayrı olması olduğunu, senedin tanzim tarihi 25.07.2005, vadesi 25.07.2014 tarihi olduğunu, senede hayatın olağan akışına aykırı olarak tanzim tarihinden tam 9 yıl sonranın vade tarihi olarak atıldığını, alacaklı olduğunu iddia eden davalının o tarihte genç bir doktor olduğunu, meslek hayatına yeni başlamış bir insanın bu meblağda bir parayı faizsiz 9 yıl vadeli borç vermesinin mümkün olmadığını, müteselsil borçlulardan biri olan eşine takip başlatmayan davalının iç ilişkide onun payına düşen kısmı da davacıdan tahsil etmek istemesinin hukuka aykırı olduğunu, diğer borçlu ...'a da alacağın tahsili için hiçbir icra işlemi yapılmadığını, Kayseri 2. Sulh Hukuk Mahkemesi Satış Memurluğunun 2016/24 Satış dosyasında davacı adına yatan para haczedildiği ve tahsil edildiği halde aynı dosyada diğer borçlu ...'ın payına düşün bedelin kendisine iade edildiğini, cevap dilekçesinde ... borcu ödeme taahhüdü verdiğini bu sebeple üzerine gitmediklerini savunmuşlarsa da aradan geçen 3 yıla yakın bir süreye rağmen bu borçlu aleyhinde hiçbir işlem yapılmadığını, davalı adına yapılan tapu araştırmasında herhangi bir malvarlığına rastlanmadığını, sadece miras kalan bir evi bulunduğunu, borç verildiği iddia edilen paraya ilişkin herhangi bir kayıt sunulamadığını, davalının bu meblağı elden vermesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, davacının murisinin keşidecisi olduğu icra takibine konu bonodan dolayı davalı lehtara borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 201,203,370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.

Dava, davacının murisinin keşidecisi olduğu icra takibine konu bonodan dolayı davalı lehtara borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davacının, keşidecinin mirasından mahrum bırakılmaya yönelik muvazaalı olarak senedin tanzim edildiği yönündeki iddiası senedin tarafı olmayan mirasçı yönünden her türlü delille ispatlanabilir. Davalı vekili, davacının murisinin geniş çaplı mobilya ticareti yaptığını, işlerinin bozulması ve önemli miktarda borçlanması, ardından sağlık sorunları da yaşaması üzerine damadı olan davalı ...'den üst üste borç aldığını, akabinde muris ...'ın tek bir senet imzalayıp davalıya verdiğini savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı bu savunması ile ispat yükünü üzerine almış, senedin tanzim tarihinden 10 yıl önce davacının murisi keşidecinin mobilya işini sonlandırdığının vergi dairesinden gelen yazı cevabından tespit edilmesi karşısında bu savunmasını ispat edememiştir. Davalının 2005 tarihinde murisin kendisinden borç almasını gerektirir sebepler olduğunu, ayrıca bu miktarda parayı murise verebilecek ekonomik güçte olduğunu dosya kapsamında ispatlayamadığı, dinlenen tanık beyanlarından murisin ikinci eşinden olan çocuğuna (davacıya) miras payı gitmemesi için ilk eşinden olan çocuklarının baskısı sonucu senedin düzenlendiğinin anlaşıldığı, davalı tarafından senedin icra dosyasında davacı ile dava dışı ... aleyhine takibe konulduğu, icra dosyasında davalı vekili tarafından davacının Kayseri 2. Sulh Hukuk Mahkemesi Satış Memurluğunun 2016/24 Satış dosyasında davacının hissesine isabet eden paraya haciz işlemi uygulatılmış olmasına ve davacıya babaannesinin annesinden kalan taşınmazlardan düşecek hisselere haciz konulmasının talep edilmesine rağmen diğer borçlu murisin ilk eşinden olan çocuğu ... hakkında herhangi bir haciz işlemi talep edilmediği gözetildiğinde davacıyı miras hakkından yoksun bırakmak amacıyla takibe konu senedin muvazaalı olarak düzenlendiği anlaşıldığından davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

12.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.