Mahkûmiyet, hapis cezasının ertelenmesi,
kaçak akaryakıtın müsaderesi
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
Katılan ... İdaresi vekilinin temyiz sebepleri; sanık hakkında şartları oluşmadığı halde hapis cezasının ertelenmesine karar verilmesinin hatalı olduğuna ve re'sen gözetilecek hususlarla usul ve yasaya aykırı hükmün bozulması talebine ilişkindir.
Suç tarihinde Samandağ Sulh Ceza Mahkemesinin 17.09.2013 tarihli ve 2013/460 Değişik İş sayılı önleme araması kararı uyarınca sanığın sevk ve idaresindeki 06 SU 972 plaka sayılı araçta yapılan aramada, aracın arka koltuk kısmında iki adet jelikan bidon içerisinde toplam 120 litre kaçak akaryakıtın ele geçirilerek muhafaza altına alındığı anlaşılmıştır.
Sanık hakkında, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 3/11. madesi ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 53 ve 54. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
Sanığın alınan savunmasında oto elektrik ustası olduğunu, Uzunbağ Beldesinde Esat Taşımacılığa ait aracın mazotunun bittiğinin söylenmesi üzerine sanayiye giderek yine aynı firmanın başka bir aracından mazot çekerek götürdüğü esnada yolda yakalandığını beyan ederek atılı suçu inkar ettiği anlaşılmıştır.
Ele geçirilen akaryakıt hakkında düzenlenen 20.09.2013 tarihli ulusal marker tespit tutanağına göre ve 08.10.2013 tarihli Karadeniz Teknik Üniversitesinin Analiz raporuna göre suça konu motorinin yapılan ölçümlerde ulusal marker seviyesinin geçersiz olduğu tespit edilmiştir.
Kaçak eşyaya mahsus tespit varakası dava dosyasında bulunmaktadır. Suç tarihi itibarıyla eşyaların gümrüklenmiş değerinin 447,10 TL ve "pek hafif" değerde olduğu anlaşılmıştır.
Sanığın 23.12.2013 tarihinde yatırdığı 265,88 TL olan gümrük vergilerinin mahsubu ile bakiye 628.32 TL tutarındaki eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katını ödeyip makbuzunu dosyaya ibraz ettiği anlaşılmıştır.
Tüm dosya kapsamına göre dava konusu olayda ele geçen 120 litre kaçak akaryakıtın ele geçirilmesi, sanığın alınan savunmasının suçtan kurtulmaya yönelik olduğunun anlaşılması karşısında, sanığın atılı suçu işlediğinin sabit kabul edilip hakkında 5607 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Ancak;
1.Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre sanığın eyleminin 11.04.2013 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/11. maddesi kapsamında kaldığı, ancak suç tarihinden sonra ise 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545,7242 ve 7423 sayılı Kanunlar ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/11-son yollaması ile 3/5, 3/10 ve 3/23. maddeleri kapsamında bulunduğu, dava konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin 6545,7242 ve 7423 sayılı Kanunlar ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/23. maddesi kapsamında pek hafif olması nedeniyle sanığın sonradan yürürlüğe giren ve lehe olan 6545,7242 ve 7423 sayılı Kanunlar ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/11-son yollaması ile 3/5, 3/10 ve 3/23. maddeleri uyarınca cezalandırılması yerine, eyleme 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/11. maddesi ve 6545,7242 ve 7423 sayılı Kanunlar ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/22. maddesi tatbik edilerek karma uygulama yapılması,
2.Dava konusu kaçak eşyanın gümrüklenmiş değerinin suç tarihi itibarıyla pek hafif olduğu gözetilerek cezasında soruşturma aşamasında kendisine etkin pişmanlık hususunda ihtarat yapılmayan sanık ...'nın gümrüklenmiş değerin iki katı kadar parayı Devlet Hazinesine ödediği anlaşıldığından cezasında 1/2 oranında indirim yapılması gerekirken 1/3 oranında indirim yapılmak suretiyle fazla ceza tayin edilmesi, nedenleriyle hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle katılan ... İdaresi vekilinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
12.03.2024 tarihinde karar verildi.