Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Suça sürüklenen çocukların yakınan ...'in uğradığı zararı gidermedikleri anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’nın 231/6. maddesinin (c) bendinde yazılı “Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi” koşulunun bulunmaması nedeniyle, mahkemece suça sürüklenen çocuklar hakkında hırsızlık suçu bakımından hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesine yer olmadığına ilişkin verilen kararda bir isabetsizlik görülmediğinden tebliğnamenin bu yöndeki görüşüne katılınmamış, dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1-Suç tarihi itibariyle 12-15 yaş grubunda olan suça sürüklenen çocuklar hakkında 5237 sayılı TCK'nın 31/2. maddesi uyarınca işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayıp algılamadığı veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişip gelişmediği hususunda konut dokunulmazlığını bozma suçu bakımından da uzman hekim raporu alınması gerektiği gözetilmeyerek sadece hırsızlık suçundan alınan rapor ile yetinilmesi,
2-13/10/2012 tarihli olay ve yakalamaya ilişkin tutanağa göre suça sürüklenen çocuklar soruşturma aşamasında devriye sırasındaki kolluk görevlilerince ellerinde laptop çantası ile şüpheli halde görülüp çanta sorulduğunda, eylemi anlatarak çaldıkları adresi gösterip aynı evde kalan müştekilerden ...'ın çalınan eşyalarının tümünü iade edip yakınan ...'in çalınan eşyalarını iade etmedikleri ve zararını gidermedikleri, ancak aynı evde kalan yakınanlara yönelen eylemin tek suç olarak kabulü gerekeceğinden suça sürüklenen çocuklar hakkında TCK'nın 168/1-4. maddesi uyarınca soruşturma aşamasında yapılan kısmi iade nedeniyle etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına rızalarının olup olmadığı mağdurlardan sorularak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
3-Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 03/02/2009 tarih ve 2008/11-250,2009/13 sayılı kararında da belirtildiği üzere hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinin objektif koşullarından birisi de suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tamamen giderilmesi olduğu ancak herhangi bir zararın doğmadığı veya zarar doğurmaya elverişli bulunmayan suçlar yönünden bu koşulun aranmayacağı, konut dokunulmazlığını bozma suçunun zarar doğurmaya elverişli suçlardan olmadığı ve suça sürüklenen çocukların adli sicil kayıtlarındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının niteliği gereği mahkumiyet hükmü niteliğinde olmamaları nedeniyle suça sürüklenen çocukların suç tarihinden önce kasıtlı suçtan mahkumiyetlerinin de bulunmadığı gözetilmeden, suça sürüklenen çocukların kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususundaki kanaat ile hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesi gerekirken “adli sicil kaydındaki ilamlar ve yakınan ...'in zararı giderilmediğinden haklarında CMK'nın 231/5 maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına" biçimindeki dosya içeriğine uygun olmayan, yetersiz gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
4- Konut dokunulmazlığını bozma suçunun birden fazla kişiyle işlendiğinin anlaşılması karşısında TCK'nın 119/1-c. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, bozma sonrası kurulacak hükümde 1412 sayılı CMUK'un 326/son maddesinin gözetilmesine, 18/10/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.