Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, yaşlı ve kanser hastası olup, bakıma muhtaç durumdaki mirasbırakan...'ın baskı ve yönlendirme sonucu kat mülkiyeti kurulu 16 numaralı bağımsız bölümün intifa hakkını üzerinde tutarak, çıplak mülkiyetini mirasçılardan ... ..'ın çocukları olan davalılar ...,... ve...'a satış suretiyle temlik ettiğini, onların da ...'ın kayınpederi olan davalı ...'ya satış suretiyle devrettiklerini, bütün temliklerin muvazaalı olduğunu ileri sürerek tapu iptali ve miras payları oranında tescil, olmadığı takdirde bedelin tahsili isteğinde bulunmuşlar, yargılama sırasında taşınmazın el değiştirdiğinin anlaşılması üzerine davalarını yeni malike karşı tapu iptal ve tescil olarak devam ettirmişlerdir.
Davalılar ...,... ve...; iddiaların doğru olmadığını, aynı apartmanda oturdukları miras bırakanın bakımı ve her türlü işleriyle anne ve babaları ile kendilerinin ilgilendiklerini, satışın gerçek olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuşlardır.
Dahili davalı, tapu kaydına güvenerek taşınmazı satın aldığını, iyiniyetli olduğunu, taraflar arasındaki ilişkileri bilmediğini belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; çekişme konusu taşınmazın temliklerinin muvazaalı olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne ilişkin verilen karar Dairece;''...satışa konu edilen bir malın devrinin belirli bir semen karşılığında olacağı kuşkusuzdur. Semenin bir başka ifade ile malın bedelinin ise mutlaka para olması şart olmayıp belirli bir hizmet veya bir emekte olabileceği kabul edilmelidir. Esasen yukarıda da değinildiği üzere muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı olarak açılan davaların hukuki dayanağını teşkil eden 01.04.1974 tarih ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında miras bırakanın gerçek iradesinin mirasçıdan mal kaçırma olması halinde uygulanabilirliğinin kabulü gerekir. Bir başka ifade ile murisin iradesi önem taşır. O halde, yukarıda değinilen somut olgular açıklanan ilkeler çerçevesinde değerlendirildiğinde miras bırakanın yapmış olduğu temlikle ilgili olarak gerçek amaç ve iradesinin mirastan mal kaçırmak olmadığı ve bu amaçla temlikin gerçekleştirilmediği kabul edilmelidir. Hal böyle olunca; davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere kabulü yönünde hüküm kurulmuş olması doğru değildir'' gerekçesi ile bozulmuş, mahkemece bozma kararına uyularak davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacılar vekili tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla duruşma günü olarak saptanan 22.04.2014 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz edenler vekili Avukat ... ile temyiz edilen davalılardan ... .. vd.vekili Avukat ... ... geldiler, davetiye tebliğine rağmen diğer temyiz eden davacı ..., temyiz edilen davalı ..., davalı ... vk. Avukat gelmediler, yokluklarında duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
Hükmüne uyulan bozma kararında, gösterildiği şekilde işlem yapılarak karar verilmiştir. Davacıların temyiz itirazı yerinde değildir. Reddi ile usul ve yasaya ve bozma kararının gerekçelerine uygun olan hükmün ONANMASINA, 28.12.2013 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz edilen vekili için 1.100.00.-TL. duruşma avukatlık parasının ve aşağıda yazılı 0,90.-TL bakiye onama harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, 22.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.