Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davalı alacaklı vekili ve davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

Davacı üçüncü kişi vekili, müvekkili tarafından borçlu şirketten fatura karşılığı alınan ve kaydı yapılan menkulün borçlu aleyhine yapılan takip nedeniyle haczedildiğini, haczi satış istendikten sonra öğrendiklerini, menkulün Maden Yasası'nın 2. ve 40. maddeleri uyarınca haczedilemeyeceğini belirterek, istihkak davasının kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, davacı ile borçlunun alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla muvazalı işlemler yaptıklarını, haczedilen malın borçluya ait tesiste kurulu iken haczedildiğini, borçlu ile davacı arasında ticari işletme devri niteliğinde ilişki bulunduğunu, davanın süresinde açılmadığını belirterek davanın reddine ve davacı aleyhine tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan ilk yargılamada, mahcuzların haciz tarihinden önce üçüncü kişi şirket tarafından alındığı ve usulüne uygun tutulan defter kayıtlarına işlendiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dairemizin 29.01.2015 tarihli ve 2014/13681 Esas, 2015/1801 Karar sayılı ilamıyla borçlu şirket temsilcisinin hacizde hazır bulunmadığı, İİK'nin 103 maddesi uyarınca haciz tutanağının da tebliğ edilmediği gerekçesiyle borçlu davaya dahil edilerek taraf teşkili sağlandıktan sonra borçlunun defterleri de incelenerek üçüncü kişi ile borçlu arasında gerçekleşen satışın gerçek bir satış olup olmadığının tespit edilmesi için karar bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda borçlu şirket davaya dahil edilmiş ve borçlu ile üçüncü kişi arasında muvazaa bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davalı alacaklı vekili ve davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK'nin 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.

1.İstanbul Anadolu 19. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/375 Esas, 2014/190 Karar sayılı dosyasında borçlu ... İnşaat Malzemeleri Limited Şirketinin iflasının açıldığı ve kararın kesinleştiği anlaşılmıştır. İflas davasının sonucunda verilecek iflas kararı kesinleştiğinde, borçlu hakkındaki icra takipleri düşeceği için dava konusu haciz de ortadan kalkacaktır. (İİK'nin 193/2. maddesi)
Borçlu şirket hakkında verilen iflas kararı, istihkak iddiası hakkında verilen bozma ilamından sonra kesinleşmiştir. Bu durumda, Mahkemece, adı geçen borçlu şirket yönünden, İİK'nin 193/2 maddesi uyarınca takibin düştüğü ve hacizlerin kalktığı, dolayısıyla dava konusuz kaldığından, istihkak davası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek, yargılama giderleri ile maktu karar ve ilam harcının ve nispi vekalet ücretinin davanın açılmasına neden olan tarafa yükletilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.

2. Bozma neden ve şekline göre davacı üçüncü kişi ve davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesi gerekli görülmemiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün İİK'nin 366 ve 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma neden ve şekline göre tarafların temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, taraflarca İİK'nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine 27.02.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.