İLK DERECE MAHKEMES: Kocaeli 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2020/172 Esas 2020/140 Karar
Taraflar arasındaki rücuya dayalı itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; davalıların desteği müteveffa ...'ın sevk ve idaresinde olan, olay tarihinde Karayolu Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası bulunmayan aracın 30.04.2006 tarihinde karıştığı trafik kazasında sürücü murisin vefat ettiğini, sürücünün kazanın meydana gelmesinde tam kusurlu olduğunu, müteveffanın mirasçılarının davacı ... Hesabına karşı destekten yoksun kalma tazminatı davası açtıklarını, yapılan yargılama sonucu verilen kararın davalılar tarafından icra takibine konu edildiğini, icra dosyasına davacı tarafından 91.100,68 TL ödeme yapıldığını, söz konusu tazminatın rücuen tahsili amacıyla kusurlu araç sürücüsü vefat etmiş olduğundan mirasçıları aleyhine icra takibi başlatıldığını, ancak davalıların haksız ve hukuka aykırı şekilde itiraz ettiklerini beyan ederek itirazın iptaline, Kocaeli 6.İcra Müdürlüğü'nün 2016/348 esas sayılı icra takibinin devamına ve davalılar aleyhine alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiş; birleşen davada ise, davacı kurum aleyhine davalılar tarafından destekten yoksun kalma tazminatı talepli dava açıldığını ve yapılan yargılama sonucunda kararda yer alan karar ilam harcı için 3.771,62 TL davacı tarafından ödeme yapıldığını, yapılan ödeme için davalı mirasçılara rücuen tahsil amaçlı icra takibi başlatıldığını, ancak davalıların takibe itiraz ettiğini belirterek itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar cevap dilekçesinde; davayı kabul etmediklerini, davanın zamanaşımına uğradığını, murise ait terekenin borca batık olduğunu, muris borçlunun acz halinde olmasının davalıların mirası hükmen reddettikleri anlamına geldiğini, murisin araç maliki olmadığını, davacının ancak işletene ya da araç sahibine dava açabileceğini, davalıların destek tazminatına üçüncü kişi sıfatıyla hak kazandıklarını, desteğin kusurlu olmasının ödenen tazminata bir etkisinin olmadığını, destekten yoksun kalma tazminatına yönelik davanın sonucunun beklenmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kaza tarihi olan 30.04.2006 itibariyle davalıların mirasçı sıfatıyla değil doğrudan kendileri üzerinde doğan destekten yoksun kalma zararına maruz kaldıkları, bu zarardan doğan hakkın desteğe ait olmadığı, alacaklı ve borçlu sıfatlarının birleşmesinin borcu sona erdiren hallerden olduğu, davalılar üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki kusurun mirasçı olmaları nedeniyle yine davalılara yansıtılamayacağı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesince; kararın hatalı olduğunu, ... Yönetmeliği'nin 16 ncı maddesi uyarınca davacı kurumun zarardan sorumlu kişilere rücu edebileceğini, olay tarihi ve desteğin davaya konu kazada tam kusurlu olması değerlendirildiğinde kabul kararı verilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; destekten yoksun kalma zararının ölenin mirasçısı sıfatına değil, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatına dayandığı, dolayısıyla, davacıların ölenin mirasçısı sıfatına dayanmayan, doğrudan davacılar üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki desteğin kusurunun davacılara yansıtılamayacağı, sürücü desteğin tam kusurlu olmasının, onun desteğinden yoksun kalan davacıları etkilemeyeceği, desteğin idaresindeki aracın ZMSS poliçesi bulunmadığı için davalı ...'nın zarardan sorumlu olduğu, destekten yoksun kalma tazminatı davasında hüküm altına alınan miktar ile eldeki davada talep edilen miktar arasında fark olması hususunun da hakkaniyet ilkesine uygun olmadığı, davanın kabulünün hukuki güvenliği zedeleyeceği, ilk derece mahkemesinin kararının yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; kararın hatalı olduğunu, ... Yönetmeliği'nin 16 ncı maddesi uyarınca davacı kurumun zarardan sorumlu kişilere rücu edebileceğini, olay tarihi ve desteğin davaya konu kazada tam kusurlu olması değerlendirildiğinde kabul kararı verilmesi gerektiğini, kararın gerekçesinin hukuka ve Yargıtay kararlarına aykırı olduğunu belirterek kararın bozulması isteminde bulunmuştur.
asıl ve birleşen davada, davalıların desteğinin sürücüsü olduğu ve olay tarihinde zorunlu trafik sigortası bulunmayan aracın 30.04.2006 günü desteğin tam kusuruyla meydana gelen trafik kazası sonucu davacı tarafından davalı hak sahiplerine ödenen bedelin rücuen davalılardan tazminine yönelik başlatılan takibe vaki itirazın iptali ile icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14/b maddesi, ... Yönetmeliği'nin 16 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (c) bentleri.
Dava, davalıların desteğinin tam kusurlu olarak trafik kazasına sebebiyet vermesi nedeniyle davalılara davacı tarafından ödenen destekten yoksun kalma tazminatının rücuen tahsiline ilişkin itirazın iptali davasına ilişkindir.
5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14/b maddesinde rizikonun meydana geldiği tarihte geçerli olan teminat tutarları dahilinde sigortasını yaptırmamış olanların neden olduğu bedensel zararlar için zorunlu sigortalara ilişkin olarak koşulların oluşması halinde ortaya çıkan zararların, bu sigortalarla saptanan geçerli teminat miktarlarına kadar karşılanması amacıyla ... oluşturulacağı, anılan Kanun'un 14 üncü maddesine dayalı olarak çıkarılan ... Yönetmeliğinin 16/c maddesinde zarardan sorumlu olan kişilere, hesaptan yapılan ödemeler nedeniyle rücu hakkının kullanılacağı düzenlenmiştir.
Yukarıda anılan düzenlemeler çerçevesinde davacı ... Hesabının zararın sorumlusuna rücu edebileceği açıktır. Somut olayda araç sürücüsünün mirasçıları olan davalılar, zarar gören üçüncü kişi sıfatıyla tazminat alacaklısı olmakla birlikte aynı zamanda müteveffanın mirasçısı sıfatıyla borçludur.
Bu durumda, araç sürücüsünün tam kusuru ile sebebiyet verdiği zararı ... Yönetmeliği ve mevzuat gereği ödemek durumunda kalan davacı ... Hesabının yine Yönetmelik gereği ödediği tazminatı, araç sürücüsünün mirasçısı olan davalılara rücu edilebileceği, ayrıca davalıların desteğin mirasının borca batık olduğu yönündeki iddiaları da gözetilerek işin esasının incelenmesi, daha sonra varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesi, davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır. Bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak, ilk derece mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
1.Değerlendirme bölümünde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.