Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

Davacı banka; davalı ile 16/04/2013 tarihinde tüketici kredi sözleşmesi imzalandığını, kullanılan kredinin vadesi gelen taksitlerinin davalı tarafından ödenmemesi üzerine hesap kat edilerek davalıya 19/09/2013 tarihinde ihtarname gönderildiğini, ancak davalının herhangi bir ödeme yapmadığını, bunun üzerine davalı aleyhine ... 2.İcra Müdürlüğü'nün 2014/3095 esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlattıklarını, davalının takibin 7.087,91 TL'lik kısmına itiraz ettiğini, davalının itirazının haksız olduğunu ileri sürerek; itirazın iptali ile takibin devamına ve davalı aleyhine alacağın %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile ... 2.İcra Müdürlüğü'nün 2014/3095 esas sayılı dosyasında itirazın kısmen iptali ile takibin 16.173,91 TL üzerinden devamı ile 7.087,91 TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Eldeki dava, tüketici kredisi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulü, itirazın kısmen iptali ile takibin 16.173,91 TL üzerinden devamı ile 7.087,91 TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.

Dava konusu tüketici kredi sözleşmelerinin akdedildiği tarihlerde yürürlükte bulunan 4822 sayılı Kanun ile değişik 4077 sayılı Kanunun 10/3. maddesinde “…Kredi veren, taksitlerden birinin veya birkaçının ödenmemesi halinde kalan borcun tümünün ifasını talep etme hakkını saklı tutmuşsa, bu hak; ancak kredi verenin bütün edimlerini ifa etmiş olması durumunda ve tüketicinin birbirini izleyen en az iki taksidi ödemede temerrüde düşmesi halinde kullanılabilir. Ancak, kredi verenin bu hakkını kullanabilmesi için en az bir hafta süre vererek muacceliyet uyarısında bulunması gerekir.” hükmü yer almaktadır. Buna göre, davacı banka tarafından tüketici kredi sözleşmelerinden kaynaklı alacak yönünden davalıya gönderilen ihtarların anılan şartları taşımaması sebebiyle, davalıya usulüne uygun bir muacceliyet ihtarı gönderildiğinin kabulü mümkün değildir. O halde, mahkemece, tüketici kredi sözleşmeleri yönünden davalı borçlunun takip tarihine kadar ödemediği taksitlerle, geç ödeme nedeniyle gecikme faizi ve ferilerinin miktarı konusunda bilirkişi incelemesi yaptırılarak belirlenecek miktar üzerinden takibin devamına karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı bilirkişi raporu esas alınarak yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, HUMK’nun 440 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 27/02/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.