Suça sürüklenen çocuklar ile sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Çanakkale 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.04.2016 tarihli ve 2015/56 Esas, 2016/57 Karar sayılı kararı ile sanık ... ile suça sürüklenen çocuklar ... ve ... haklarında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatlerine karar verilmiştir.

A. Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İstemi
Her ne kadar Çanakkale Adlî Tıp Müdürlüğünden alınan 2014/365 sayılı rapora göre mağdurenin bakire olduğuna ve anal bölgesinde ekimoz ve muzoko yırtığı tespit edilememiş olsa da olaylar sonrası hemen muayene yapılmadığından dolayı fiili livatadan dolayı oluşan ekimozların ortadan kaybolmasının mümkün olduğuna, mağdurenin Çanakkale Devlet Hastanesinden alınan 05.11.2014 tarihli rapora göre beden ve ruh sağlığının bozulduğuna, yerel mahkemenin kapsamlı bir araştırma yapmadan, mağdurenin ruh ve beden sağlığının bozulduğunu göz ardı ederek, sanıklar hakkında vermiş olduğu beraat kararının hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.

B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi

Gerekçeli karar metninde suça sürüklenen çocuk ...'nin savunmasında yer verilen ifadeler ile soruşturma aşamasında verilen ifadesiyle uyuşmadığına, suça sürüklenen çocuğun mahkemedeki savunmasında "Farklı servisleri kullanıyorduk" ifadesi, Savcılıkta alınan ifadesindeki "İki yıl aynı servisi kullandık" şeklindeki beyanlarıyla çeliştiğine, somut delil bulunmada zorluk çekilen bu tarz istismar suçlarında sübutun varlığının tespitinde çelişkilerin mağdure lehine yorumlanması gerektiğine, sanığın ve suça sürüklenen çocukların mağdureye karşı iddianamede belirtilen suçları işlediğinin sabit olduğuna, mağdurenin iftira atmasını gerektirir bir husumeti bulunmadığına ve diğer hususlara ilişkindir.

Mağdurenin okuduğu okulda Türkçe Öğretmeni olarak görev yapan ...'ün öğrenci ... görüşmesinde bir velinin kızının okuldan bir öğrencinin uygunsuz davranışları nedeni ile görüşmesini istememesi üzerine yaptığı çalışmada bu kişinin mağdure ... olduğunu tespit ettiği, öğrencinin rehber öğretmen ile görüşmesi sonucu sanık, suça sürüklenen çocuklar ve dava dışı kişiler hakkındaki kendisine karşı gerçekleştirilen eylemlerini anlattığı ve okulun ihbarı üzerine iddia edilen son eylemden yaklaşık iki yıl sonra olayın intikal ettiği, mağdurenin ..., ..., ..., ..., ..., ...’in kendisine bir çok defa cinsel tacizde bulunduklarını, kendisi yüz üstü eğip arkadan ilişkiye girdiklerini, eğer gelmezsen seni babana söyleyeceğiz diyerek korkuttuklarını, toplu halde değil de ikişer üçer şekilde kendisini çağırdıklarını, birden çok ilişkiye girdiklerini, en son 2-3 yıl önce olduğunu beyan ettiği, sanık ile suça sürüklenen çocukların suçlamaları kabul etmediği, 18.04.2014 tarihinde alınan Çanakkale Adlî Tıp Şube Müdürlüğünün 2014/365 sayılı raporuna göre mağdurenin bakire olduğu, anal muayenesinde ırza geçmesi sonrası görülmesi beklenen ekimoz, mukoza yırtığı gibi bulguların bulunmadığı, ancak bu bulguların olaydan kısa bir süre sonra kaybolabileceği, beyanlarına itibar edilmesine engel teşkil edecek bir durum bulunmadığı, usulüne uygun olmayan raporda mağdurenin ruh sağlığının bozulduğunun belirtildiği, tanıkların dinlendiği dosya kapsamından anlaşılmıştır.

Sanık ve suça sürüklenen çocuklar hakkındaki kurulan hükümlerde, yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı anlaşıldığından hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

Gerekçede açıklanan nedenlerle Tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Çanakkale 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.04.2016 tarihli ve 2015/56 Esas, 2016/57 Karar sayılı kararında katılan mağdure vekili ile katılan Bakanlık vekilinin tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan mağdure vekili ile katılan Bakanlık vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

26.12.2023 tarihinde karar verildi.