Mahkumiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan usul hükümlerine göre temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu ve reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Mersin Cumhuriyet Başsavcılığının, 03.02.2016 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçundan cezalandırılması istemiyle dava açılmıştır.
2. Mersin 18. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.06.2016 tarihli kararı ile sanık hakkında banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçundan mahkumiyetine karar verilmiştir.
Sanığın temyiz isteği, kararın yasaya, usule ve Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğuna ilişkindir.
Dava konusu olay; mağdurun, sanığın sahibi olduğu çağrı merkezi bünyesinde kullanılan numaradan aranarak hileli hareketlerle kredi kartı bilgileri ele geçirildikten sonra, internet üzerinden alışveriş yapılmak suretiyle atılı suçun işlendiği iddiasına ilişkindir.
1. Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen, temel hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde, aynı gerekçelerle adli para cezasına esas alınan birim gün sayısının alt sınırın üstünde belirlenmesi suretiyle hükümde çelişkiye neden olunması, dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın, düzeltilerek onama sebebi dışında, doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Gerekçe bölümünde (1) numaralı bentte açıklanan nedenle Mersin 18. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.06.2016 tarihli kararında sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği 5237 sayılı Kanun'un 245 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca hapis cezası yanında hükmolunan adli para cezasına esas alınan 90 günün 5 güne, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması ile belirlenen 30 günün 1 güne, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi ile belirlenen 25 günün 1 güne ve 52 nci maddenin ikinci fıkrası uyarınca günlüğü 20.00 TL'den hükmolunan 500,00 TL adli para cezasının ise 20,00 TL'ye indirilmesi, adli para cezasının miktarı gözetilerek taksitlendirme yapılmasına gerek bulunmadığından, hükmün 5. fıkrasının hükümden çıkartılması suretiyle hükmün, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.12.2023 tarihinde karar verildi.