SUÇLAR: Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, tehdit, yaralama, hakaret
HÜKÜMLER: Beraat, mahkumiyet, ceza verilmesine yer olmadığı
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan usul hükümlerine göre temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu ve reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 19.11.2014 tarihli iddianamesi ile sanık ... hakkında hakaret, tehdit, yaralama, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
2. Ankara 44. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.02.2016 tarihli kararı ile sanık ... hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve tehdit suçlarından 5271 sayılı Kanun' un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı, hakaret suçundan ceza vermekten vazgeçilmesi kararı, yaralama suçundan 1 yıl hapis cezası ile mahkumiyet kararı verilmiştir.
1. Katılan vekilinin temyiz isteği; hakaret suçunun karşılıklı olduğu gerekçesiyle ceza vermekten vazgeçilmesine karar verilmesinin hukuka ve yasaya aykırı olduğuna, katılanın sanığa hakaret etmediğine, hakaretin karşılıklı gerçekleştiğinin kabul edilemeyeceğine, yanlı tanık beyanına itibar edilerek verilen kararın yasaya aykırı olduğuna, sanık hakkında tehdit suçundan verilen beraat kararının hukuka ve yasaya aykırı olduğuna, sanığın, katılana tehdit içeren sözler söylediğine, bıçakla tehdit ettiğine, sanığın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediğinin sabit olduğuna, verilen beraat kararının bozulması gerektiğine, sanığın, kasten yaralama eylemi nedeniyle alt sınırdan ceza tayininin yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
2. Sanığın temyiz isteği; katılanın kendisine iftirada bulunduğuna, katılanın kendisine saldırdığına ve kendisini korumak amaçlı hareket ettiğine, yaralama sebeplerini kabul etmediğine ilişkindir.
Dava konusu olay, sanık ile katılanın olay tarihinden önce bir süre arkadaşlık yapıp ayrıldıkları, olay gecesi bir eğlence merkezinde karşılaştıkları ve birlikte alkol aldıkları, daha sonra sanığın evine gittikleri, taraflar arasında başlayan tartışmanın kavgaya dönüştüğü, sanığın katılanı yaraladığı, tehdit edip hakarette bulunduğu, mutfaktan aldığı bıçağı katılanın bacağı üzerinde gezdirerek tehdit ettiği ve sonrasında evin kapılarını kilitleyerek katılanın evden çıkmasını engelleyerek hürriyetini kısıtladığı iddiasına ilişkindir.
A. Sanık hakkında yaralama suçundan kurulan hüküm yönünden yapılan incelemede,
1. Katılan vekilinin temyiz isteği yönünden;
Sanık hakkında hüküm kurulurken suçun işleniş biçimi nazara alınarak takdiren temel ceza tayin edildiği anlaşılmakla mahkemenin kabul ve uygulamasında isabetsizlik olmadığından katılan vekilinin alt sınırdan ceza tayininin yasaya aykırı olduğuna yönelik yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
2. Sanığın temyiz isteği yönünden;
Dava dosyası içeriği, katılan beyanları, olayın kolluğa intikal şekli, kolluk görevlileri tarafından hazırlanan tutanaklar, adli raporlar, tanık beyanları, sanık savunmaları ve tüm dosya kapsamındaki deliller birlikte değerlendirilerek sanık hakkında atılı suçtan mahkumiyet kararı verildiği anlaşılmakla, hükümde hukuka aykırılık bulunmadığı, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ve yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından sanığın, katılanın kendisine iftirada bulunduğuna, katılanın kendisine saldırdığına ve kendisini korumak amaçlı hareket ettiğine, yaralama sebeplerini kabul etmediğine yönelik temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
B. Sanık hakkında hakaret, tehdit ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan hükümler yönünden yapılan incelemede,
1. Sanık hakkındaki yargılama konusu eylemler için, 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin birinci fıkrası, aynı Kanunun 106 ıncı maddesinin ikinci fıkrası, aynı Kanunun 109 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezaların türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
2. 5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi uyarınca zamanaşımı süresini
kesen son işlemin sanığın ilk savunmasının alındığı tarih olduğu ve bu tarihten temyiz incelemesi tarihine kadar, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
A. Sanık hakkında yaralama suçundan kurulan hüküm yönünden,
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenlerle Ankara 44. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.02.2016 tarihli kararında katılan vekili ve sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekili ve sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Sanık hakkında hakaret, tehdit, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan hükümler yönünden,
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle Ankara 44. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.02.2016 tarihli hükmüne yönelik katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkında hakaret, tehdit, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından açılan kamu davalarının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.12.2023 tarihinde karar verildi.