İNCELEME KONUSU
Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itirazın reddi
Şüpheli hakkında hizmete müteallik bir muameleden dolayı zincirleme üste hakaret suçundan yapılan soruşturma sonucunda; Kahramankazan Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 18.07.2019 tarihli ve 2018/2647 soruşturma sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair verilen karara karşı yapılan itirazın, Ankara Batı 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 11.11.2020 tarihli ve 2020/4747 D.İş sayılı kararıyla kesin olarak reddine karar verilmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 23.12.2021 tarihli ve 94660652-105-06-19527-2020-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.01.2022 tarihli ve KYB-2021/163306 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.01.2022 tarihli ve KYB-2021/163306 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“3. Ana Jet üst Komutanlığına atamalı aynı zamanda Mürted Hava Meydan Komutanlığı Teknik Eğitim Merkezi Komutanlığında kursiyer olarak görevli bulunan şüphelinin 01/10/2018 tarihinde ders öğretmeni Asb. Kd. Bçvş. ... tarafından sınav notlarından dolayı bir daha ki sınava kadar etüt çalışması yapılacağının bildirilmesi üzerine müşteki Astsubaylar ..., ... ve ...'a hitaben, "ben bu tebliğ belgesini imzalamıyorum, 15 Temmuz'dan önce siz fetöcüleri burda bala göte geçirdiniz, beni sınıfta bırakıyorsunuz" "askerliğininde a.ına koyayım, bu a.ına koduklarım yüzünden askeriliği bırakıcam, şerefsiz herifler" "ders bile anlatamıyorsun, bide savunma mı verdiriyorsun" şeklinde sözler sarf etmesi üzerine Hava Kuvvetleri Komutanlığının "soruşturma izni" konulu 12.10.2018 tarihli ve 2018/521-205-13277 sayılı yazısı üzerine başlatılan soruşturma sonucunda şüpheli hakkında Kahramankazan Cumhuriyet Başsavcılığının 18.07.2019 tarihli kararı ile verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı Hava Kuvvetleri Komutanlığı Hukuk Hizmetleri Başkanlığı tarafından yapılan itiraz üzerine, merci Ankara Batı 1. Sulh Ceza Hâkimliğince, itiraz hakkının kişiye sıkıya sıkıya bağlı haklardan olduğu, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda belirtilen suçun niteliği de dikkate alındığında itiraz eden kurumun müşteki sıfatı ve itiraz hakkının bulunmadığından bahisle itirazın usulden reddine karar verilmiş ise de,
2017 yılı Anayasa değişikliği ile askerî savcılık ve mahkemelerin varlığına son verildiği, ancak 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun 46. maddesinde, asgari tugay (Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanlıklarında eşidi) komutanlığı nezdinde kurulan Hukuk Hizmetleri Başkanlıkları veya birimlerine, üst yönetici veya Hukuk Hizmetleri Genel Müdürü tarafından temsil yetkisi verilmesi halinde adlî ve idarî davalar ile icra takiplerini Milli Savunma Bakanlığı adına yürütme yetkisi verildiği,
Şüphelinin, suç tarihinde Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli astsubay statüsünde görev yaptığı, silahlı kuvvetlerin, Türk vatanını savunmak, caydırıcılık sağlayacak şekilde askerî gücün muhafazasını ve güçlendirilmesini sağlamak vazifelerinin gerçekleştirilmesi hususunda, her bir askerî personelin görevinin olağanüstü kritik bir öneme sahip olduğu, silahlı kuvvetlerde görev almanın mutlak itaate ve disipline dayanan yüksek karakter gerektiren bir vatan görevi olduğu, bu anlamda atılı hakaret suçunun 1632 sayılı Askerî Ceza Kanunu'nun 85. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen "Hizmete Müteallik Muameleden Dolayı Üste Hakaret" suçunun, Üçüncü Bap Dördüncü Faslın "Askerî itaat ve inkıyadı bozan" suçlar başlığı altında düzenlendiği, bahse konu suçun askerî sadakat ve itaat vazifesine karşı yapılan, hizmet ve vazifeyi ağır surette ihlâl eden suçlardan olduğu, şüphelinin anılan düzenlemelere aykırı olarak gerçekleştirdiği hakaret eylemi sonucunda askerî hizmet ve vazifeyi ağır şekilde ihlâl ettiği, Milli Savunma Bakanlığı adına Hava Kuvvetleri Komutanlığı Hukuk Hizmetleri Başkanlığının Hizmete Müteallik Muameleden Dolayı Üste Hakaret" suçu yönünden doğrudan suçtan zarar gören olduğu, suçtan zarar gören sıfatıyla kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz hakkının bulunduğu,
Şüpheli hakkında Kahramankazan Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan adlî soruşturmanın, şüphelinin nezdinde görev yaptığı Hava Kuvvetleri Komutanlığının en üst amiri olan Kuvvet Komutanı imzalı ve "soruşturma izni" konulu yazısı üzerine başlatıldığı, bahse konu yazıda soruşturma neticesinde verilecek olan kararların adlî soruşturmanın akabinde tesis edilecek işlemlere esas olmak üzere Kuvvet Komutanlığına bildirilmesinin açıkça ifade edildiği,
7329 sayılı "Askerî Ceza Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun" ile 1632 sayılı Kanununa eklenen Ek- 14/2. maddesi hükmüne göre "Asker kişilerin işlediği askerî suçlarla ilgili olarak kabul edilen iddianamenin bir örneğini mahkeme, kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi durumunda ise kararın bir örneğini savcılık soruşturma iznini veren komutanlığa veya askerî kurum amirliğine gönderir." hükmünü ihtiva ettiği,
21.01.2017 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilen ve 16.04.2017 tarihli halk oylaması ile kanunlaşarak yürürlüğe giren 6771 sayılı Kanun ile askerî savcılık ve mahkemelerin kaldırıldığı ve teşkilatında askerî mahkeme bulunan kıt'a komutanı veya kurum amirine tanınan yetkilerin Kuvvet Komutanlıklarının Milli Savunma Bakanlığı Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü nezdinde Hukuk Hizmetleri Başkanlığına devredildiği gözetildiğinde, Hava Kuvvetleri Komutanlığı Hukuk Hizmetleri Başkanlığının Kahramankazan Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen karara itiraz etme hak ve yetkisi bulunduğu, ayrıca askerî itaat ve inkıyadı bozan Hizmete Müteallik Muameleden Dolayı Üste Hakaret eylemi nedeniyle suçtan zarar gören sıfatının bulunduğu cihetle, Kahramankazan Cumhuriyet Başsavcılığınca verilmiş olan kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itiraz hakkının bulunduğu gözetilip işin esasına geçilmek suretiyle itirazın kabulüne karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir. ” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
Kanun yararına bozma müessesesinin uygulanmasında, 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrasındaki "Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü kanun yararına bozar." şeklindeki düzenleme esas alınarak, kanun yararına bozma incelemesi, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarnamesindeki istem ve gerekçe ile sınırlı olduğu cihetle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarnamesindeki talep yerinde görüldüğünden istemin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2.Ankara Batı 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 11.11.2020 tarihli ve 2020/4747 D.İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
12.03.2024 tarihinde karar verildi.