Mahkûmiyet, hapis cezasının ertelenmesi, kaçak akaryakıtın müsaderesi

Sanık hakkında 7242 sayılı Kanun gereği dosyanın iadesi üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

Katılan ... İdaresi vekilinin temyiz sebepleri; sanık hakkında şartları oluşmadığı halde hapis cezasının ertelenmesine karar verilmesinin hatalı olduğuna, nakil aracının müsadere edilmesi gerektiğine ve re'sen gözetilecek hususlarla usul ve yasaya aykırı hükmün bozulması talebine ilişkindir.

Suç tarihinde İskenderun 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 09.06.2014 tarihli ve 2014/558 Değişik İş sayılı önleme araması kararı uyarınca sanığın sevk ve idaresindeki 31 P 8265 plaka sayılı araçta yapılan

aramada, bidonlar içerisinde toplam 1200 litre kaçak akaryakıtın ele geçirilerek muhafaza altına alındığı anlaşılmıştır.

Sanık hakkında, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3/11. madesi ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 53 ve 54. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

Sanığın alınan savunmasında nakliyecilik işiyle uğraştığını ve ele geçirilen akaryakıtı şahsi işlerinde kullanmak için satın aldığını, ticari amacının olmadığını beyan ederek atılı suçu inkar ettiği anlaşılmıştır.

Ele geçirilen akaryakıt hakkında düzenlenen 19.06.2014 tarihli ulusal marker tespit tutanağına göre suça konu motorinin yapılan ölçümlerde ulusal marker seviyesinin geçersiz olduğu tespit edilmiştir.

Kaçak eşyaya mahsus tespit varakası dava dosyasında bulunmaktadır. Suç tarihi itibarıyla eşyaların gümrüklenmiş değerinin 4.862,26 TL ve pek hafif değerde olduğu anlaşılmıştır.

Tüm dosya kapsamına göre dava konusu olayda ele geçen 1200 litre kaçak akaryakıtın ele geçirilmesi, sanığın alınan savunmasının suçtan kurtulmaya yönelik olduğunun anlaşılması karşısında, sanığın atılı suçu işlediğinin sabit kabul edilip hakkında 5607 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünde bu yönüyle hukuka aykırılık görülmemiş olup katılan ... İdaresi vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

Ancak;

1.Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre sanığın eyleminin 11.04.2013 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/11. maddesi kapsamında kaldığı, ancak suç tarihinden sonra ise 28.06.2014 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545,7242 ve 7423 sayılı Kanunlar ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/11-son yollaması ile 3/5, 3/10 ve 3/23. maddeleri kapsamında bulunduğu, dava konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin 6545,7242 ve 7423 sayılı Kanunlar ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/23. maddesi kapsamında pek hafif olması nedeniyle sanığın sonradan yürürlüğe giren ve lehe olan 6545,7242,7423 sayılı Kanunlar ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/11-son yollaması ile 3/5, 3/10 ve 3/23. maddeleri uyarınca cezalandırılması yerine, eyleme 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/11. maddesi ve 6545,7242 ve 7423 sayılı Kanunlar ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/23. maddesi tatbik edilerek karma uygulama yapılması,

2. Suç konusu kaçak akaryakıtın 5607 sayılı Kanun'un 13/1. maddesi delaletiyle 5237 sayılı Kanun’un 54/4. maddesi uyarınca müsaderesine karar verilmesi gerekirken, delalet maddesi gösterilmeksizin 5237 sayılı Kanun'un 54/4. maddesi gereğince müsadereye karar verilmesi nedenleriyle hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle katılan ... İdaresi vekilinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.03.2024 tarihinde karar verildi.