İlk Derece Mahkemesince verilen mahkumiyet hükmüne
yönelik istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi

İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.
I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Cizre 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 16.04.2021 tarihli, 2020/11 Esas ve 2021/90 sayılı Kararı
ile sanık hakkında, "Devletin Topraklarının Tamamını veya Bir Kısmını Devlet İdaresinden Ayırmaya Yönelik Silahlı Eylemlerde Bulunmak" suçundan, 2 kez 765 sayılı TCK'nun 125/1,31 ve 33 maddeleri, "Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma" suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 302 inci maddesinin 1 inci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 inci maddesinin 1 inci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları ve 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca, "Nitelikli kasten öldürme suçundan" 17 kez 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 82 nci maddesinin birinci fıkrasının a, c ve g bentleri, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 inci maddesinin 1 inci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları ve 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası, "Nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs suçundan" 21 kez 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 82 nci maddesinin birinci fıkrasının a, c ve g bentleri, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin 1 inci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları ve 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca mahkûmiyet kararları verilmiştir,

2. Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin 07.03.2022 tarihli, 2021/1503 Esas ve 2022/267 sayılı Kararı ile Devletin birliğini ve ülke bütünlüğü bozma suçunun temadi eden suçlardan olduğu, sanığın söz konusu eylem tarihleri arasında yakalanmadığı, hakkında iddianame tanzim edilmediği dolayısıyla hukuki ve fiili kesintinin gerçekleşmediği, sanığın silahlı terör örgütünün amacına ilişkin vehamet arz eden son eyleminin 13.10.2008 tarihli eylem olduğu nazara alındığında eylemlerinin bir bütün olarak değerlendirilerek bir kez Devletin birliğini ve ülke bütünlüğü bozma suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirmeyle 765 sayılı Yasa'nın TCK'nın 125 inci maddesi gereğince iki kez, 5237 sayılı TCK'nın 302/1 maddesi gereğince bir kez olmak üzere üç kez cezalandırılmasına karar verilmesi hukuka aykırı olup, bu hukuka aykırılığın davanın yeniden görülmesi ve duruşma açılmasını gerektirmeksizin, CMK'nın 280/1.b ve 303/1.h maddelerinin verdiği yetkiye dayanılarak dairece düzeltilmesi imkan dahilinde bulunduğundan,
sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf başvurunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

3. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca hükmün onanması görüşünü içeren Tebliğname ile dosya Daire'ye tevdi edilmiştir.

Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle:

1-Mahkumiyete dair tek delilin sanığın yurt dışına iade korkusundan verdiği ifadeleri olduğuna, mahkumiyete yeterli delil bulunmadığına, suçun unsurlarının oluşmadığına,

2-Kararın bozulmasına, temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara ilişkindir.

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Tanık ... ve ... sanığı ... Kampında gördüklerine ilişkin beyanlarda bulunmuşlardır. Tanık ... ve ... sanık ... hakkında soruşturma aşamasında verdikleri beyanlarını mahkememiz huzurunda yinelemiş, sanığı ... kampında gördüklerini, katıldığı eylemler hakkında bilgileri olmadığın belirtmişlerdir.
Sanık hakkında yapılan kolluk araştırmasında; Hakkari İl Jandama Komutanlığının 28.05.2010 tarihli ve “300000168” sayılı Haber Kayıt Bildirim Formunda belirtilen; "...geçen yıl More Biriminde faaliyet gösteren Server (K) isimli örgüt mensubunun Irak kuzeyinde bir mağarada tutuklu iken iki örgüt mensubunu öldürüp örgütten kaçarak Irak KDP güçlerine sığındığı, örgütün üst düzey yöneticileri tarafından KDP güçlerine 150.000 Avro ödenerek Server (K)’un teslim alınıp infaz edildiği..." şeklinde yer alan bilgi ile sanık ...'in anlatımlarının kısmen örtüştüğü görülmüştür.
Sanık ...'in PKK/KCK terör örgütü bünyesinde 05.09.2004 yılında Silopi ilçesi Görümlü Beldesinde askeri araçların geçişi sırasında mayın patlatılması neticesinde geçiş yapan katılanlar ..., ..., ... ile müştekiler ... (Ölüm: 17/05/2012) ve ...'ın yaralandıkları olaya iştirak ettiği; yine 08.06.2004 tarihinde Uludere ilçesi Geçitboyu köyünde askeri aracın geçişi sırasında mayın patlatılması neticesinde müşteki ... ile mağdurlar ..., ... ve ...'nin yaralandıkları eyleme iştirak ettiği sabit görüldüğünden; suç tarihinde lehe olan 765 sayılı TCK'nın 125 inci maddesi gereğince 2 Kez cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Sanık ...'in 03.10.2008 tarihinde 17 güvenlik görevlisinin şehit olduğu, 21 güvenlik görevlisinin yaralandığı Aktütün Karakoluna saldırı eylemine iştirak ederek üzerine atılı "Devletin Birliği ve Ülke Bütünlüğünü Bozma" suçunu işlediği sabit görülmekle; suç tarihinde yürürlükte olan 5237 sayılı TCK'nın 302/1 inci maddesi uyarınca, suçun işleniş şekli ve suç yolunda ortaya koyduğu kast ve saikinin ağırlığı gözetilerek temel ceza belirlenmiştir.
Sanığın 03.10.2008 tarihli olayda; amaç suç olan Devletin birliğini ve ülke bütünlüğü bozma eylemine yönelik olarak hedef alınan Aktütün Karakolunda bulunan Maktuller ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...'a karşı; "Yerine Getirdiği Kamu Görevi Nedeniyle, Tasarlayarak, Bombalamak Suretiyle Kasten Öldürme" suçunu iştirak halinde işlediği sabit görülmekle; eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nın 37/1 ve 302/2 nci maddesi delaletiyle TCK'nın 82/1-a,c,g maddesi gereğince her bir maktül yönünden ayrı ayrı cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Sanığın 03.10.2008 tarihli olayda amaç suç olan Devletin birliğini ve ülke bütünlüğü bozma eylemine yönelik olarak hedef alınan Aktütün Karakolunda bulunan Katılanlar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ..., ...; Müştekiler ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...; Mağdurlar ... ve ...'e karşı; "Yerine Getirdiği Kamu Görevi Nedeniyle, Tasarlayarak ve Bombalamak Suretiyle Kasten Öldürmeye Teşebbüs" suçunu iştirak halinde işlediği sabit görülmekle, eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nın 37/1 ve 302/2 nci maddesi delaletiyle TCK'nın 82/1-a,c,g maddesi gereğince her bir müşteki yönünden ayrı ayrı cezalandırılmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü

I-Sanığın kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle tasarlayarak öldürme, kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle tasarlayarak öldürmeye teşebbüs suçlarından mahkumiyetine ilişkin karara yönelik yapılan incelemede;
Yapılan yargılamaya, dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, karar yerinde gösterilip incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli delillere, mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, cezayı artırıcı sebeplerin nitelik ve derecesi takdir kılınarak, savunmalarının inandırıcı gerekçelerle red edilmesine hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre, verilen hükümlerde bir isabetsizlik bulunmamıştır.

II- Sanığın Devletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını Devlet idaresinden ayırmaya çalışmak, Devletin birliğini ve ülke bütünlüğü bozma suçları yönünden mahkumiyetine ilişkin yapılan incelemede;
Her ne kadar İlk Derece Mahkemesi tarafından sanık hakkında 05.09.2004,08.06.2004 ve 03.10.2008 tarihili eylemleri nedeniyle 765 sayılı TCK'nın 125 inci maddesi gereğince iki kez, 5237 sayılı TCK'nın 302/1 maddesi gereğince bir kez olmak üzere üç kez cezalandırılmasına karar verilmiş ise de;
Devletin birliğini ve ülke bütünlüğü bozma suçunun temadi eden suçlardan olduğu, sanığın söz konusu eylem tarihleri arasında yakalanmadığı, hakkında iddianame tanzim edilmediği dolayısıyla hukuki ve fiili kesintinin gerçekleşmediği, sanığın silahlı terör örgütünün amacına ilişkin vehamet arz eden son eyleminin 13.10.2008 tarihli eylem olduğu nazara alındığında eylemlerinin bir bütün olarak değerlendirilerek bir kez Devletin birliğini ve ülke bütünlüğü bozma suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirmeyle 765 sayılı Yasa'nın TCK'nın 125 inci maddesi gereğince iki kez, 5237 sayılı TCK'nın 302/1 maddesi gereğince bir kez olmak üzere üç kez cezalandırılmasına karar verilmesi hukuka aykırı olup, bu hukuka aykırılığın davanın yeniden görülmesi ve duruşma açılmasını gerektirmeksizin, CMK'nın 280/1.b ve 303/1.h maddelerinin verdiği yetkiye dayanılarak Dairemizce düzeltilmesi imkan dahilinde bulunmuştur.

Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre;
1997 yılında Irakta örgüte katılan, örgütün Irak'taki kamplarında askeri ve siyasi eğitim alan, daha sonra takım komutanı olarak askeri eğitim veren, 2003 yılından itibaren ülkemize gelerek bölge sorumluluğu üstlenip, güvenlik güçleri ile çatışmalara giren, 08.06.2004,05.09.2004 ve 03.10.2008 tarihli ölümlü ve yaralanmalı eylemlere katıldığı kabul edilen sanık hakkında;

Yapılan yargılama sonunda toplanan deliller karar yerinde incelenip sanığın üyesi bulunduğu silahlı terör örgütünün Devletin birliğini bozma ve ülke topraklarından bir kısmını Devlet idaresinden ayırma amacına yönelik olarak vahamet arz eden eylemleri gerçekleştirdiği, sübutu kabul olunan eylemlerin amaç suçun işlenmesi doğrultusundaki örgütsel bağlılık ve ülke genelindeki organik bütünlüğüne göre amacı gerçekleştirme tehlikesi yaratabilecek nitelikte olduğu belirlenip, kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde nitelikli kasten öldürme ve öldürmeye teşebbüs ile Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçlarının vasıfları tayin ve sübutları kabul edilmiş, cezaların bireyselleştirilmesi usule uygun takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş olduğundan sanık müdafiinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü temyiz sebepleri ve sair hususlar yerinde görülmediğinden sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

Gerekçe bölümünün 1. bendinde açıklanan nedenlerle Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin 07.03.2022 tarihli, 2021/1503 Esas ve 2022/267 sayılı Kararının sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Cizre 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
12.03.2024 tarihinde karar verildi.