Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; davalı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. ve 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Davacı vekili dava dilekçesiyle haksız gözaltı ve tutukluluk nedeniyle 50.000 TL maddi ve 50.000 TL manevi tazminatın gözaltı tarihinden işleyecek yasal faizi ile ödenmesini talep etmiş, 03.08.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat miktarını 100.000 TL'ye manevi tazminat miktarını 300.000 TL' ye çıkarmış, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulü ilen 5.830,02 TL maddi ve 10.000 TL manevi tazminatın 18.10.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, 50.197,45 TL maddi ve 75.000 TL manevi tazminatın 11.04.2017 tarihinden tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca davalı vekilinin temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
Davalı vekilinin temyiz sebepleri; tazminat şartlarının oluşmadığına, hükmedilen tazminat miktarlarının fazla olduğuna ilişkindir.
III. DAVANIN KONUSU
İlk Derece Mahkemesince, tazminat talebinin dayanağı olan Bolvadin Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/194 Esas ve 2020/78 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının çocuğun cinsel istismarı suçundan 18.10.2016 tarihinde tutuklandığı,10.10.2019 tarihinde tahliye edildiği,davacının tutukluluğunun 18.10.2016-27.02.2017 tarihleri ve 11.04.2017-10.10.2019 tarihleri arasında infaz gördüğü, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 10.06.2021 tarihinde kesinleştiği, kesinleşen beraat hükmünün davacı asile tebliğ edilmediği, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK'nın 142. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı, davacı hakkında aynı konuda açılan davanın bulunmadığı, tutukluluk süresinin infaz gördüğü ve mahsuba konu yapılmadığı, kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu belirlenerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince kısmen kabul edilen davada, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken,18.10.2016-27.02.2017 tarihleri arasında 132 gün ve 11.04.2017-10.10.2019 tarihleri arasında 912 gün tutuklu kalan davacı için belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda eksik manevi tazminatlara hükmolunması ve maddi tazminatın davacının tutuklu kaldığı 18.10.2016-27.02.2017 döneme ilişkin net asgari ücret üzerinden hesaplanan "5.897,35" TL yerine, bu miktarın altında kalacak şekilde "5.830,02" TL olarak tayin edilmesi suretiyle, davacı aleyhine eksik maddi tazminata hükmolunması temyiz edenin sıfatına göre bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre davalı vekilinin sair temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
1.Davacı vekilinin, 03.08.2021 havale tarihli dilekçesi ile maddi ve manevi tazminat miktarlarını ıslah ettiğinin anlaşılması karşısında, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 177/2 maddesi gereğince, davacı tarafın bu taleplerinin davalı tarafa bildirilmesi gerektiği gözetilmeksizin, yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi,
2.Davacının adli sicilinde birden fazla mahkumiyet hükmünün olduğu da dikkate alınarak her ne kadar CMK'nın 144/1-a maddesinin yürürlükten kaldırılması nedeniyle mahsup tazminata engel oluşturmayacak ise de, davacının gözaltı ve tutukluluk süresinin diğer bir hükümlülüğünden mahsup edilip edilmediği, mahsup işlemi yapıldığının tespiti halinde haklarında mahsup işlemi yapılmayan kişilerle tutukluluğu başka mahkumiyetinden mahsup edilenler arasındaki dengenin, hak ve nesafetin sağlanması gerektiği dikkate alınarak, davacının gözaltında ve tutuklu kaldığı sürelerin ne kadarının diğer hükümlülüğünden mahsup edildiği araştırılarak, tamamının mahsup edildiğinin belirlenmesi halinde makul bir miktar maddi ve manevi tazminata hükmolunması, bir kısmının mahsup edildiğinin belirlenmesi halinde ise mahsup edilmeyen kısma ilişkin olarak maddi ve manevi zarar dikkate alınıp, mahsup edilen kısım için de makul bir miktar maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi,
Kabule göre de;
Maddi tazminatın davacının tutuklu kaldığı 11.04.2017-10.10.2019 döneme ilişkin net asgari ücret üzerinden hesaplanan "50.180,77" TL yerine, bu miktarın üstünde kalacak şekilde "50.197,45" TL olarak tayin edilmesi suretiyle, davacı lehine fazla maddi tazminata hükmolunması,
Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2-a maddesi uyarınca Afyonkarahisar 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
12.03.2024 tarihinde karar verildi.