Esastan ret
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil ıslah ile ikinci kademede tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 12.03.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde temyiz eden davacılar vekili Avukat ... ile karşı taraftan davalı vekili Avukat ... geldiler. Başka gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ...'in 1300 gram altınını, diğer davacı ...'in 35.000,00 Euro parasını, babası ...'e vermesi üzerine 2583 ada 7 parselde kayıtlı dava konusu dairenin 12/01/2007 tarihinde tapusunun davacılar adına çıkarılması maksadı ile satın alındığını, davalının planlı olarak eşi ...'e baskı yapıp bu dairenin kendi üzerine tescil edilmesini sağladığını, davalı ile davacılar arasında hiçbir zaman kiracı-kiralayan ilişkisi olmadığını, davacıların parasını verdikleri dairelerinde oturduklarını belirterek davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacılar adına tescilini talep ve dava etmiştir.
2.Davacılar vekili 02.11.2020 tarihli ıslah dilekçesinde; tapu iptali ve tescil talepleri kabul edilmediği takdirde taşınmazın rayiç değerinin davacılara ödenmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle açılmış bulunan davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte zamanaşımı yönünden itiraz ettiklerini, taşınmazın davalıya eşi ... tarafından alındığını, davalı ile eşi arasındaki boşanma davasının, tahliye davası açıldıktan sonra ikame edildiğini, ...'in intikam amaçlı açılan davaya tanıklık ettiğini, davacıların tek tanığının davalının boşanma aşamasında olduğu eşi ve taşınmazın eski sahibi ... olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; "....davanın tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olduğu, dava konusu taşınmazın ... adına kayıtlı iken 12/07/2007 tarihinde davalıya satılarak devredildiği, davalının davacıları taşınmazdan tahliye etmek için Kayseri 8.Asliye Hukuk Mahkemesine 2020/115 Esas sayılı tahliye davasını açtığı, davacıların da mevcut davayı açarak tapu iptal ve tescil talebinde bulundukları, 1300 gr altın ve 35.000,00 Euro para karşılığı dava konusu taşınmazın davacılar tarafından satın alındığı iddia edilmiş ise de, davacıların bu iddialarını ispat edemedikleri, davacılara düğünde takılan altınların kuyumcudan emanet alınarak takıldığı, babasının yanında asgari ücretle çalışan ...'in evi satın alacak ekonomik güce sahip olmadığı, taşınmazın düğünde oğluna hediye edilen ... Caddesindeki ev ile gelinine takılan ziynet eşyalarının satılmasından gelen para ile alındığı tanık tarafından beyan edilmiş ise de; tanığın davacıların babası, davalının ise boşanma aşamasındaki eşi olması dolayısıyla beyanlarına itibar edilmediği, dinlenen diğer tanıkların ise ...'ün taşınmazı alarak davalı eşine hediye ettiği, davacıların ise davalının muvafakatı ile taşınmazda oturduklarını beyan ettikleri gerekçesiyle davanın reddine" karar vermiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkillerine düğünde takılan altınların hiçbir şekilde emanet altın olmadığını, davalının eşi aynı zamanda davacının babası ...'ün durumunun iyi olduğunu, ...'ün dava konusu altınların emanet altın olmadığını, kendilerine ait kuyumcu dükkanında davacılar adına ev alınması için bozdurulduğunu beyan ettiğini, yerel mahkemece her ne kadar tanık beyanlarındaki tutarsızlıklar nedeniyle altınların emanet olduğu değerlendirilmiş ise de; davalının davacı ...'e ait altınların emanet altın olmadığını ikrar ettiğini, dava konusu taşınmazın satın alınabilmesi için satılan ... Caddesindeki evin müvekkillerine düğünde hediye olarak verildiğini, ayrıca müvekkili ...'in babası ile birlikte iş yapmakta olup onun yanında asgari ücretle çalışması gibi bir durumun söz konusu olmadığını, bir kısım tanık beyanlarına itibar edilmeden karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, tapu iptali ve tescil isteminin kabulüne karar verilmesini uygun görülmez ise dairenin rayiç değerinin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istediklerini dile getirmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...davacıların iddialarını ispatlayamadıkları, iddianın ispatı durumunda dahi davacıların hiçbir zaman taşınmaza malik olmadıkları, inançlı işlem olduğu iddiası da bulunmadığından şartları varsa sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak isteminde bulunabilecekleri, tapu iptal ve tescil talebinde bulunamayacakları, yemin delilinin de tapu iptali ve tescil talebi açısından sonuca etkili olmayacağı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine" karar vermiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacılar vekili, istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek hükmü duruşma istemli temyiz etmiştir.
Dava, sebepsiz zenginleşmeye dayalı tapu iptali ve tescil ıslah ile ikinci kademede tazminat istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 77 nci maddesi.
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup İlk Derece Mahkemesi, gerekçe kısmında tazminat istemi yönünden değerlendirme yaparak bedelin ödendiğinin ispatlandığına kanaat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verdiğinden davacılar vekilinin taşınmazın rayiç değerinin ödenmesi yönündeki temyiz itirazlarına itibar edilmemiş, hükmün onanması gerekmiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
17.100,00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.03.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.