Esastan ret

Taraflar arasındaki tapu tahsis belgesine dayalı tapu iptal tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 12.03.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde davalı Hazine vekili Avukat ... ile karşı taraftan davacı vekili Avukat ...'in sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin mülkiyet tahsis tarihinde Maliye Hazinesine ait Gebze, ... 2 pafta, 55 parsel sayılı ve 107.170 m2 miktarlı taşınmaz üzerinde tek katlı yığma konut inşa ederek ikamet etmekte iken, 400 m2 miktarlı yer için 11.11.1986 tarihli tapu tahsis belgesi verildiğini ve aynı tarihte tapuya şerh düşürüldüğünü, dava konusu taşınmazın daha sonra imar uygulamasına tabi tutularak ... ilçesi, ... Mahallesi 5337 ada 4 parsel sayılı taşınmaz olarak sınırlandırıldığını, tapu tahsis belgesinin ıslah imar planı veya kadastro planları yapıldıktan sonra hak sahiplerine verilecek tapuya esas teşkil ettiğini, imar uygulaması da yapılmış olmasına rağmen hak sahibine tapu verilmediğini, arsa bedelinin tamamının ödendiğini ileri sürerek dava konusu taşınmazın Hazine adına olan tapusunun iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının tapu tahsis belgesi verilen gecekonduyu yıkarak yerine üç katlı bina inşa ettiğini, davacıya tahsis olunan yer için tahsis belgesi verildiğini ancak davacının bedeli tam ödemediğini, henüz tapu talep etmek hakkı olmadığını, davacının sadece ödemiş olduğu bedelin eskalasyon yöntemiyle ulaşabileceği değerin kendisine iadesini talep edebileceğini, taşınmazın tapu kaydının davacıya geçmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile parselin tamamının davacının zorunlu kullanım alanında olduğu ve eksik bedelin depo edildiği anlaşıldığından davacının davasının kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

1. Davalı vekili, taşınmazın kök parseli olan Akse köyü 55 parseldeki başvurusuna bağlı olarak, parselin 400,00 m2’lik kısmı üzerinde bulunan tek katlı 75,20 m2 taban alanlı çatılı bina (gecekondu) için tapu tahsis belgesi düzenlendiğini,

2. Davacı tarafın bedeli süresinde tam ödemediğini,

3. Tapu tahsisine dayanak gecekonduyu yıkıp yerine 3 katlı bina inşa etmesi nedeniyle, önceki tapu tahsis belgesine dayanarak tescil talep etmesinin mümkün olmadığını,

4. Belirlenecek depo bedelinin taşınmazın hüküm tarihine yakın değeri olması gerektiğini,

5. Hükme esas bilirkişi raporlarında belirlenen değerin düşük olup, bölge rayiçlerini yansıtmaktan çok uzak olduğunu,

6. Tapu tahsis belgesine konu olmayan alanın da tesciline karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu,

7. Müvekkili kurum aleyhine yargılama giderine ve nispi vekâlet ücretine hükmedilmesinin de hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.

1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tapu tahsis belgesinin hukuki yönden geçerliliğini koruduğu, dava konusu yerde imar planının yapıldığı, davacıya başka bir yerden tahsis yapılmamış olduğunun anlaşıldığı, taşınmazın konut alanında kaldığı, taşınmazın bulunduğu alanda DOP kesintisinin yapıldığı, dava konusu taşınmazın dava tarihi itibarı ile 320.000,00 TL olduğu anlaşılmaktadır.

2. Bu açıklamalar ve tespitler doğrultusunda; tapu tahsis belgeli yerin bedelinin davacı tarafça ödendiği, davacının zorunlu kullanım alanına ilişkin yapılan değerlendirme de nazara alındığında davacının tapu tahsis belgeli yerle ilgili adına tescil talebinde haklılığı bulunduğu kanaatine varıldığından davalı vekilinin istinaf itirazlarının esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri ve belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması ve davanın reddine karar verilmesi istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.

Uyuşmazlık, tapu tahsis belgesine dayalı tapu iptal tescil istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, mülga 2981 Sayılı İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 sayılı İmar Kanunu'nun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanununun 1 vd. maddeleri.

1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Davacıya 11.11.1986 tarihli tapu tahsis belgesi ile 400 m2 miktardaki yer tahsis edilmiş; imar uygulaması sonucu 349 m2 yüz ölçümü ile 5337 ada 4 parsel olmuştur. 15.11.2021 tarihli bilirkişi raporunda belirtildiği gibi imar uygulaması ile taşınmazın bulunduğu alanda %29,92 nispetinde DOP kesintisi yapılmıştır. Bu haliyle tapu tahsis belgesine dayalı olarak davacı adına tesciline karar verilecek miktar 280,32 m2'ye tekabül eden hisse nispetindedir. Dava konusu parselde imar uygulaması sonucu tapu tahsis belgesi kapsamında olmayan miktar Hazine adına tescil edilmiştir. O halde 15.11.2021 tarihli bilirkişi raporunda açıklandığı gibi tapu tahsis belgesinde belirtilen 400 m2 miktarda DOP kesintisi yapıldıktan sonra 280,32 m2'ye tekabül eden hisse hesaplanarak davacı adına tesciline, mütebaki hissenin ise Hazine üzerine bırakılmasına karar verilmesi gerekirken taşınmazın tamamının tapusunun iptali ile davacı adına tescili hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

Açıklanan sebeplerle;

1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

12.03.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi.

K A R Ş I O Y

Dava, tapu tahsis belgesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

İlk Derece Mahkemesinin davayı kabulüne yönelik kararına yapılan istinaf isteği Bölge Adliye Mahkemesi tarafından esastan reddedilmiştir.

Temyizen incelenen kararın dayandığı hukuki gerekçeler ve uygulanan kanun hükümlerinin doğru olduğu, özellikle imar uygulaması ile miktar fazlası Hazine adına tescil edildiği gözetildiğinden Hazineye yöneltilen davanın kabulü kararının onanması gerektiği kanaatinde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma kararına katılmıyorum.