Esastan ret

Taraflar arasındaki asıl davada alacak, karşı dava hükümsüzlük davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve karşı davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının "Plastik malzeme basılan kalıplarda kullanılan kalıp aparatı" başlıklı buluşun ortaya çıkarıldığını ve TR 2012/00941 sayı ile faydalı model belgesi alınarak müvekkili adına tescil edildiğini, aynı buluşun görsel açıdan da koruma altına alınması için Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRK PATENT) nezdinde 2012/00310 sayı ile Marmara Bağlantı Elemanları San. ve Tic. A.Ş. adına tasarım olarak tescil ettirildiğini, söz konusu buluşa konu malzemenin borular, boru ek parçaları gibi basılan kalıplarda conta yuvası gibi boşlukların daha kolay bir şekilde açılmasını ve kalıp gövdesi üzerinde daha fazla ürün gözü yerleştirilmesini sağlayan kalıp aparatı (kalıp maçası) ile ilgili olduğunu, davalılardan Mir Teknoloji Holding A.Ş.'nin Kalıphane Şefi ... isimli kişinin müvekkili ile Haziran 2015 tarihinde iletişime geçtiğini ve davaya konu edilen ürünlerden sipariş etmek istediğini bildirdiğini, ayrıca karşı tarafın ürünleri görmek istediğini bildirerek çalışanlarını müvekkili fabrikasına gönderdiğini ve müvekkiline ait ürünleri ve kalıpları incelediklerini, ancak sonrasında davalı taraf ürün satın almaktan vazgeçtiğini bildirdiğini, müvekkili işyerine gelen davalı çalışanlarının mühendis ve kalıpçı olduğunun öğrenildiğini, aradan bir süre geçtikten sonra davalının müvekkilinin izni olmaksızın, faydalı model ve tasarım tescilini ihlâl eder nitelikte ürünler üreterek, iç ve dış piyasaya sunulduğunu öğrendiğini, karşı tarafın kötü niyetli bir şekilde fiyat teklifi isteyerek ve müvekkili işyerine gelerek ürünleri incelediğini ve sonrasında da taklit ettiğini, bu durumun tespiti açısından Bakırköy 2. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2016/150 D.İş sayılı dosyası ile davalı işyerinde tespit yapıldığını, ancak tespit dosyasında alınan raporda sadece davacıya ait 2012/00310 sayılı çoklu tasarımlardan 3 numaralı tasarım ile aynı özelliğin olduğu ürün tespit edildiği bildirilmiş ise de bilirkişi raporuna taraflarınca itiraz edildiğini, yapılan inceleme ve değerlendirmenin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalılarının fiillerinin davacının tasarım ve faydalı model belgesinden doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini, davacının maddi ve manevi zararlara uğratıldığını iddia ederek, faydalı model ve tasarıma tecavüzün tespitine, men ve ref'ine, haksız rekabetin durdurulmasına, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak, 10.000,00 TL maddi tazminatın ve 30.000,00 TL manevi tazminatın, dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, hükmün ilanına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalılar vekili cevap dilekçesinde ve karşı dava dilekçesinde; davacı tarafından üretilen ürünlerin, davacının tasarım ve faydalı model belgesine tecavüz oluşturmadığını, dava konusu tasarımın 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 56 ncı maddesinin ikinci fıkrasına aykırı olduğunu, davacının bu maddeye aykırı olarak tasarımı tescil ettirdiğini ve aynı zamanda tasarımın yenilik ve ayırt edicilik vasıflarına haiz olmadığını, haksız rekabetten söz edilebilmesi için müvekkili ürünleri ile davaya gerekçe olarak gösterilen ürünler arasında benzerlik bulunması gerektiğini, ancak ne davacının gerekçe olarak gösterdiği tasarım tescil belgesi, ne de faydalı model belgesi ile müvekkili ürünleri arasında benzerlik bulunmadığını iddia ederek, asıl davanın reddine karar verilmesini karşı davada ise davacı adına TÜRK PATENT nezdinde tescilli 2012/00310 sayı ile tescilli endüstriyel tasarım tescil belgesi ile 2012/00941 sayı ile tescilli faydalı model belgesinin hükümsüzlüğünü ve sicilden terkini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl dava yönünden somut olayda davalı tarafın davacının faydalı modeline yönelik bir üretim yaptığı, bunu ticaret alanına koyduğu, ispat edilemediği gibi davalı tarafın kullanımı kendi faydalı model kapsamında kalıp davacı tarafın faydalı modelinden farklı bir kullanım olduğundan ve 6769 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesinin ikinci fıkrasına göre bileşik ürünler bakımından sadece görülebilir kısımlar korunacak; görülemeyen kısımlar koruma dışında kaldığı gözetilerek asıl davada tüm talepler yönünden yerinde olmadığından davanın reddine, karşı dava yönünden ise davacı/karşı davalıya ait TR 2012/00941 Y numaralı faydalı model belgesinin istemleri (1-5) başvuru tarihi itibariyle yeni olmadığının ispatlanamadığı, hükümsüzlüğü talep edilen davalı tarafa ait 19.01.2012 başvuru tarihli 2012/00310 numaralı tasarım tesciline konu parçalar, boru, boru bağlantı parçaları için kullanılan bir maçanın parçaları olduğu, bu parçaların normal kullanım sırasında görülmesinin teknik olarak mümkün olmadığının tespit edildiği, davalıya ait TR 2012/00941 Y numaralı faydalı model belgesinin istemleri (1-5) başvuru tarihi itibariyle yeni olmadığının ispatlanamadığı gerekçesiyle karşı davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

1.Asıl davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; asıl davanın reddine yönelik kararın hatalı olduğunu, müvekkiline ait 2012/00310 no.lu tasarım ve 2012/00941 no.lu faydalı model ile davalı/karşı davacıya ait ürünlerin aynı özellikte olduğunu, bilgilenmiş genel kullanıcı üzerinde benzer olarak algılandıklarını, davalı firmanın, ürünlerini kendi ürünlerinden farklı göstermek amacı ile ürünler üzerinde, ürünlere hiç bir işlevsel özellik katmayan şekilsel değişiklikler yaptığını, bu değişikliklerin uyum içinde olması için de mecburen diğer parçalar üzerinde oynamak zorunda kaldığını ileri sürerek, asıl davanın reddine yönelik kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.

2.Karşı davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin dava konusu uyuşmazlığa uygulanacak mevzuat türü ve hükümleri konusunda temel değerlendirme hatalarına düştüğünü, Faydalı Model Belgesinden doğan haklara tecavüzün tespiti, tazminat ve sair taleplerinin 6769 sayılı Kanun hükümleri uyarınca incelenmesi gerektiğini, karşı davadaki 2012/00310 numaralı Endüstriyel Tasarım Tescil Belgesinin hükümsüzlüğü talebinin de 6769 sayılı Kanun hükümlerine göre incelenmesi gerektiğini, karşı davadaki 2012 00941 numaralı Faydalı Model Belgesinin hükümsüzlüğü talebinin ise 551 sayılı Patent Haklarının Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (551 sayılı KHK) hükümlerine göre incelenmesi gerektiğini, oysa mahkemece tasarımın hükümsüzlüğü talebinin 554 sayılı Endüstriyel Tasarımların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (554 sayılı KHK) hükümleri uyarınca incelendiğini, tasarımın hükümsüzlüğü talebinin 6769 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesi kapsamında incelenmesi gerektiğini, bu bağlamda tasarımın hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerekirken aksi yönde karar verilmiş olmasının hatalı olduğunu, hükümsüzlüğü talep edilen faydalı model belgesinin başvuru tarihi olan 25.01.2012 tarihi itibariyle tekniğin bilinen durumuna dahil istemler içerdiğini, bu sebeple de yeni olmadığını, kök ve ek raporda aksi yönde yapılan değerlendirmelerin yerinde olmadığını beyan ederek karşı davanın reddine yönelik mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl dava yönünden yapılan incelemede, davacı karşı davalı tarafa ait 19.01.2012 başvuru tarihli 2012/00310-1-2 ve 3 numaralı tasarımlar ile davalı karşı davacı tarafa ait tasarım arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde farklılıklar bulunduğu, bu sebeple farklı olarak algılandıkları, davalı karşı davacıya ait değişik iş dosyasına konu kalıp maçalarının, davacı karşı davalıya ait TR 2012/00941 sayılı "Plastik malzeme basılan kalıplarda kullanılan kalıp aparatı (kalıp maçası)" buluş başlıklı faydalı model belgesinin koruma kapsamında kalmadığı, karşı dava yönünden yaplan incelemede ise, davacı karşı davalıya ait TR 2012/00941 Y numaralı faydalı model belgesinin istemlerinin (1-5) başvuru tarihi itibariyle yeni olmadığının ispatlanamadığı, hükümsüzlüğü talep edilen davacı karşı davalı tarafa ait 19.01.2012 başvuru tarihli 2012/00310 numaralı tasarım tesciline konu parçaların, boru, boru bağlantı parçaları için kullanılan bir maçanın parçaları olduğu, bu parçaların normal kullanım sırasında görülmesinin teknik olarak mümkün olmadığı tespitlerinde bir hata bulunmadığı, davacı karşı davalı adına kayıtlı tasarım ve faydalı modele tecavüz şartları ile hükümsüzlük koşullarının somut olayda gerçekleşmediği gerekçesiyle asıl ve karşı davanın ayrı ayrı reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

1.Asıl davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.

2. Karşı davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, asıl davada davacı adına tescilli tasarım ve faydalı model belgelerine, davalıların fiillerinin tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespiti, men ve ref'i ile, 10.000,00 TL maddi ve 30.000,00 TL manevi tazminat istemi, karşı davanın ise davacı adına TÜRK PATENT nezdinde 2012/00310 sayı ile tescilli endüstriyel tasarım tescil belgesi ile 2012/00941 sayı ile tescilli faydalı model belgesinin, yenilik ve ayırt edicilik vasıflarına haiz olmamasından bahisle hükümsüzlüğü ve sicilden terkini istemine ilişkindir.

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 554 sayılı KHK'nin 43 üncü maddesi, 6769 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesi .

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden taraflara ayrı ayrı yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

12.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.