Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
1.Katılan ... İdaresi vekilinin temyiz isteği; sanık hakkında hükmedilen hapis cezasının ertelenmesi nedeniyle bozulması talebine ilişkindir.
2.Sanığın temyiz isteği; etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanması için bildirilen miktarın çok yüksek olup iddia olunan kaçak eşyanın pek hafif olması ile orantılı olmadığına, verilen cezanın usul ve yasaya aykırı olması nedeniyle bozulması talebine ilişkindir.
Olay tutanağı ve dosya kapsamına göre, istihbari bilgiler üzerine telefoncular çarşısında sanığın, kendisine ait tezgah üzerinde 11 adet cep telefonunu satışa sunarken yakalandığı, 2 adeti kayıtlı bulunduğundan iade edilerek 9 adet cep telefonu yönünden sanığın 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 3/5. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.
Sanık savunmalarında, ele geçen cep telefonlarını müşterilerin tamir amacıyla bıraktıkları telefonlar olup, tamir ettikten sonra iade edeceğini, ancak buna ilişkin bir belgesinin bulunmadığını beyan etmiştir.
Suça konu cep telefonlarının kaçak olduğuna dair bilirkişi beyanı dava dosyasında mevcuttur.
Dava konusu eşyaların değerinin pek hafif kabul edildiği, Dairemiz yerleşik uygulamalarına uygun olduğu tespit edilmiştir.
Sanığa Yargıtay bozma ilâmı okunarak 08.06.2021 tarihli celsede sanığa kaçak eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katının bildirildiği halde; sanığın ödeme gücü olmadığından ödeyemeyeceğini açık olarak beyan etmesi karşısında Tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, katılan ... İdaresi vekili ve sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen aşağıda belirtilen husus dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 51/8. maddesi gereğince denetim süresini yükümlülüğe uygun geçirdiği takdirde cezasının infaz edilmiş sayılmasına dair ihtar da uygulama maddesinin gösterilmemesi suretiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 232/6. maddesine aykırı davranılması isabetli bulunmamıştır.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle katılan ... İdaresi vekili ve sanığın temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hükümde “denetim süresi yükümlülüğe uygun geçirdiği takdirde cezasının infaz edilmiş sayılmasına" ihtarının başına “5237 sayılı Kanun'un 51/8. maddesi gereğince” ifadesinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 12.03.2024 tarihinde karar verildi.