SAYISI: 2022/İHK-12804

SAYISI: K-2021/144277

Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Karara taraf vekilleri tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince davalı vekilinin itirazının reddine, davacı vekilinin itirazının kabulü ile Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararı kaldırılarak başvurunun kabulüne karar verilmiştir.

İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkiline ait olup davalı nezdinde genişletilmiş kasko sigortası ile sigortalı olan aracın bakımının yapılması amacıyla özel araç bakım servisine bırakıldığını, aracın bakımının yapılmasından sonra servis yetkilisinin aracı kontrol etmek amacıyla kullandığı sırada 19.10.2019 tarihinde tek taraflı trafik kazası meydana geldiğini, davalıya yapılan başvuru üzerine sigortalı aracın kiralık kullanıldığından bahisle ödeme yapılmadığını, ancak aracın kiralık olarak kullanılmadığını, kaza sırasında aracı kullanan kişinin araç bakım servisinin yetkilisi olduğunu, davalının ödemeden kaçınmak amacıyla bu iddiayı ileri sürdüğünü belirterek fazlaya ilişkin talep hakkı saklı kalmak üzere 39.000,00 TL araç pert bedeli, 1.000,00 TL araç mahrumiyet zararı olmak üzere toplam 40.000,00 TL'nin davalıdan tahsilini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; kısmi dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, kazanın tek taraflı olarak gece geç saatlerde gerçekleşmesi üzerine yapılan araştırma sonucunda aracın kiralık olarak kullanıldığının tespit edildiğini, poliçede mevcut muafiyet şartı gereğince davacıya ödeme yapılmasının mümkün olmadığını, hesaplama yapılırken iskonto oranlarının göz önüne alınması gerektiğini, Katma Değer Vergisi (KDV) dahil edilmeden hesaplama yapılması gerektiğini, müvekkilinin ekspertiz ücretinden sorumlu olmadığını, davacı tarafından poliçede mevcut olan İhtiyari Mali Sorumluluk teminatından araç mahrumiyet tazminatı talep edildiğini, araç mahrumiyet zararının dolaylı zarar olması nedeniyle teminat dışı olduğunu, ticari olmayan araç için mahrumiyet tazminatına hükmedilemeyeceğini, olay haksız fiilden kaynaklandığından müvekkilinin yasal faizden sorumlu olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.

Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasında düzenlenen kasko poliçesine göre sigortalı aracın kiralık olarak kullanılması durumunda hesaplanan bedel üzerinden %50 oranında indirim yapılması gerektiği, davacının aracının kiralık olarak kullanıldığı, konusunda uzman bilirkişiden alınan raporda aracın kiralık olarak kullanılması hali de göz önüne alınarak hesaplama yapıldığı, raporun ayrıntılı gerekçeli ve denetime elverişli olduğu gerekçesiyle başvurunun kısmen kabulü ile 12.531,99 TL bakiye hasar bedeli ile 2.625,00 TL ikame araç bedeli olmak üzere toplam 15.156,99 TL'nin 15.01.2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

A. İtiraz Yoluna Başvuranlar

Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri itiraz başvurusunda bulunmuştur.

B. İtiraz Sebepleri
Davacı vekili itiraz dilekçesinde; sigortalı aracın kiralık olarak kullanılmadığını, aracın müvekkilinin şahsi kullanımında olup kazayı yapan kişiye bakım amacıyla bırakıldığını, davalının zararın teminat dışı olduğuna ilişkin iddialarının somut delillere dayanmadığını, davalının iddiasını ispat edemediğini, başvuru dilekçesi ekinde sunulan vergi levhası ve kira sözleşmesinden kazayı yapan kişinin oto tamir bakım alanında faaliyet gösterdiğinin ispatlandığını, taraflar arasında akdedilen sigorta poliçesinde de aracın kiralama amacıyla kullanıldığına ilişkin hiçbir ibare yer almadığını, rapordaki hesaplamanın kabulünün mümkün olmadığını ileri sürerek Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

Davalı vekili itiraz dilekçesinde; kısmi dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, davacı tarafından arabuluculuk yoluna başvurulmadığından başvurunun usulden reddedilmesi gerektiğini, müvekkilinin zararı tazmin yükümlülüğü bulunmadığını, müvekkilinin KDV'den sorumlu olmadığını, talep edilen hasar bedelinin davacı tarafından ispat edilmesi gerektiğini, davacının talebinin fahiş olduğunu, dolaylı zararlardan olan ikame araç bedelinin teminat dışı olduğunu, Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları dikkate alınarak hesaplama yapılması gerektiğini, davacı yararına fazla vekalet ücretine hükmedildiğini, baro pulu, vekaletname harcı ve ekspertiz ücretinden müvekkilinin sorumlu olmadığını, müvekkilinin yasal faizden sorumlu olduğunu ileri sürerek Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosyaya sunulan fotoğraflardan davacının bir dönem araç kiralama işi yaptığı anlaşılmakta ise de dosyaya sunulan bilgi ve belgelerden aracın kaza sırasında kiralık olarak kullanıldığının somut olarak anlaşılmadığı, kazayı yapan kişinin araç bakım servisi işi ile iştigal ettiği, aracın davacı tarafından kazayı yapan kişiye kiralanmış olduğuna dair somut delil bulunmadığından poliçe gereğince muafiyet uygulanamayacağı, davacı vekilinin itirazının bu nedenle yerinde olduğu, davacının kısmi dava açmakta hukuki yararının bulunduğu, Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuru için arabuluculuk şartının söz konusu olmadığı, davalının KDV'den sorumlu olduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli olduğu, davacının ekspertiz ücreti talebi bulunmadığı, Uyuşmazlık Hakem Heyetince vekaletname harcına hükmedilmediği, avans faizine hükmedilmesinin yerinde olduğu, davacı yararına tam ve nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği gerekçeleriyle davalı vekilinin itirazının reddine, davacı vekilinin itirazının kabulü ile Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılmasına, başvurunun kabulü ile 45.231,99 TL hasar bedeli ve 2.625 TL ikame araç bedeli olmak üzere toplam 47.856,99 TL maddi tazminatın 15.01.2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı vekili temyiz dilekçesinde; itiraz dilekçesinde ileri sürülen nedenlerle İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasını talep etmiştir.

Uyuşmazlık, davacıya ait olup davalı nezdinde genişletilmiş kasko sigortası ile sigortalı olan aracın karıştığı tek taraflı trafik kazası sonrası hasara uğraması nedeniyle hasar bedeli ve ikame araç bedeli istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1401 vd. maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesi, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16 ncı maddesinin on üçüncü fıkrası, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin (AAÜT) 17 nci maddesi, Kasko Sigortası Genel Şartları.

1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, kısmi dava açılmasında hukuka aykırılık bulunmamasına, Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuru için arabuluculuğun zorunlu olmamasına, kaza sırasında aracın kiralık olarak kullanıldığına ilişkin somut delil bulunmamasına, davalının KDV'den sorumlu olmamasına, hükme esas alınan bilirkişi raporunun ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli olmasına, poliçe gereğince ikame araç bedelinin teminat dahilinde olmasına, ekspertiz ücretine hükmedilmemiş olmasına, taraflar arasındaki sözleşme kasko sigortasına ilişkin olduğundan avans faizine hükmedilmesinde isabetsizlik olmaması ile temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. 5684 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinin (17) numaralı fıkrası, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13 üncü ve AAÜT’nin 17/2 nci maddeleri bir bütün olarak yorumlandığında tarafların avukat ile temsil edildiği hâllerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücretinin, her iki taraf için de AAÜT’de yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biri olarak hükmolunması gerektiği anlaşılmaktadır.

Bu itibarla; İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekâlet ücretine ilişkin olarak anılan mevzuat uyarınca maktu vekâlet ücretinin altında kalmamak kaydıyla asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin 1/5’i oranında vekâlet ücreti yerine nispi ve tam vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca İtiraz Hakem Heyeti kararının düzeltilerek onanması gerekir.

1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,

2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının hüküm fıkrasının (3) numaralı bendinde yer alan "7.021,41 TL" ibaresinin çıkarılarak yerine "5.100,00 TL" ibaresinin yazılması suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine,

Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,

11.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.