Esastan ret
Taraflar arasındaki vasiyetnamenin tavzihi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkili ve davalıların murisi ...'ın, çok uzun yıllardan beri, eşi ... ve kızı (davacı) ... ile birlikte hayatını sürdürdüğünü, müteveffa ...'ın, Çorum'da tuğla-kiremit fabrikasında ortaklığı olup yine muhtelif taşınmazlarının da mevcut olduğunu, bunlardan Çorum Merkez Gazi Caddesi üzerinde bulunan zemin artı üç katlı binada bir dükkan ve üç dairedeki kiracıların geliri ile evlerini geçindirdiğini, ölümünden sonra da bu yeri kızı ...'ya vermek ve onun hayatını idame ettirmesi için bağışlamak arzusu taşıdığını ve bunu her yerde dile getirdiğini, Noterde ... ve .. tanık olarak bulunduğunu, ...'e ve ...'a, bu gayrimenkulü kızı ... ve annesi eşi ...'ya bıraktığını, kendisi öldükten sonra tamamının onların olacağını, mağdur olmalarını istemediğini, yıllardır kendisi ile beraber olup ve kendisine onların baktığını, onların geçimi için dükkan ve 3 büroyu bağışlamak istediğini söylediğini ve noterde de aynı şekilde ifade edip bağışladığını, söz konusu yerin ... Mahallesi 25 pafta 449 ada 3 parsel olup ancak aynı yerin arka tarafı 20 parsel olup ayrı bir tapusu olduğunun bilinmediğini, müvekkilinin vasiyetnameye göre tapunun devrini talep edince hatanın ortaya çıktığını, bu hatayı fark eden ...'ın 06.04.2021 tarihli Çorum 2. Noterliği 11226 yevmiye No.lu ihtarname ile ölüm tarihi olan 2015 tarihinden itibaren kira geliri talep ettiğini, vasiyetnamede arsa olarak değil, x parselde kayıtlı gayrimenkuldeki bilumum hak ve hisselerimin tamamını vasiyet ediyor ve bırakıyorum, diğer mirasçılardan müdahale istemiyorum... şeklinde beyanda bulunduğu, bilumum hak ve hisseler derken dükkan ve büroları, bütün gayrimenkulü kastettiğini, muris iradesinin araştırılarak gerçek iradesi doğrultusunda binanın bulunduğu parsel olan Çorum Merkez Çepni Mahallesi 25 Pafta 449 ada 20 parsel yerine aynı ada pafta 3 parsel olarak bağışlama iradesinin tespiti ile vasiyetnamenin bu şekilde tavzihine karar verilmesini talep etmiştir.
1. Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddi gerektiğini, murisin taşınmazların ayrı ayrı tapu kayıtlarının olduğunu bildiğini, murisin bakıma muhtaç olduğu belirtilmiş ise de aklen ve bedenen sağlıklı bir insan olduğunu, baktıkları için vermek istese ölünceye kadar bakma sözleşmesi yapacağını, davacının iddialarının resmi vasiyetnamenin sıhhatine ilişkin olup hüküm ve sonuç kısmında vasiyetin iptalinin istenilmediğini, davaya dayanak teşkil eden yasa ve ilgili maddesi belirtilmeyen, somut delillere dayanmayan, resmi vasiyetin içeriğini kabul etmeyen ama vasiyete ilişkin iptal talebi olmayan, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelere uyulmayan davanın reddini savunmuştur.
2. Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; HMK madde 114/1- c, h, i, ve madde 115'e göre dava şartlarından sayılan mahkemenin görevli olması, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmaması, aynı davanın daha önceden kesin hükme bağlanmış olması nedenleriyle usule ilişkin dava şartları itirazları olduğunu, zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazlarının da mevcut olduğunu, ... adına 2 ayrı parselde kayıtlı 2 ayrı taşınmazın olduğunu, murisin malvarlığını, taşınmazlarını ve diğer maddi değeri olan diğer varlıklarını gayet iyi bir şekilde bilmekte olup hangisiyle ilgili işlem yapacağının da kesin bir şekilde farkında olduğunu beyanla davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı ile davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf yoluna başvurmuştur.
Davacılar vekili; Mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, vasiyetnamenin tenfizi talebinin yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmişse de, bununla birlikte vasiyetnamenin tenfizini talep etmek için kesinleşmiş bir vasiyetname olması gerektiğini, davalarında ise vasiyetnamenin düzeltilmesinin söz konusu olduğunu, dolayısıyla kesinleşmiş bir vasiyetname olmadan tenfizine karar verilmesinin olanaksız olduğunu, vasiyetnameye göre işlem yapılmasında hukuki yararın olduğunu, bu nedenle kararın kaldırılması için istinaf talebinde bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacılar vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebeplerle temyiz yoluna başvurmuştur.
Dava, vasiyetnamenin vasiyet edenin gerçek iradesine uygun olarak düzeltilmesi istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371 inci maddesi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 532 nci maddesi,
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.03.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.