Taksirle yaralama suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkin temyiz itirazlarının reddine, ancak;

Olay günü saat 14: 45 sıralarında, sanığın sevk ve idaresindeki çekici ile meskun mahalde, gündüz vakti, bölünmüş iki şeritli asfalt kaplama yolda seyir halindeyken, olay mahalli dört yönlü kavşağa geldiğinde kontrolsüzce kavşak alanına giriş yaptığından, aracının sağ ön kısımları ile seyir yönüne göre yolun sağ şeridinde seyir halinde olan motosiklet sürücüsü katılan ...'nin aracı ile çarpışması sonucu, sürücü ...'nin hayati tehlike geçirecek ve vücudunda kemik kırığı oluşacak şekilde, motosiklette yolcu olarak bulunan katılan ...'in ise basit tıbbi müdahale ile giderilir şekilde yaralandıkları olayda; sanığın kazanın meydana gelmesinde asli kusurlu olduğunun kabul ve tespit edildiği anlaşılarak yapılan incelemede;

1-Sanık hakkında uygulanan TCK'nın 89/4 maddesinde temel cezanın 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezası olarak öngörüldüğü, buna rağmen taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma suçundan temel cezanın tayini sırasında, takdiren adli para cezasına hükmolunduğunun belirtilmesi suretiyle, TCK'nın 89/4. maddesine aykırılık oluşturulması,

2-Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07/07/2009 tarih 2009/9-62-191 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde TCK'nın 61/1. maddesinin (g) bendinde yer alan "failin güttüğü amaç ve saiki" gerekçesine dayanılamayacağının gözetilmemesi ile adli para cezasının belirlenmesi esnasında uygulama maddeleri olan TCK'nın 50/1-a ve 52/2-3. maddelerinin gösterilmemesi,
Kanuna aykırı olup, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; aynı Kanunun 326/son maddesi uyarınca sanığın ceza miktarı bakımından kazanılmış hakkının saklı tutulmasına 28.04.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.